Kendinize bir de bu pencereden bakın: Johari Penceresi

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

İnsanların önce kendilerini daha sonra da başkalarını bütün yönleriyle anlayabilmesi mümkün müdür? Size kendiniz hakkında sorular sorulduğunda verdiğiniz cevaplar ile yakınlarınıza sorulduğunuzda sizinle ilgili verdikleri cevaplar aynı mı? Başkaları sizin hakkınızda bilmediğiniz neyi biliyor? Kişiliğimizi tam anlamıyla idrak edemeyebiliriz; ancak kişiliğimizin dış dünyaya yansıyan kısmı hakkında bilgi sahibi olabiliriz. İşte Johari Penceresi Modeli ilişkilerimizde iletişimimizi, kendimizi ne kadar açtığımızı, sınırlarımızı tartabileceğimiz bir teknik.

Johari Penceresi iki veya daha fazla insan arasında bilinen ve paylaşılan, ya da bilinmeyen ve paylaşılmayan iletişimi inceleyen bir modeldir (Kılıç ve Önen, 2011). “Johari’’ kavramı psikolog Joseph Luft ve psikiyatr Harry Ingham tarafından geliştirilmiş ve isimlerinin ilk hecelerinin birleştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Bu model, iletişime dayalı ve sosyal etkileşimleri değerlendiren bir sistem olmasının yanı sıra güven sağlama ve danışmanlık süreçlerinde de kullanılan bir tekniktir.

Johari penceresinin iki boyutu vardır. Birinci boyut bireyin kendisi ile ilgili bildiklerini içermektedir. İkinci boyut ise diğerlerinin birey hakkında edindikleri bilgilerden oluşmaktadır. Bu iki boyutun birleştirilmesi durumunda dört alan (pencere) ortaya çıkmaktadır ve her bir alan bireylerin ihtiyaçları, davranışları, duyguları ve tercihlerini göstermektedir (Koca, 2016). Kişinin hangi pencerede olduğu diğerleriyle kuracağı iletişimi etkilemektedir (Uysal, 2003).

Açık Alan; İlk alan kişinin hem kendisinin hem de diğerlerinin karşılıklı olarak bildiği bilgiler yani kişinin açık benliğidir. Tüm bireyler tarafından öğrenilebilir bilgiler bu alanda yer almaktadır (Koca, 2016). Gözlemlenebilir ve bireyin anlatmaktan çekinmediği “genel” bilgileri kapsar (Kılıç ve Önen, 2011).

Kör Alan; İkinci alan, bireyin kendisinin fark edemediği, başkalarının o birey ile ilgili bilgilerini temsil etmektedir. Bu alan, kişinin kör benliğidir. Kör alanda, bireyler kendi özelliklerini bilmemekte ancak, başkaları kişiyi niteleyebilmektedir. Bireyin kendinin farkında olmadığı ve başkalarının o kişide gördüklerinden (alışkanlıklar, kişisel özellikler, savunma mekanizmaları, kaçış stratejilerinden) oluşmaktadır (Koca, 2016).

Gizli Alan; Üçüncü alan bireyin diğerleri ile paylaşmak istemediği, bilinçli olarak gizlemek istediği bilgileri kapsamaktadır (Yıldız, 2014). Bu alan kişinin gizli benliğidir. Kişinin düşündüğü, hissettiği ve başkalarının bilmediği bireyin kendisine sakladığı her şeyden oluşmaktadır (Koca, 2016). Bireylerin başkaları tarafından bilinmeyen gizli sırları, kıskançlık, anksiyete ve korku gibi gizlemek istediği duyguları bu alanda yer alır.

Bilinmeyen Alan; Dördüncü alan ise kişinin bilinmeyen benliğidir. Bu benlik, bilinmeyen bir alan olduğu için bu alana bilinçaltı veya bilinç dışı da denilmektedir (Koca, 2016). Her iki tarafın da yeterli bilgiye sahip olmadığı ve dikkat çekmeyen özellikleri kapsar (Yıldız, 2014). Bilinmeyen alanda daha az iletişim vardır ve kişiler arası ilişkilerin daha az olduğu belirtilmektedir.

Johari Penceresindeki bu alanlar sabit değildir. Kişilerin duygu, düşünce, gözlem ve deneyimleri yaşam boyu devam ettiği sürece, bir alandan diğerine kaymalar olabilmektedir (Koca, 2016). İnsanların birbirlerini tanıdıkları ve anladıkları ölçüde iletişim kurmalarının kolay olacağı düşünülürse, kişiler arası ilişkilerin uyumlu olması ve sağlıklı bir iletişimin sağlanması Açık alanın genişliğine bağlıdır (Kılıç ve Önen, 2011). Bunu başarmak için iki önemli değişim aracı vardır; Kişisel Açılım ve Geri Bildirim.

Kişisel Açılım, insanın iç dünyasını diğerlerine açıklama sürecidir. Geri Bildirim ise kişinin çevresindekilerin duygu ve düşüncelerini, onlardaki bilgiyi öğrenme sürecidir (Uysal, 2003). Geri bildirim sürecinde, diğer kişilerin kendisi hakkındaki düşüncelerini öğrenen birey, dışarıdan nasıl göründüğünü anlar ve nasıl algılandığını tahmin eder. Bu şekilde Kör alan daralır ve Açık alan genişler. Diğer bir yandan bireyin kendi benliğini açığa vurması; diğerlerine karşı samimi, açık olması ve güven verici biçimde yaklaşması gerekir (Koca, 2016). Bireyler kendisi ile ilgili bilgileri paylaştıkça Gizli alanlarını paylaşabilir, Bilinmeyen alanlarını keşfedebilirler bu şekilde de Açık alan genişler. Tabi bu iki sürecin tam anlamıyla başarılabilmesi için iki tarafın da birbirlerini anlamada istekli olması gereklidir (Kılıç ve Önen, 2011). Peki siz hayatı hangi pencerede yaşadığınızı hiç düşündünüz mü?

Kaynakça

Kılıç, E., Önen, Ö. (2011). Öğrenen Örgütlerde Johari Penceresi Burdur Örneklemi. Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, 2(5), 1-13.

Koca, G. Ş. (2016). İletişimde Johari Penceresi: Hastane Yöneticileri, Hekimler ve Hemşirelerin İletişim Beceri Düzeylerinin Kişisel Açılım ve Geri Bildirim Düzeyleri Üzerine Etkisi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

Uysal, G. (2003). Rol Farklılaşmasının İletişime Etkisi ve Johari Modeli. C.Ü. İktisadi ve İdari BilimlerDergisi, 4 (1), 137-148.

Yıldız, F. F. (2014). Johari Penceresi ve Otantik Liderlik: Geri Bildirim ve Kişisel Açılım ile Kişisel Farkındalık ve İlişkilerde Şeffaflık. 2. Örgütsel Davranış Kongresi (s. 313-322), Melikşah Üniversitesi, Kayseri.

Elif CEYLAN

Aday Psikolojik Danışman/Ege Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 205 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme