Korona Günlerinde Üretkenlik

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Bilindiği gibi dünyamız ve ülkemiz corona virüs etkisiyle kavrulmakta, maalesef her gün on binlere yakın can kaybı yaşanmaktadır. Dünya çapında alınan önlemler nedeniyle insanların evlerinde kalmaları ve mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları gerekmektedir. Bu durum sosyal bir varlık olan insanın ‘‘sosyal izolasyon’’ kavramıyla tanışmasına sebep olmuştur. Salgın gibi bir doğal afete maruz kalmadan önce işlerine veya okullarına gidip gelen, arkadaşlarıyla kafede oturup birer kahve içen, deniz kenarında bir bankta oturup sohbet eden insanlar için bu durumun kabullenilmesi ve uygulanılması biraz zordur ancak bu duruma hemen alışılmaması normaldir. Bu yüzden, pek çok insanda salgını reddetme ve ‘’bize bir şey olmaz’’ düşüncesi hakimdir. Bunun tam tersi olarak aşırı kaygı ve korku bireylerde etkisini gösterebilmektedir. Belirsizlik ve çaresizlik hissi insanlarda yoğun olarak gözlemlenmektedir. Günlük rutini ve hayatlarındaki öncelikleri değişen çoğu insanda panik, stres ve depresyon semptomlarında artış yaşanmaktadır. Mental sağlık anlamında zorlu günler yaşansa da olası bir çare olarak çabuk adapte olmaya çalışmak önemlidir ve bu durum kişinin psikolojik sağlamlığına bağlıdır. Bilişsel adaptasyonun ruh sağlığını geliştirici yönlerine ilişkin kanıtlar depresif bireylerle yapılan çalışmalarla desteklenmektedir (Alloy & Abramson, 1988). Psikolojik sağlamlık (resilience), bir olumsuzluk durumu ile karşı karşıya kalındığında, risk faktörleri ve koruyucu faktörlerin etkileşimi sonucu oluşan süreçte, bireyin hayatındaki değişikliğe uyum göstermesini içermektedir (Karaırmak, 2006). Sağlamlığımızı artırmak için ilk olarak durumu kabul etmek ve farkında olmak önemlidir. Bunun yanında gerçekçi olunmalı ve bireyin kendi duygularının farkında olabilmesi, onları dile getirebilmesi gereklidir. Ayrıca bu tarz olumsuz beklenmedik durumlarda olayların değişmesinin elimizde olmadığı bilinmeli ve kabul edilmelidir.

Televizyonda ve sosyal medyada pek çok insan, ruh sağlığı profesyonellerinin verdikleri tavsiyelere şahit olmuştur. Uzmanlara göre evde yapılmak istenip de bir nedenle yapılamayan işlere vakit ayırarak veya bir hobi edinerek bu kriz fırsata çevrilebilir. Fakat çevrilmeyebilir de. Sürekli üretken olmak, her günü başka bir aktiviteyle geçirmek zorunda hissedilmemelidir. Bazen oturup sakince düşünmek, günü hiçbir şey yapmayarak geçirmek de kişiye yardımcı olabilir. İnsanların kaygıyı yönetme biçimleri birbirinden farklıdır. Bir kişi kaygıyla sürekli kitap okuyarak veya araştırma yaparak baş edebilirken bir diğeri hiçbir şey yapmayarak sadece arkadaşlarıyla sohbet ederek endişesini kontrol edebilir. Salgına nasıl yanıt vereceğiniz, geçmişinize, sizi diğer insanlardan farklı kılan şeylere ve yaşadığınız topluluğa bağlı olabilir. Çocukluktan bu yana geliştirilen faklı savunma mekanizmaları devreye girdiği için o gün içinde nasıl hissettiğiniz gününüzü nasıl geçirmeniz gerektiğini şekillendirebilir. Yani o gün üretken hissedilmiyorsa tavanı izlemek daha iyi geliyorsa bu kişinin anormal olduğu anlamına gelmez. Bu yüzden bir şeyler yapabilme konusunda baskı altında hissetmek, yetersiz ve değersiz olduğunu düşünmek kişinin ruhsal sağlığına daha fazla zarar verebilmektedir.

Bireyin üretkenliği zihinsel enerji ile iç ve dış motivasyon duygusuna bağlıdır. Motivasyonun birçok kaynağı olabilir ve çoğu zaman insanların herhangi bir davranışta bulunmak için birden fazla motivasyonu olabilir. Motivasyon dışsal olabilir, burada bir kişi dış etmenlerden yani diğer insanlar veya ortaya çıkan olaylardan ilham alır. Çevredeki insanların enerjisi, motivasyona ve dolaylı olarak üretkenliğe etki etmektedir. İçsel motivasyona erişmek için ise bireyin kendisini dinlemesi, içgörü geliştirmesi ve olumlu düşünmesi gerekmektedir (Araini, 2013). Kendilerini son derece olumlu algılayan hayatlarındaki olaylar üzerinde kontrol sahibi olduklarına inanan ve geleceklerine karşı iyimser olan bireyler, daha kararlı bir şekilde motive olma eğilimindedirler (Bandura, 1977).

Virüsle savaşırken bağışıklık sistemimizin güçlü olması ve vücudumuzun herhangi bir tehlikeye karşı direnç göstermesi gerekmektedir. Bağışıklık sistemimize katkı sağlayan mutluluk hormonu bu yüzden oldukça önemlidir. Kayıplara bağlı olarak üzgün ve çaresiz hissetmek sürekli olduğunda kişiye zarar verir. Hayatın bir şekilde devam ettiğini kabul etme sürecini hızlandırmak ruh sağlığına iyi gelecektir. İşin içinden çıkılmayacak ve kendi kendine çözülmeyecek noktaya gelindiğinde ise mutlaka profesyonel yardım alınması gerekmektedir. Evden çıkmak pek mümkün olmasa da online terapiler sayesinde bireylere danışmanlık alma fırsatı sağlanmıştır.

KAYNAKLAR

Alloy, L. B., & Abramson, L. Y. (1988). Depressive realism: Four theoretical perspectives. In L. B. Alloy (Ed.), Cognitive processes in depression (pp. 223–265).

Ariani, D.W. (2013).  Personality and Learning Motivation, European Journal of Business and Management, January 2013, 5(10).

Bandura, A. (1977). Self-efficacy: Toward a unifying theory of behavioral change. Psychological Review, 84, 191–215.

Karaırmak, Ö. (2006). Psikolojik Sağlamlık,  Risk Faktörleri ve Koruyucu Faktörler, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3(26).

GÖRSEL KAYNAKLAR

https://www.freepik.com/free-vector/stay-home-illustration-concept_7291671.htm

http://www.art-izan.org/tag/pandemi/

 

Melisa Akpınar

Aday Psikolojik Danışman

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü

Bugüne Kadar Toplam 259 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme