RUHİ TECRÜBE: MİSTİSİZM

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Mistisizm, “gizemcilik veya bir konuda en üst derecede bulunabilme tutkusu” olarak tanımlanmaktadır. Mistisizm (İng. mysticism; Fr. mysticisme) Grekçe “sır” anlamına gelen musterion kelimesinden türetilmiştir. Zaman ve tarih içinde gelişenden ezelî ve zamansız olana geçiş tecrübesini ifade eden mistisizmin anlamı daha sonra genişlemiş, bu terim Grek ve Doğu felsefelerinin Yeni Eflâtunculuk adı altında uzlaştırılması çabasının ardından değişikliğe uğrayarak “bütün bir hakikat problemine aklî ve daha çok sezgiye dayalı melekelerle özel biçimde yaklaşmak” mânasına gelmeye başlamıştır. Mistisizm, “görünenin ötesine veya görünmez olana geçme tecrübesi” şeklindeki genel anlamıyla belli bir dine özgü olmayıp bütün dinlerde rastlanan bir olgudur.

Mistisizm farklı bölgelerde, farklı zamanlarda birbirinden habersiz kişiler arasında ve bağımsız sosyokültürel yapılarda kendini göstermiştir. Bu durum mistisizmi daha da kayda değer hale getirmiştir. İki türde mistik tecrübe vardır: “Dışa dönük” (extrovertive) mistik tecrübe ve “içe dönük” (introvertive) mistik tecrübe.

İçe dönük mistik tecrübeyi duyusal tecrübenin bütün sınırlarını aşan, hiçbir ikilik ya da ayırım içermeyen, “evrensel ben” ile birliği içeren saf bilinç tecrübesi olarak tanımlanır.  Saf bilinç tecrübelerinin ortak öze sahip olduğunu iddia ederek, meydana gelen tecrübeler arasında bir ortaklık tesis eder. Meselâ Budist bir mistik, tecrübesini bütün varlığın içinde yok olduğu nirvana; bir traoist ya da doğa mistiği ise doğa ile birleşme; Yahudi bir mistik Tanrı ile en yakın olduğu bu anı dekuth; Hristiyan bir mistik ilâhî birlik; Müslüman bir mistik ise fenâ olarak adlandırır. İçe dönük mistik tecrübe, hiçbir duyum, imgelem, his veya düşüncenin aracılık etmediği, bunlardan bağımsız tam bir birlik tecrübesidir.

Stace, dışa dönük mistik tecrübeyi “birlik”in dış dünyada var olanlarda algılanması olarak tanımlar. Yani bu tecrübe türünde fiziksel dünyanın algılanışı devam etmekle birlikte, çokluğun gerisindeki birlik tecrübe edilir.

Stace, “… Onun birkaç nâdir insanda bulunması, hakkında bol miktarda delil bulunan psikolojik bir olgudur. Onun psikolojik bir olgu olarak mevcudiyetini reddetmek veya ondan şüphe etmek, saygı duyulacak bir görüş değildir. Bu bir cehalettir.” diyerek mistisizmi temellendirmiştir (Süleyman, 2017).

Mistisizm içeriği konular ve olayları değerlendirme biçimi olarak Jung’un arketiplerine benzetilebilir. Özellikle farklı kişiler ve sosyokültürel durumlarda ortak olguların olması olması Jung ile mistisizmi yaklaştırır. Jung arketipleri, duygusal yönü oldukça güçlü olan evrensel düşünce biçimleri olarak tanımlamaktadır. Arketipler her insanın yapısında var olan ve kalıtımsal olarak da nesilden nesile devam eden varoluşsal kodlardır. Yunanca “arkhetypos” kavramından türetilen arketip, evrensel ve süreklilik taşıyan ilk imgeler, karakterler ya da kalıplar olarak tanımlanır (Darıcı, 2013: 77). Arketipler insan ruhunun her yerde belirgin bazı muhtevalarına işaret eden kolektif bilinçdışının kaçınılmaz bir uzantısıdır (Öztekin, 2011: 296). Kelime anlamı kök örnek olan arketipler Jung’a göre varlığı en uzak geçmişe dayanan ilk görsellerdir (Kavut, 2020).

Jung, tüm arketiplerin kökenini kolektif bilinçdışına dayandırmakta ve kolektif bilinçdışı sayesinde insanların atalarının geçmişi ile bağ kurabildiğini vurgulamaktadır (Yakın ve Ay, 2012: 28). Arketipleri bilinçdışı ruh sürecini kurmaktan sorumlu resmi etkenler olarak tanımlayan Jung’a göre arketipler davranış şekilleridir (Hogenson, 328). Kişiliğin oluşumunda çok önemli bir rol oynamalarından dolayı Jung; persona, anima ve animus, gölge ve ben olarak adlandırdığı bu arketiplere özel bir önem vermiştir (Geçtan, 2014: 166).

Sonuç olarak mistisizm her dinde kendine yer bulan sezgisel yaklaşımdır. Kolektif bilinç, arketipler, bilinç düzeyleri gibi konulardan mistisizm psikolojiye yaklaşır. Psikoloji dışında özellikle felsefe bilimi mistisizmi ve onun insan hayatına yansımalarını yıllar boyunca incelemiş ve bunu bir araştırma konusu haline getirmiştir.

KAYNAKÇA

Darıcı, S. (2013). Bilinçaltı Reklamcılık ve İletişim Teknikleri, İstanbul: İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları.

Geçtan, E. (2014). Psikanaliz ve Sonrası, İstanbul: Metis Yayınları

Hogenson, G. (2009). Archetypes and Action Patterns. Journal Of Analytical Psychology, 54, 325-337.

Kutluer, İ. (2021). “Mistisizm”, Tdv İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mistisizm, adresinden ulaşılmıştır.

KAVUT, S. Carl Gustav Jung: Kavramları, Kuramları ve Düşünce Yapısı Üzerine Bir İnceleme Carl Gustav Jung: A Study on His Concepts, Theories and Philosophy. Uluslararası Kültürel ve Sosyal Araştırmalar Dergisi (UKSAD)6(2), 681-695.

Öztekin, A. (2011). İbn Arabî’nin “Âyân-I Sâbite”Si İle Jung’un “Arketipler”İ Üzerine Bir Değerlendirme. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 52(1), 293-303.

Süleyman, B. A . (2017). Mistisizmin Felsefî Okuması: Walter T. Stace’in Mistik Tecrübeye İlişkin Düşüncelerinin Bir Değerlendirmesi. İslâm Araştırmaları Dergisi , (37), 119-148.

Yakın, V. ve Ay, C.(2012). Markaların Kişilik Arketiplerinin Araştırılması Üzerine Bir Araştırma. The Turkish Online Journal Of Design, Art And Communication. 2 (3), 27-36.

Ebrar ALBAYRAK

Aday Psikolojik Danışman / Necmettin Erbakan Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 183 Görüntülenme, (Bugün) 3 Görüntülenme