Yükleniyor..
Uncategorized

İslam ve Psikoloji

İslam ve Psikoloji

    Bu çalışmada Kur’an–ı Kerimdeki bazı ayetlere ruh sağlığı  açısından bakmaya çalışacağız.

Hepimizin başına gelmiştir. Bir şeyi çok isteriz ve elimizden gelen her şeyi yapıp tevekkül etmişizdir. Sabır ile beklemeye başlarız emeğimizin karşılığını almak için. Sonra hesapta olmayan şeyler çıkar bir anda karşımıza. Her şey bize göre kötüye gitmeye başlar. Yakın arkadaşlarımıza, ailemize gider dertleşiriz. Neden bunlar oldu diye anlamaya çalışırız. İstediğim ne idi neler yaşadım diye düşünür dururuz günlerce. İçimiz hep bir huzursuz olur biraz da kırgın belki de. Böyle zamanlarda insan en nihayetinde  inandığı varlığa yönelir. O’ na sorar nedenleri ve  cevabı bulur der ki : ‘… Fakat olur ki bir şeyden hoşlanmazsınız ama o sizin için hayırlıdır. Ve olur ki bir şeyi de seversiniz, halbuki o sizin için şerdir’ (Bakara  suresi /216). Bir başka ayette ‘İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder. ’(İsra suresi /11) der. Aklımızı, kalbimizi rahatlatıp olaylara farklı açıdan bakmayı öğretir. Elindekini değerlendirmeyi, kötü olarak gördüklerini kendi lehine çevirmeyi ve  belki de bir şeyi körü körüne istememek gerektiğini anlatır. Hayatımızdaki ‘Keşke’ ile ‘İyi ki’ lerin güzel bir özeti olmuş aslında bu ayetler.  Ruh sağlığı açısından da olması gereken budur. Bir şeye takılıp kaldığımız vakit başka fırsatları değerlendiremeyiz. Belki sabredersek, olumlu yönlerini düşünmeye çalışırsak daha kısa sürede toparlarız kendimizi. Olanları kabullenip kendimizi sorgulama fırsatı buluruz.

O halde gevşemeyin ve üzülmeyin eğer gerçekten mü’min kimseler iseniz en üstün olanlar sizsiniz’( Al-i İmran suresi /139) ayeti ise inanan insanlar için ümit aşılayıcı niteliktedir.  İnanan bir insanın ne olursa olsun galip geleceğinden bahsediyor. Kişinin çok fazla üzüntüye kapılmaması gerektiğini başlarına gelen kötü şeyler karşısında toparlayıp ayağa kalkması gerektiğini anlatıyor. Bu da ruh sağlığı uzmanlarının kişinin motivasyonunu yükseltmek için hedeflediği bir durumdur. Yani  psikolojik sağlamlığını yükseltmek. ’ Demek ki her zorluğun yanında bir kolaylık vardır’( İnşirah suresi/ 5). ‘… bu yüzden boş kaldığında yine kalk yorul’( İnşirah suresi/ 7) ayetleri de insana aynı mesajı vermekte. Evet, zorlanıyorsun yoruluyorsun ama muhakkak bir çıkış yolu var diyor. Kişiyi düşünmeye, düştüğü durumlardan kurtulmak için yol aramaya teşvik ediyor. Tıpkı psikoloji kuramlarından Çözüm Odaklı Yaklaşım  gibi. ‘ Neler Yapabilirim?’ sorusunu sorduruyor insana. Bu da kişilerin problem çözme becerisini geliştirir.

‘… biz kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmayız..’( En’am suresi/152) diyor bir başka ayette de. Senin başına bunlar geliyorsa aşabileceğin içindir diyor yani. Kendini güçsüz, işe yaramaz, yıkılmış hissetme. Yaşadıklarının dünyadaki en büyük sorunlar olduğunu düşünme, çaresiz değilsin diyor yani. Daha önce karşına çıkan sorunları aştığın gibi bunları da aşacak güce sahipsin, farkına var! diyor. Yine ruh sağlığı çalışmalarında, terapilerde danışanın olumlu yönlerine odaklanıp düştüğü depresif halden çıkarmaya çalıştığımız gibi yaklaşır insana.

Bazen dünya hayatına öyle bir dalıp gideriz ki sanki ölüm hiç olmayacakmış gibi. Mal mülk ediniriz sanki huzuru onlarda bulacakmış gibi.. ya da sevdiklerimiz sonsuza kadar yanımızda kalacakmış gibi kıymetini bilmeden yaşarız. Ölüm olmayacakmış gibi kırarız çevremizdekileri. Kur’andaki ‘ Her nefis ölümü tadıcıdır..’( Al-i İmran suresi/185) ayeti ise insana bunu hatırlatır. Sonsuza kadar bu dünyada yaşamayacağını, gelip geçici olduğunu ölümün varlığını anlatır, anlatır ki insan buna göre ve buna rağmen yaşasın. Ölümün farkında olmak insanı hem iyi hem de kötü olaylara karşı kendini çok da kaptırmamasını sağlar. Kişi  hayatını boş hevesler ile değil de daha kalıcı ve anlamlı yaşamaya çabalar. Ya da insanlarla yaşadığı sorunları, tartışmaları, kızgınlık ve kırgınlıkları bu farkında oluş ile daha kısa sürede çözer.

‘.. her ilim sahibinin üstünde bir bilen vardır’( Yusuf suresi /76) ayeti ise kişinin bir bakıma ‘ben biliyorum!’delisi olmaması gerektiğine vurgu yapıyor. Her insandan öğrenilecek şeyler olduğuna ilmin sonunun gelmediğine değiniyor. Tıpkı en iyi eğitimleri ve unvanları almış bazı hocalarımızın ’hala öğreniyorum’ demeleri gibi. Bu durum kişiyi sürekli araştırmaya, sormaya iter. Bilginin sonsuzluğuna adım atar insan. Hep bir arayış içinde olur. Kişinin sahip olduğu unvan ve makamdan dolayı kibirlenmemesi gerektiğini anlatır.

    ‘Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı da.’ (Duha suresi/ 3)  diyor. Her şey seni bırakıp gitse de inancın seni terk etmez. Belki yaşadıkların karşısında kaderi, hayatı suçladın. İsyan ettin içten içe.. ama her ne olursa olsun her daim yanında olan inandığın varlık var. O sana darılmaz bırakıp gitmez tüm gidenler gibi der. Yine insanı ayakta tutan güçlü hissettiren bir ayet.  İyi ve kötü günde her daim yanımızda olan bir insanın bize güç vermesi gibi güç verir.

 

Psikolojik Danışman

Emine Gümüş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir