SOSYAL KAYGIYA ERGENLİK DÖNEMİNDEN BAKIŞ

Ergenlik dönemi genç yetişkinlikten önce bireylerin geçtiği hassas bir köprü görevi gören ve gelişimsel açıdan pek çok alanda olgunlaşmanın gerçekleştiği bir zaman dilimidir. Kritik öneme sahip bu dönemde birey kendisini özerk bir kimlik olarak kabul ettirme ve kendini gösterme çabası içine girmektedir. Bu dönemde ergen için sosyal ilişkilerin gücü ve başkaları üzerinde bırakılan izlenimlerin niteliği çok önemlidir. Bundan dolayı birey kendisiyle ilgili büyük bir beklenti içine girer ve beklentilere cevap veremediğinde sosyal kaygı düzeyi artar(Kuzucu, 2013).

   

Peki sosyal kaygı (fobi) nedir? Sosyal kaygı, kişinin tanımadık insanlarla karşılaştığı veya başkalarının gözünün üzerinde olabileceği duruma düşeceği, utanç duyacağı biçimde davranacağından korkmasıdır. Sosyal kaygı bireyin başkaları tarafından nasıl algılandığına ve başkaları tarafından nasıl değerlendirildiğine ilişkin kaygı duymasıyla başlar. Sosyal kaygı yaşayan bireyler, başka insanların kendilerini yargıladığı ve negatif değerlendirdiği düşüncesi ile yetersizlik, aşağılanmışlık hisseder ve hayal kırıklığına uğrarlar. Yanlış bir şey yapacak, söyleyecek ve sanki insanlar onunla alay edecek, onu yadırgayacak, aşağılayacak, herkesin içinde rezil olacak gibi hissederler. Konuşurken herkes ona bakıyormuş gibi gelir. Yaptıkları en ufak hatalar gözlerinde çok büyür, rezil olduklarını düşünürler. Sosyal kaygı düzeyi yüksek olan bireylerde eleştirilmeye, olumsuz değerlendirilmeye, reddedilmeye aşırı duyarlılık, hakkını savunmada güçlük çekme, düşük benlik saygısı veya özgüven eksikliği de görülebilir. Başkaları tarafından onaylanma ihtiyacı yüksek olan bireyler daha fazla sosyal kaygı yaşarlar(Sertelin Mercan, 2007). Sosyal kaygının tüm bu nitelikleri göz önüne alındığında başlangıç yaşının ortalama olarak 13- 15 yaşları arasında değiştiği bilgisi araştırmacıları önemli bir risk dönemi olan ergenlik çağını irdelemeye yöneltmiştir. Leary ve Kowalski (1995)’ ye göre ergenlik dönemi sosyal kaygının en fazla yaşandığı dönemdir. Son yıllarda araştırma ve uygulamalarla özellikle çocuk ve ergenlerde yaşanan sosyal kaygının incelenmesi ve tedavi seçeneklerininyapılandırılmasına yönelik ilgi ve çalışmalar giderek artmaktadır (Akt. Kalkan, 2008).

     Sosyal kaygısı yüksek ergenlerin belirttikleri ortak problem alanları, sosyal toplantılara katılma, başkalarının önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma, girişken davranışta bulunma, otorite figürleri ile konuşma, sınıfta söz almaktan çekindikleri için düşük ders notları, öğrenci kulüplerine ve spor takımlarına katılma konusunda çekingenlik, yakın ilişkileri kurmakta zorluk, depresyon, sıkıntı veren sosyal durumların öncesinde veya sonrasında gerginliği azaltma amaçlı alkol kullanımıdır. Toplumda ve özellikle genç bireylerde yaygın olarak gözlenen ve stres ile yoğunluğu artan, sosyal kaygı, ciddi kişilerarası ilişki problemlerine, iş ve okul hayatında başarısızlıklara, depresyona, madde kullanımına yol açabilmektedir. Eren Gümüş (2006) sosyal kaygının başlangıç yaşlarına denk gelen ergenlik döneminde verilecek psikolojik yardımın daha ileriki dönemlerde verilecek yardıma göre daha kısa süreli ve etkili olduğunu, sosyal kaygının kendi kendine azalmayan giderek kalıcı hale gelen bir yapısı olduğunu vurgular. Okullarda sosyal kaygı düzeyi fazla olan, sosyal ortamlarda çekingenlik, utangaçlık yaşayan ve kaçınma davranışı gösteren öğrencilerin belirlenerek, sosyal kaygıyı azaltmaya yönelik bir programın uygulanması, sosyal kaygı bozukluğunun gelişimini önleyebilme açısından önemlidir.

Hülya Orhan, Psikolojik Danışman

KAYNAKÇA

Eren Gümüş, A. (2006). Sosyal Kaygı ile Başa Çıkma. İstanbul: Nobel Yayın Dağıtım.

Kalkan, N. (2008). Ergenlerde Bilişsel Yapılar ve Sosyal Kaygı Arasındaki İlişkinin Bilişsel Davranışçı Yaklaşım Açısından Yorumlanması. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Kuzucu, Y. (2013). Küçükler İçin Büyüklere. İstanbul: PegemAkademi.

Sertelin Mercan, Ç. (2007). Bilişsel- Davranışçı Yaklaşımla Bütünleştirilmiş Sosyal Beceri Eğitiminin Ergenlerin Sosyal Kaygı Düzeyine Etkisi. Yayınlanmamış Doktora Tezi. İstanbulÜniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir