SLİNG BLADE FİLMİNİN ANALİZİ

Film Künyesi

Yönetmen: Billy Bob Thornton

Senarist: Billy Bob Thornton

Yapımcı: David L. Bushell, Brandon Rosser

Oyuncular: Billy Bob Thornton, Dwight Yoakam, J.T. Walsh

Türü: Dram

Yapım yılı: 1996

Süre: 148 dakika

Imdb: 8.0/10

Filmin Yorumlanması

Film, yirmi yılı aşkın süredir ruh sağlığı enstitüsünde kalan Karl’ın artık iyileştiği gerekçesiyle oradan ayrılmasıyla başlar. Karl Childers, çok küçük yaşlarında annesini ve kasabanın serserilerinden Dixon’u yakınlaşmış halde görünce yaptıklarının yanlış olduğunu düşünür ve ikisini de kayser bıçağıyla öldürür. Sonrasında Karl hapishaneye değil ruh sağlığı enstitüsüne gönderilir. Artık yaşamını burada geçirmeye başlamıştır ve babası da bu süreçte ondan tüm yardımını esirgeyen bir adamdır. Nihayet yıllar sonra Karl’ın tedavilerinde hiçbir cinai belirtiye rastlanmaz ve enstitüden ayrılmasına karar verilir. Karl’ın enstitüden çıkarken gazetecilerle yaptığı röportajda dile getirdiği şu cümle dikkatleri çeker:

“ Birini öldürmek için sebebim olacağını sanmıyorum.”

Karl enstitüde kaldığı sürece İncil’i okumuştur ve ona bağlanmıştır. Ona göre yanlışlıklar, mutsuzluklar ahlaki çöküntüden kaynaklanmaktadır. Çıktığında da bunları göreceğini ummamaktadır çünkü işlediği cinayet onu yeterince hırpalamış, değiştirmiştir. Yaşamının nasıl şekilleneceği filmin ilerleyen dakikalarında seyirciye sunulmuştur.

Karl, özgürlüğüne kavuşmuş yürürken çamaşırhaneden çıkan ağır çamaşırları taşımaya çalışan bir çocuk görür ve ona yardım etmek ister. Frank, babasını kaybetmiş, annesi Linda ve zorba sevgilisi Doyle ile yaşamaya çalışan bir çocuktur. Karl ve Frank’ın bu tanışmadan sonra arkadaşlıkları ilerler ve birbirlerinin dostu olurlar. Artık Karl geceleri Franklar’ın evinin garajında kalmaya başlar. Gündüzleri de kendisine güzel bir iş bulmuştur. Küçük makinelerin tamirinde oldukça iyidir ve bir tamirhanede tutunmayı başarır. Lakin bu çok kolay olmamıştır, Karl enstitüden çıktığı ilk gün saatlerce dışarıda dolanmış ve nasıl yaşaması gerektiğine, ne yapacağına karar veremediği için enstitüye geri dönmüştür. Müdür onun yeteneklerini göz önüne alarak dışarıdaki yaşama adapte olmasını sağlayacak tamirhaneyi Karl’ın yeni yaşam alanının bir parçası haline getirmiştir.

Doyle mütemadiyen Linda’yla kavga halinde bulunan ama ondan da ayrılmayı göze alamayan olumsuz benlik algısına sahip bir bireydir. Frank’la ise iletişimleri çok başarısızdır, çocuğun üzerinde sürekli olarak hâkimiyet kurma çabasındadır. Ne zaman Linda yanlarından ayrılsa Frank’a tehditler savurmakta ve kendisine itaat etmesi için çocuğu zorlamaktadır. Linda’nın homoseksüel arkadaşına ve “geri zekâlı” diye tanımladığı Karl’a da sürekli aşağılayıcı cümleler savurmakta, ikisinin de varlığından büyük rahatsızlık duymaktadır. Tüm bunların farkında olan Frank, Doyle’a karşı iyice kin beslemeye başlamıştır ve kafası daima bununla meşgul olmaktadır.

Karl daha fazla huzursuzluk çıkmaması için evden ayrılmaya karar verir.  Linda ile Frank’ı da akşam Doyle’un sarhoş olacağını ve onlara zarar verebileceğini söyleyerek evde kalmamaları için tembihler. Frank’la vedalaşırken ona tek varlığı olan yıllardır yanında taşıdığı kitaplarını armağan eder ve şöyle der:

“Çocukların başına kötü şeyler gelmemeli. Bence bütün kötü şeyler yetişkinlere saklanmalı, benim fikrim böyle.”

Bu replik filmin sonuna dair öngörüde bulunmamızı sağlamaktadır. Sonuçta Karl, Frank’ın gözünde bir yetişkin rolündedir ve Frank’ta da kendi küçüklüğünü anımsadığı için onun da kendisiyle benzer bir yaşam sürmesini istememektedir çünkü Frank’ın dostluğuyla hayatında ilk defa gerçek sevgiyi tatmıştır.

Gün kararınca Karl eve gider, bir planı vardır. Doyle’un alkol aldığını görür ve ona bazı sorular sorar. Sonrasında Doyle’un kafasına indirdiği kayserle onun yaşamını sonlandırır. Polise haber verip mutfak masasında oturup polisin gelmesini bekler. Bu kısa mutlu anını bağımlısı olduğu hardalı ekmeğin arasına sürüp yiyerek pekiştirir. Filmin sonunda Karl tekrar ruh sağlığı enstitüsüne döner.

Karl’ın yaptığı hoşlanmadığı birinin yaşamını sonlandırmak değildir, Karl’ın yaptığı masum bir çocuk olan Frank’ın hayatını kurtarmaktır. Çünkü Frank’ın konuşmalarında Doyle’a olan kinini görmüştür ve Frank’ın kendisiyle aynı yaşamı paylaşmaması, Linda’yla daha huzurlu yaşayabilmesi için Doyle’un bu dünyada olmaması gerektiğine karar vermiştir, yani birini öldürmek için geçerli bir sebebi olmuştur. Gerçek sevgiyi gördüğümüz müddetçe kendi hayatımızı ne gibi değişimlere uğratabileceğimizin, kendimizden ne gibi fedakârlıklar verebileceğimizin örneği bir filmdir.

Final sahnesinde sizlerin de içinde hayal kırıklığıyla birlikte mutluluğun uyanacağına eminim. İyi seyirleriniz olsun. Sevgiyle kalmanızı diliyorum!

HAZIRLAYAN:

Mine TEKİN

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir