Şeytanın İkizi – The Devil’s Double

THE DEVIL’S DOUBLE
2011 I Belçika I 109’ I Biyografi, Dram, Gerilim I IMDb:7,1

Yönetmen: Lee Tamahori
Senaryo: Michael Thomas, Latif Yahia
Oyuncular: Dominic Cooper, Ludivine Sagnier, Raad Rawi

Orduda savaşan bir asker olan Latif Yahia, bir gün Saddam’ın sarayına çağırılır. Karşısında Saddam’ın oğlu Uday vardır ve Uday’ın ikizi olmasını emreder. Kendisinin ve ailesinin ölümüyle tehdit edildiğinde Latif Yahia bu emri kabul etmek zorunda kalır. “Latif Yahia öldü. Bundan sonra Uday Saddam Husein’sin” denilerek Uday olduğu vurgulanır. Bundan sonra Latif, Irak’ta sürekli suikaste uğrayan, halk tarafından sevilmeyen, birçok kötülüğüne şahit olacağı Uday’in dublorü/ikizi/fedaisi olur.
Uday’in ikizi Latif’in yaşadıklarını izlerken arka planda dönemin politik olaylarına değiniyor, Uday Saddam Husein’i tanıyoruz. Dominic Cooper’ın iki farklı kişiyi oynadığına inanmayı zorlaştıran bir performans sergiliyor.

Film Latif Yahia’nın yaşadıklarını anlattığı kitabına dayanarak çekilmiştir. Buradan olayları Latif Yahia’nın ağzından dinleyebileceğiniz Türkçe dublajlı belgesele ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=mvi8yeclhB8
Filmin Psikolojik Açıdan Değerlendirilmesi -spoiler içermektedir-

Uday Saddam Husein
Devlet başkanın oğlu olan Uday’ın hayatta sahip olmadığı hiçbir şey yoktur. Bir dublörü bile vardır ve sayesinde yapılması gereken işleri yapacak, ölüm tehdidinden sıyrılacaktır. Uday’i tanıdıkça genç kızlara tecavüz etmek, alkol ve uyuşturucu kullanmak, adam öldürmek, işkence yapmak gibi toplumsal hayatta kabulü olmayan davranışlarını görüyoruz.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini düşündüğümüzde Uday’in fizyolojik ihtiyaçları en iyi şekilde karşılanır. Emrindeki adamlar, belindeki silah ve suikaste düşmesinden kurtaracak dublörü sayesinde güvenliği sağlanır. Devlet başkanı Saddam’ın oğlu olmak ait olma ve saygı ihtiyacı için gerekeni sağlar. Bu durumda en üst basamak olan kendini gerçekleştirme aşamasında olabileceğini fark ederiz. Peki, kendini gerçekleştiriyorsa ve bu uyuşturucu, cinsellik, güç sahibi olmadan ibaret bir kişilik oluşturmuşsa? Freud’un dediği gibi insan doğuştan kötü müdür sorusunu sorabiliriz. Uday da gördüğümüz üzere sadece id’iyle hareket etmektedir. Onu davranışlarını sorgulatacak bir süperego ve dolayısıyla dengeyi sağlayan bir ego ile göremeyiz. Tamamen id’inin hakimiyetinde yaşamaktadır.

Annesiyle göründüğü birkaç sahnede enseste dair davranışlar seziliyor ancak daha fazla bir bilgi yok. Gördüğümüz kadarıyla korktuğu ve onu durduran tek otorite babası. Ancak şımartılmış bir çocuk olarak her istediğine sahip olmasını da sağlayan yine babası.

Uday, Latif’e sahip olduğu bir eşya gibi davranır. Tehditle de bunu yapar aslında. Öldürmese de Latif Yahya’nın da dediği gibi benliğini yok etmesini ister. Latif’i seçmiştir ve artık ona aittir. Fiziksel olarak tıpatıp benzemesi için operasyon geçirir, onun hareketlerini inceler ve onun gibi davranır, onun gibi konuşur. Hem fiziksel olarak hem de davranışsal olarak giderek Uday olur. Ancak zihnen ve duygusal olarak buna teslim olmadığını görürüz.

Latif Yahia:
Uday’in yaptıklarını gördükçe Latif ondan nefret etmektedir ve onun gibi davrandığında, onun davranışlarına seyirci kaldığında suçluluk hisseder. Bir tiyatroda oynayan aktör gibi rolünü çalışır ve Uday olur. Kendi gibi davranamaz, Latif’i tanıyan birileri yoktur çevresinde, baskı altındadır. Bir nevi mahkum yaşamaktadır.

Uday, Latif’ten tecavüz ettiği bir kızın babası geldiğinde onu öldürmesini ister. Bunu yapmaz, karşı çıkar ve ölmekten korkmadığını, ikizi olmayı kabul ettiğinde öldüğünü söyleyerek intihar eder. Latif Uday’le mecburi özdeşim kurmuştur ve kendini öldürmek aslında aynı zamanda Uday’i öldürmek anlamına gelir. Ona karşı durmanın en etkili yoludur.

Ailesinin ve kendi hayatını tehlikeye atma pahasına da olsa bu hayattan kaçmaya karar verir. Uday’in gözde kadınlarından biriyle yasak olmasına rağmen kaçar. Özgür olmasının, tekrar Latif olarak yaşayabilmesinin, vicdanının rahat etmesi ve suçluluk duymaması için artık Uday’in olmadığı bir dünyada yaşaması gerekmektedir. Belki de son kez Uday gibi davranması gerekir ve ona suikast düzenleyerek öldürür. (Belgeselde Latif Yahia’nın ağzından duyduğumuz ise bir gün arabayla kaçıp sınır bölgesinden Uday gibi davranarak geçmesi ve Türkiye sınırına kadar geldiği yönünde.)

Sehile KURT
Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir