HAYATIN KUMANDASI KİMDE?

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Eğer akademik başarınız iyiyse bu durumu kendi çabanızın bir ürünü olarak mı, şans faktörüyle mi açıklarsınız? Bir sınavdan aldığınız düşük not sizin o sınav için yeterince çalışmadığınızı mı, hocanızın size düşük puan verdiğini mi gösterir? Yalnızlığınız eylemlerinizin bir sonucu mudur, tamamen kader midir? Sağlıklıysanız bunu kendinize iyi bakmanızla mı, tesadüfle mi yorumlarsınız? Aslında öğrenmek istediğim şey şu; bir sonucu etkileyebilme potansiyelinize ne kadar inanırsınız? Genellikle sonucun yorumunu şans, tesadüf, kader gibi dışsal faktörlere mi bırakırsınız; her şeyde sizin payınızın olduğunu kabul edebilir misiniz? Bu soruların cevapları kişiliğiniz bir yönü hakkında veriler sunar. Bu yazımda “kontrol odağı” şeklinde ifade edilen bu yönü açıklamaya çalışacağım.

İnsanlar, başlarına neler gelebileceğine dair bazı düşüncelere ihtiyaç duyarlar. Bu düşünceleri oluşturabilecek bilgileri olmayınca da olayları etkileme potansiyellerine dair inançlarına başvururlar. Bu inançlar “içsel” ve “dışsal” olarak açıklanabilir. Yaşanan olaylarda kendi etkisinin olduğunu düşünenler içsel kontrol odağına, bu konuda etkisinin düşük olduğunu düşünenler ise dışsal kontrol odağına sahiptir  (Burger, 2016). Biraz somutlaştırırsak; akademik başarısını kendi çabasıyla, hatalarını eylemleriyle, yalnızlığını seçimleriyle, sağlığını ise bu konuda dikkatli olmasıyla açıklayan bir kişi içsel kontrol odağına sahiptir. Yani sonuçları etkileyebilme potansiyeline inanmaktadır diyebiliriz. Bir sınavdan yüksek not almasını tesadüfle, hayatını kaderle veya seçimlerini rastlantılarla açıklayan birisi ise dışsal kontrol odağına sahiptir. Yani onun için seçimlerinin veya yaptıklarının bir anlamı, etkisi söz konusu değildir. Çoğu şey onun eylemleri ve seçimleri dışında gerçekleşmektedir. Tesadüftür, kaderdir, rastlantıdır, şanstır…

İçsel veya dışsal kontrol odaklarından hangisinin istendik olduğu tartışma konusudur. Araştırmacılar bu konuyu tartışmaktansa içsel kontrol odağını kullananlarla dışsal kontrol odağını kullanan kişiler arasındaki davranış ve iyi oluş düzeylerindeki farklılıkları tespit etmeye çalışmışlardır. Mesela bir bireyin bazı davranışları gösterme durumu davranışın sonucunu kontrol etmeye yönelik gerçekleşecektir. Dolayısıyla içsel kontrol odağına sahip olanlar bu davranışı sergilerken dışsal kontrol odağına sahip olanlar bu davranışı sergilemeyecektir (Burger, 2016). Bu ayrım nerelerde karşımıza çıkabilir, düşünelim. Mesela üniversiteden yeni mezun birisini ele alabiliriz. Mezuniyet sonrası ne yapacağına karar veremez, deyim yerindeyse savrulur. Bu süreci kendisinin yönlendirebileceğini düşünürse tercih edebileceği seçenekleri düşünerek yoluna devam eder. Fakat yönlendirebileceğini düşünmüyorsa dışarıdan gelecek bir teklifi beklemesi olasıdır. İçsel kontrol odaklı olan birinin böyle bir durumda çaba göstereceğini, dışsal kontrol odaklı birininse bekleyeceğini söyleyebiliriz.

Kontrol odağına göre davranışsal farklılıklar söz konusudur. Bu farklılıklar doğrultusunda yorumlarsak içsel kontrol odağı kullanan kişiler mi daha mutludur dışsal kontrol odağı kullanan kişiler mi? Böyle bir ayrım yapılabilir mi? Araştırmacılar bu konuda birbirini destekleyen bazı bulgular elde etmişlerdir. Bu bulgular açıkçası beni biraz şaşırttı. Olumsuzluklar konusunda dışsal sebeplere vurgu yapan kişilerin daha mutlu olacağını düşünmüştüm. Fakat olumlu sonuçların kendi edimleri olmadığını da düşündüklerini atlamışım. Evet, Burger (2016)’a göre içsel kontrol odağı yüksek olan kişiler, dışsal kontrol odağı yüksek olan kişilere göre daha mutludur. Daha az psikolojik rahatsızlık yaşarlar, çoğu durumda başarıları daha yüksektir, psikoterapiye daha çabuk cevap verirler, daha sağlıklılardır. Çünkü bu alanlarda kendi etkilerinin farkındadırlar ve çaba gösterirler.

İçsel kontrol odağını kullanan kişilerin problem çözme becerilerinin daha yüksek olduğu, karşılaştıkları çatışmaları daha yapıcı ve pozitif biçimde çözdükleri görülmüştür (Hisli Şahin, Basım ve Çetin, 2009; Günüşen ve Üstün, 2011). Mantıklı karar verme stratejilerini dışsal odaklı kişilere göre daha fazla kullandıkları da bulgular arasındadır (Çoban ve Hamamcı, 2006). Ayrıca dışsal kontrol odaklı kişiler depresif ruh hâline ve depresyona daha yatkındır (Baydoğan ve Dağ, 2008).

İçsel kontrol odağını yüceltmiş olsam da bence bazı durumlarda dışsal kontrol odağının kullanımı daha işlevseldir. Bu konuda bir çalışmaya rastlamadım ama bireyin kontrol edemediği bazı durumlarda yaşadığı olumsuzlukları kader, şans, tesadüf şeklinde açıklaması kendini gereksiz yere suçlamasını önleyebilir. Yine de genel olarak bakıldığında içsel kontrol odağının kullanılması istendik bir durumdur. Hayattaki sorumlulukların üstlenilmesiyle özgürleşmenin ve mutluluğun mümkün olduğu görüşünü savunan varoluşçu psikolojiye de küçük bir atıf yapmak istiyorum. İçsel kontrol odağını geliştirmek isteyen kişiler varoluşçu psikoloji konusunda okumalar yaparak bu konuda farkındalıklar elde edebilirler.

 

KAYNAKÇA

Baydoğan M. ve Dağ İ. (2008). Hemodiyaliz hastalarındaki depresiflik düzeyinin yordanmasında kontrol odağı, öğrenilmiş güçlülük ve sosyotropi-otonomi. Türk Psikiyatri Dergisi, 19(1), 19-28.

Burger, J. M. (2016). Kişilik (Altıncı Baskı) (İ. D. Erguvan Sarıoğlu, Çeviren). İstanbul: Kaknüs Yayıncılık.

Çoban, A. E. ve Hamamcı Z. (2006). Kontrol odakları farklı ergenlerin karar stratejileri açısından incelenmesi. Kastamonu Eğitim Dergisi, 14(2), 393-402.

Hisli Şahin, N., Basım, N. ve Çetin, F. (2009). Kişilerarası çatışma çözme yaklaşımlarında kendilik algısı ve kontrol odağı. Türk Psikiyatri Dergisi, 20(2), 153-163.

Partlak Günüşen, N. ve Üstün, B. (2011). Hemşirelik öğrencilerinin problem çözme beceri düzeyleri ile kontrol odağı arasındaki ilişki. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Elektronik Dergisi, 4(2), 72-77.

GÖRSEL KAYNAKÇA

https://wallhere.com/tr/wallpaper/964896

https://aberrantbeauty.tumblr.com/post/27731257833

Şeyma KÜÇÜK

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 907 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme