DÜNYA DÜZ, AY’A GİDİLMEDİ, KANDIRILIYORUZ(!)

 “Karanlık bir dünyada bilim mum ışığıdır.”

Carl Sagan

Bugün 12 Mayıs 2060. Dünya’nın düz olduğu birkaç ay önce otoritelerce kabul edilmiş ve insanlık henüz bunun şokunu atlatamamışken yeni bir bilimsel gerçek daha gün yüzüne çıkmaya hazır.  Bugün yapılacak olan farklı uluslardan bilim insanlarını bir araya getiren zirvede ortaya çıkacak olan bu gerçek, twitter gündemine sızmış durumda. Söylentilere göre aşıların otizme sebep olduğu doğrulandı ve aşılar tüm ülkelerin kabul ettiği uluslararası bir kararla yasaklanacak. Bu çarpıcı karar açıklanırsa en çok Amerika’nın işine yarayacak gibi duruyor. Bildiğiniz üzere tüm dünya, Ay’a gidiş görüntülerinin sahte olduğu doğrulandıktan sonra Amerika’dan bir açıklama bekliyor. Bu kararın uyandırdığı yankı ile belki dikkatleri dağıtabilirler…

Yukarıda okuduğunuz her cümlenin sonunda “Neler oluyor, bildiğim her şey yanlış mıydı?” dediğinizi duyar gibiyim. Bu satırlar tamamen sevgili yazarınız falan tarafından kurgulanmış olup günümüzün en meşhur komplo teorilerinin doğrulandığı olası bir gelecekte dinlediğiniz herhangi bir radyo programına ait. Bu senaryoyu okurken neler hissettiniz? Korku, şaşkınlık, kaygı veya belirsizlik mi? Yoksa zaten bunların farkında olduğunuz için kendinizle gurur mu duydunuz? Bu yazımızda bu olasılıkların bir tanesinin bile gerçekleşmesi durumunda “ben demiştim” nidalarıyla mutluluğu yaşayacak olan bilim karşıtlarının psikolojisi hakkında konuşacağız.

Bilimin temel kavram ve ilkelerini günlük hayatta kullanabilme, problemlere somut ve akılcı çözüm yolları önerme, bilginin güvenirliğini sınayabilme gibi becerileri sağlayan bilim okuryazarlığı birçok ülkenin ortak eğitim hedeflerinden biridir. Bu yeterliği gelecek nesillerine kazandırabilen ülkeler, bilim ve teknoloji yarışında öne geçerek güçlerini tüm dünyaya gösterme amacına ulaşmış olacaklardır. Tüm bu gelişme ve çabaların yanında, bilimsel yöntemin kabul gördüğü ilk dönemden bugüne dek geçen zaman, bilim destekçilerinin yanı sıra bilim karşıtlarını da doğurmuştur.

İnsanlık varoluşundan beri doğada olup bitenleri anlamlandırma ve doğayı kontrol etme çabası içerisindedir. Bu çaba, beklenmedik doğa olaylarını bir nedene bağlama ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu nedensel çıkarımlara ulaşma sürecinde aklın ortaya koyduğu açıklamaların kullanılmasından bilimsel okumanın öğrenilmesine ve ötesine uzanan süreçte bireyler kimi zaman rasyonel olmayan bağlantılar kurabilmektedir. Komplo teorilerinin ve bilim karşıtlığının ortaya çıkmasına ve bazı insanların komplo teorilerini çekici bulmasına neden olan bu duruma bilgiyi işleme sürecini etkileyen bilişsel önyargılar neden olmaktadır (Buckley, 2015;Kapan, 2016). Yazımızın devamında bu bilişsel önyargılardan bazılarına yer vereceğiz.

Bir konuyla ilgili açıklamalardan hangisini doğru kabul edeceğimize zihinsel süreçlerimizle karar vermekteyiz. Bilimsel verilerle kanıtlanan açıklamaların yanında verilerin aksini savunan veya tarihsel olayların bilinenden farklı gerçekleştiğini iddia eden görüşler olabilmektedir. Bu tür savları kabul etmeye daha meyilli olan kişilerin en çok kullandığı bilişsel önyargılardan biri doğrulama yanlılığıdır. Doğrulama yanlılığı, durumlarla ilgili olarak önceden bildiklerimizi ve inandıklarımızı destekler nitelikteki kanıtları kabullenirken, önceki bilgi ve inançlarımızla çelişen kanıtları görmezden gelme eğilimini ifade etmektedir (Buckley, 2015). Doğrulama yanlılığı ile birlikte çalışan bir diğer bilişsel önyargı ise –anchoring bias-  demirleme yanlılığı olarak bilinir ve insanların ilk duydukları bilgiye karşı duydukları aşırı güveni ifade etmektedir (Lebowitz ve Lee, 2015).

Şekil 1: 1996-2015 Yılları Arasında İngiltere’deki Kızamık Aşılanması ve Vakaları Grafiği (EKMUD,2018).

Bu iki bilişsel önyargıyı aşıların zararlarının faydalarından fazla olduğunu savunan ve son yıllarda ülkemizde de birçok ailenin savunduğu aşı karşıtlığı ile inceleyelim. 1998 yılında Andrew Wakefield tarafından bilimsel bir dergide aşıların otizme neden olduğuna yönelik ifadelerin yer aldığı bir makale yayınlanmıştı. Bu yayındaki sonuçların çarpıtılmış ve hatalı olduğu anlaşılmasına rağmen insanların aklında çalışmanın ilk yayınlandığı zamanlarda gazete başlıklarına yansıyan “Aşılar otizme sebep oluyor” ifadesi kalmıştı. Aşılarla ilgili bu olumsuz iddiaları destekleyen “aşılar toksik etkiye ve MS’e sebep oluyor” gibi bilimsel dayanağı olmayan yeni iddialar, doğrulama ve demirleme yanlılığı ile insanlar tarafından kolayca kabul edilmiştir.  Bu iddialarla birlikte kızamık aşısına olan güven azaldığından aşılama azalmış, bu da virüsün yeni bir salgın ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Şekil 1’deki grafikte İngiltere’nin 1996-2015 yılları arasındaki Kızamık hastalığına ilişkin aşılanma ve vaka durumunu gösterirken, mavi eğri aşılamayı gösterirken turuncu eğri kızamık vakalarını göstermektedir. (Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği, 2018). Grafikten 1998 yılında yayınlanan sahte makalenin etkileri kolaylıkla okunabilmektedir.

Yazımızda ele alacağımız son bilişsel önyargı ise çoğunluk etkisi olarak bilinmektedir. Bir kişinin bir inancı sahiplenme olasılığı bu inanca sahip olanların sayısına bağlı olarak artmaktadır. Bu durum grup düşüncesinin gücünü ortaya koymaktadır (Lebowitz ve Lee, 2015). Bilim karşıtlarının kendi fikirlerini benimseyecek üyelerden oluşan grupları bulunmaktadır. Bu gruplarda aidiyet duygusuyla birlikte rasyonel olmayan inançlara olan eğilim de artmaktadır. Örneğin Dünya’nın düz olduğuna inananların sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Bu kişiler birçok platformda bir araya gelmektedirler. BBC’nin haberine göre Dünya’nın bir tepsi gibi düz olduğunu savunan gruplar, 2020 yılında Dünya’nın son noktası olduğuna inandıkları Antartika’ya bir sefer düzenleyerek bunu ispatlayacaklarını açıklamışlardır.

Bu yazımızda iki örnekle açıkladıklarımızın yanı sıra bilim karşıtlığını körükleyen birçok bilişsel önyargı bulunmaktadır. Kaynakçada yer alan kaynaklardan konu ile ilgili detaylı bilgi edinebilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, bilginin gücünü her daim kalbimizde hissetmek dileğiyle…

Kaynakça

Buckley, T. (2015). Why do some people believe in conspiracy theories? Scientific American: https://www.scientificamerican.com/article/why-do-some-people-believe-in-conspiracy-theories/ adresinden alınmıştır

Kapan, G. (2016). Bilim okurazarlığı. Bülent Ecevit Üniversitesi. adresinden alınmıştır

Lebowitz, S., & Lee, S. (2015). 20 cognitive biases that screw up your decisions. Business Insider: https://www.businessinsider.com/cognitive-biases-that-affect-decisions-2015-8 adresinden alınmıştır

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği. (2018). Aşı Karşıtlığı Neden? Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Akademisi. Ankara: EKMUD.

Görsel Kaynakça

https://www.sfreporter.com/news/coverstories/2020/03/11/flatter-day-saints/

https://www.wired.com/physicists-cant-agree-science-even-means-anymore/

 https://bigsta.net/tag/bunebilimsizliktir/?hl=ru (Karikatür çizeri: Umut Sarıkaya)

Psikolojik Danışman

Sibel UYANIK