Bir Çocuğun Hayatı: Oyun

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Çocuk denilince aklımıza gelen ilk ifade nedir? Çoğunlukla oyun, öyle değil mi! Peki bir çocuk için oyun ne anlam ifade ediyor dersiniz? Bu soru çocuklara yönlendirildiğinde “eğlenmek “ yanıtını verdikleri görülmüştür. Çünkü çocuklar için oyun; kuralların olmadığı, zorlamanın olmadığı, kendi isteği ile yapılan, zevk aldığı, kendi dünyalarını rahatça yaşayabilecekleri bir yerdir ( Aksoy ve Dere-Çiftçi,  2018).

Oyun, çocuğun vazgeçilmez bir parçasıdır. Çocuk, oyun oynarken hem gelişir hem öğrenir. Bir çocuğu yakından tanımak isterseniz onu, oyun oynarken gözlemleyebilirsiniz. Kendi istekleri ile yaptıkları, zevk aldıkları oyunlarında hayal dünyalarını sergilerler. Bu yüzden oyun esnasında yeni şeyler icat etmeyi severler ve oyunla meraklarını giderirler. Oyun, çocuğun sağlıklı gelişimi için çok önemli bir işleve sahiptir. Şöyle ki;

– Çocuk, oyun esnasında bedenini hareket ettirir, bu sayede ince ve kaba motor becerileri gelişir; koşar, zıplar, tırmanır, tutar, keser vb.

– Sosyalleşmesini sağlar; arkadaş edinir, kendini ifade etmeyi, grup olmayı, kurallara uymayı, yardımlaşmayı ve başkasının hakkına saygı duymayı öğrenir.

– Bilişsel gelişimini destekler; kazanmak için oyun içi hesap yapmasını, yakalanmamak için saklanmasını, hızı ve açıyı ayarlamak için hesap yapmasını sağlar.

– Duygusal gelişimini destekler; kazanmayı, kaybetmeyi, sevinmeyi, üzülmeyi, korkmayı, heyecanlanmayı, hayal kırıklığını, başarıyı, gururu yaşar ve başka çocukların da bu duygularını gözlemleyip onları anlamaya çalışır.

– Oyun içerisinde farklı rollere bürünür; bu sayede çocuk, gelecekteki rollerine hazırlık yapmış olur. Oyun içerisinde bazen anne, baba, ağabey, abla bazen de öğretmen, doktor, polis olarak hem aile fertlerinin rollerini hem de meslek gruplarını öğrenmiş olur.

Oyun çocuk için iyileştirici bir güce sahiptir. Oyun içerisinde kendisini ifade edebileceği araçlar ise doğal olarak oyuncaklardır. Oyun, bir çocuğun dili, oyuncaklar ise ifade etmek istediği sözcükleridir aslında. Bir yetişkine söyleyemediği korkularını, kaygılarını, yaşadığı zorlukları, kendisini rahatsız eden bir durumu yani kısacası kendi dünyalarını oyuncaklar aracılığıyla oyun içerisinde hikâyeleştirerek anlatırlar. Bu yüzden çocuklar oyun oynarken onları iyi gözlemlemek gerekir. Altını ıslatan bir çocuğun asıl sorununun ne olduğunu, oynadığı oyunu gözlemleyerek öğrenebiliriz ( Pedagoji Derneği, 2016). Burada da” Oyun Terapisi” devreye giriyor.

Oyun terapisi, çocukla terapist arasında güvenli bir bağın kurulduğu, çocuğun, oyun oynayarak kendi iç dünyasını keşfedip duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebileceği huzurlu bir ortamın olduğu anlayışlı ve sıcak bir ilişki süreci olarak tanımlanabilir. İki çeşit Oyun terapisi yöntemi vardır: yönlendirilmiş ve yönlendirilmemiş şeklinde. Yönlendirilmiş oyun terapisinde çocuk, terapistin direktifleriyle oyun oynar. Ancak çocuk merkezli olarak bilinen yönlendirilmemiş oyun terapisinde ise bütün kontrol çocuktadır, çocuk kendi oyunun kaptanıdır. Burada terapist, ayna rolündedir sadece çocuğun duygu ve düşüncelerini anlamasını sağlamaya çalışır. Oyun terapisi, 2,5 ile 12 yaş arasındaki, depresyon, kaygı bozukluğu, travma, cinsel ve fiziksel istismar, boşanma, ayrılık korkusu, alt ıslatma, yeme ve uyku bozuklukları gibi duygusal ve davranışsal problemler yaşayan çocukların iç dünyalarını anlayıp bu sorunlarını dışa vurmalarına yardımcı olur. Terapi sürecinde en önemli husus “ilişki”dir. Çocukla kurulan terapötik ilişki, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu süreç boyunca da terapist sabırlı olmalıdır. Oyun terapisi sırasında çocuk, geçmişte yaşadığı bir olayı veya hala kendisini etkileyen bir duygusunu tekrardan yaşayabilir. Örneğin; fiziksel istismar edilmiş bir çocuk, terapi esnasında terapiste silahla saldırabilir, onu öldürmek isteyebilir. Burada terapist öncelikle çocuğun bu duygularını yaşamasına ve boşalmasına izin vermelidir. Bu sayede bu süreç zarfında çocuk, duygularını kontrol etmeyi öğrenecektir. Terapist, ilerleyen haftalarda da çocukla bu saldırgan davranışı hakkında konuşabilir. Hatta aileleri ve varsa öğretmenini sürece dahil edip onları, çocukla nasıl iletişim kurmaları gerektiği, neler yapabilecekleri hakkında bilgilendirmelidir.

Çocuklar için duygu ve düşüncelerini yansıtan oyuncaklar da çok önemlidir. Terapi odasının oyuncaklarla donatılmış olması zorunluluğu yoktur. Önemli olan çocuğun kendisini ifade etmesine yardımcı olacak oyuncakların(materyallerin) olmasıdır. Terapi odasındaki oyuncakların seçiminde; gerçek yaşamı yansıtan, duyguları tümüyle aktarabilen, kolay ifade etme imkânı sağlayan, mekanik ve karmaşık olmayan oyuncakların olmasına özen gösterilir. Yani kısacası terapi odasının, çocukların travmalarını atlatabilecekleri ve gelişimlerine destek olabilecek şekilde diyazn edilmesi gerekmektedir. (Landreth ve Bratton, 1999, Akt. Öğretir, 2008)

Bir çocuğun dünyası oyundur. Elimizden geldiğince onlara dünyalarını yaşabilecekleri ortamlar oluşturalım, imkânlar sağlayalım. Tüm çocukların o masum dünyalarını gönüllerince yaşabilmeleri dileğiyle…

“Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar.” Garry Landreth.

KAYNAKÇA

Aksoy, A.B. ve Dere-Çiftçi, H. (2018). Erken Çocukluk Döneminde Oyun. Ankara: Pegem Akademi.

Öğretir, A. D. (2008). Oyun ve Oyun Terapisi. Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi Dergisi, 22, 94-100.

Pedogoji Derneği (2016). Çocuk ve Oyun. 8 Ocak 2019 tarihinde https://pedagojidernegi.com/cocuk-ve-oyun/ adresinden erişilmiştir.

Gülsüm Yılmaz

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 179 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme