HAYATA KARŞI DİMDİK AYAKTA

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

Hepimizin hayatı bir döngü içerisinde sürüp gitmekte ve her yeni gün yeni başlangıçlar barındırmaktadır. Ama hayatımızda bazı zamanlar dönüm noktası niteliğinde olabilmekte ve bu dönüm noktası diyebileceğimiz durumlar kişiden kişiye değişiklik göstermektedir elbette. Diğer yandan gelişim sürecinin akışında herkesin ortak deneyimlediği belirli kriz dönemleri vardır. Mesela yeni bir okula başlamak, önemli bir sınava girmek, meslek seçimi yapmak, yeni bir eve veya şehre taşınmak, yeni biriyle tanışmak, duygusal anlamda birine yakınlık duymak seklinde liste uzayıp gidebilir. Aynı şekilde hayatımızın belli dönemlerinde istemediğimiz olaylar da yaşayabilmekteyiz. Deprem, sel, yangın gibi doğal afetlere maruz kalma, salgın hastalıkla mücadele etme, sevilen bir yakınını kaybetme, çocukken ihmal veya istismara maruz kalma, anne veya babadan ayrılma, ekonomik zorluklar yaşama gibi farklı riskli ve örseleyici yaşam deneyimlerine maruz kalabilmekteyiz. Bu zorlu yaşam koşullarına karşı birey olarak fizyolojik, duygusal ve bilişsel anlamda farklı tepkiler vermekteyiz. Fizyolojik anlamda verilen tepkiler: tıbbi kaynağı olmayan ağrılar, halsizlik, uyku ve yeme problemleri, aşırı uyarılmışlık hali gibi tepkiler; duygusal anlamda verilen tepkiler: kaygı, korku, şok, huzursuzluk, umutsuzluk, pişmanlık, çaresizlik; bilişsel olarak ise akıl karışıklığı, odaklanmada ve karar vermede güçlük yaşama, takıntılı düşüncelere sahip olma gibi tepkiler yaşanabilmektedir. Tabi bu tarz tepkilerin dışında kişiler arası ilişkilerimiz de etkilenmektedir. Daha içe kapanık biri olma, sosyal çevreden uzaklaşma, önceden mutluluk veren aktivitelerin zamanla keyif verici olarak görülmemesi gibi durumlar da yaşanabilmektedir [Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü(ORGM), 2021]. Bazı bireyler yukarıda saydığım travmatik yaşantılar karşısında olumsuz etkilenmekte ve bu durumla baş edememektedir.  Kimileri ise her şeye rağmen yılmazlık göstermektedir. İşte yaşanılan tüm bu olumsuzluklara rağmen bireyin gösterdiği dayanıklılık, yılmazlık, esneklik, kendini toparlama gücünün varlığı, hayata karşı motivasyon kaynaklarına tutunabilme becerilerine “psikolojik sağlamlık” denilmektedir (ORGM, 2021). Başka bir tanıma göre ise psikolojik sağlamlık zorlu deneyimlerle baş edebilme, uyum sağlayabilme, zorlayıcı, olumsuz bir yaşantı karşısında kendini toparlayabilme ve iyileştirme gücüdür (Yavuz, 2020).

Zorlayıcı ve riskli yaşam kavramlarını psikolojik sağlamlık bağlamında ele aldığımızda 3 ana risk faktörü karşımıza çıkmaktadır: bireysel, ailesel ve çevresel durumlarda istenmeyen olayların meydana gelmesi diyebiliriz. Birey bu 3 durumdaki risk faktörlerinden bir veya birkaçına birden maruz kalabilir. Bireysel risk faktörleri; cinsiyet, erken doğum, kronik hastalık, zor kişilik, güvensiz bağlanma, düşük özgüven, bilişsel, dil veya motor alanda zedelenme, kayıp/ yas deneyimi, intihar girişimi, cinsel istismara maruz kalma, madde kullanımı şeklinde sıralanabilir. Ailesel risk faktörlerini; ebeveyn hastalığı veya psikopatolojisi, erken yaşta anne-baba olma, ebeveyn boşanması veya ölümü, yetersiz ebeveynlik, aile-çocuk çatışması/anlaşmazlığı, maddi sıkıntı yaşama, anne-baba çatışması, aile içi şiddet, cinsel istismar, madde kullanımı olarak sayabiliriz. Çevresel risk faktörleri için ise ekonomik zorluklar ve yoksulluk, toplumsal şiddet, akran reddi, arkadaş kaybı, savaş veya doğal afete maruz kalma, evsizlik, fiziksel, duygusal veya cinsel istismara maruz kalma, kültürel ayrımcılığa maruz kalma, düşük akademik başarı, sık sık okul değiştirmeyi söyleyebiliriz. Kişilerin aynı anda birden fazla risk faktörüne maruz kaldığı durumlarda faktörler arası etkileşim söz konusu olabilir (Ceren ve Haktan, 2019). Örneğin annesini kaybetmiş ve babası tarafından fiziksel şiddete maruz kalmış, aynı zamanda erken yaşta çalışmak zorunda kalmış bir çocuğun hem duygusal hem de akademik anlamda zorluklar yaşaması muhtemeldir.

Peki yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen bireyin hangi özelliği olaylar karşısında dayanmasını kolaylaştırmaktadır? Çocuklukta ciddi olumsuz yaşam koşullarına maruz kalmış bazı bireylerin olumlu düzeyde sağlıklı gelişim gösterdikleri, problemlerle sağlıklı bir şekilde baş edebildikleri görülmüştür. Çocuklukta riskli yaşam olaylarına karşı koruyucu etmenlerinin olumlu varlığı bu bireylerin ruh sağlığını da olumlu etkilemektedir ( Öz ve Bahadır Yılmaz, 2009). Bireyin ruhsal gelişimini destekleyen etmenlere koruyucu faktörler denilmektedir. Bu koruyucu etmenler de kişiden kişiye değişiklik göstermesine rağmen genel olarak yine 3 başlık altında ele alabiliriz:

– Bireysel koruyucu faktörler

– Ailesel koruyucu faktörler

– Çevresel koruyucu faktörler

Bireysel koruyucu faktörler; zeka, özgüven, mizaç, güvenli bağlanma, pozitif düşünme, yüksek benlik algısı, stresle başa çıkma becerisi, günlük aktivitelerin varlığı; ailesel etmenler güçlü/olumlu aile içi ilişkiler, destekleyici ebeveyn yaklaşımı, aile bireylerinin kendi kültürlerine olumlu yaklaşımı; çevresel koruyucu faktörleri ise yakın bir arkadaşa sahip olma, sosyal desteğin varlığı, güvenli çevre ve toplum, okula bağlılık, akademik başarı şeklinde ifade edilebilir (ORGM, 2021).

Peki birey saymış olduğumuz bu koruyucu faktörlerini desteklemek için ne yapabilir? Bizler yetişkinler olarak çocuk ve gençlerimize nasıl yardımcı olabiliriz? Öncelikle çocuklarımızın, gençlerimizin duygularını dile getirmelerini her fırsatta desteklemeliyiz. Karşılaşabilecek her türlü olumsuz duruma karşı dayanıklı yetişkinler olmalarını sağlamak için her daim yanlarında olduklarını hissettirmeli, onlara güvenli ortamlar oluşturmalıyız. Birey ise psikolojik sağlamlığını desteklemek için kısacası sevdikleriyle vakit geçirmeli, duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çekinmemeli, farklı hobiler edinmeli, spor yapmalı, sağlıklı beslenmeli ve uyku düzenine dikkat etmelidir diyebiliriz.

Her ne yaşıyor olsak, hangi zorluklarla baş etmek zorunda kalıyor olsak da her yeni günün yeni fırsatlar doğurduğunu, hiçbir zorluğun baki kalmayacağını, her kışın ardından baharın geldiğini unutmamalıyız…

KAYNAKÇA

  1. Arslan, G. (2015). Psikolojik istismar, psikolojik sağlamlık, sosyal bağlılık ve aidiyet duygusu arasındaki ilişki. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. 1(36), 47-58.
  2. Öz, F. ve Bahadır Yılmaz, E. (2009). Ruh sağlığının korunmasında önemli bir kavram: Psikolojik sağlamlık. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi. 82-89.
  3. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2021, 30 Ağustos). Salgın Hastalık Psikoeğitim Programı. https://orgm.meb.gov.tr/www/psikososyal-destek-egitim-programlari/icerik/1759 adresinden 20 Eylül 2021 tarihinde alınmıştır.
  4. Yavuz, E.K. (2020). Psikolojik sağlamlık. https://uskudar.edu.tr/pozitif-psikoloji/psikolojik-saglamlik adresinden 20 Eylül 2021 tarihinde alınmıştır.
  5. Yoldaş, C. ve Demircioğlu, H. (2019). Çocukluk ve ergenlik döneminde psikososyal risk faktörleri ve koruyucu unsurlar. Ankara Sağlık Hizmetleri Dergisi. 18(1),40-48.

Görsel Kaynakça

  1. https://sinirbilim.org/zihinsel-olarak-guclu-insanlar/
  2. https://www.pozitifkisiselgelisim.com/ozguvenli-olmak-icin/

                                                                                                Gülsüm YILMAZ

                                                                                              Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 624 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme