Rüyaları Anlamak

“Rüyaları Anlamak”

İyi bir uykunun ardından sabah gözlerimizi açar açmaz anlatacak bir sürü şey oluğunu fark eder ve anlatmak için birilerini ararız. Biz hareketsizce ve bilinçsiz şekilde uyuduğumuzu sanırken bizi bazen bilmediğimiz diyarlara bazen ise en uğrak mekanımız olan yere götüren, bazen akıl almaz işler peşinde olduğumuz bazen ise bir afetten dolu dizgin kaçtığımız, bizi uyurken dahi hareketli kılan şeyler rüyalarımızdır.

Bizler uyuduğumuza çoğu zaman bu davranışın bilinçsizlik halinde gerçekleştiğini düşünürüz. Oysa gerçek sanılandan farklıdır, uyku bilinçsizlik hali değil bilincin değişmiş bir halidir. Gerçekleşen her bir organizmik olayın bir işlevi olduğu gibi rüyaların da elbette belirli bir işlevi vardır (İlalı Koptagel, 2006). Fiziksel ve bilişsel yorgunluk hali uyku ihtiyacını doğurur ve bizler uykuya dalarak çevreden gelen uyaranları en alt seviyeye düşürürüz. Hızlı göz hareketlerinin olduğu evrede ise rüya görmeye başlarız ancak gördüğümüz rüyalar bir tesadüf eseri olmaktan çok çeşitli anlamlar taşımaktadır (Merter, 2009).

Psikoloji bilimi rüyaları farklı açılardan ele alır. Araştırmaların bir kısmı rüyaların içeriklerine ilişkin olup bir kısım çalışmalar rüyaların ortak özellikleri üzerine yoğunlaşmış ve bu rüyaların psikopatolojiyle ilişkisini incelemiştir. Bunların yanında rüyaların geri çağırılmasına yani hatırlanmasına yönelik çalışmalar da mevcuttur (Güven, 2015). Günlük hayatımızın bir parçası olan rüyalar gördüğümüz kadar basit anlamlar taşımayabilir. Psikolojideki farklı yaklaşımlar açısından da ele alınan rüyalar aslında sandığımız kadar basit olaylar değildir. Yani bir depreme yakalandığımızı ya da biri tarafından kaçırıldığımızı gördüğümüzde olayın iç yüzü sadece bundan ibaret olmaz.

Psikoterapi yaklaşımlarından birisi olan varoluşçu psikoterapinin temsilcilerinden Yalom, rüyalara hayran olduğunu söyler ve rüyaları bilinç dışı anlamlarıyla ele almak yerine, rüyalara danışanların sahip olduğu asıl konuların ya da sorunların bir görünümü olarak bakar (Murdock, 2015, s.193). Psikoterapi oturumlarında sık sık danışanlarının rüyalarını dinler. Ona göre rüyalar sadece anlatıldığı anlamları taşımaz, her rüyanın verdiği bir ya da birçok mesaj vardır. Rüyalar kimi zaman varoluş kaygısını ifade ederken kimi zaman da bir danışma seansının konusunun belirleyicisi olabilir. Rüyalarımızdaki imgeler bize farklı mesajlar gönderir. Yalom’un (2015) bir rüyayı yorumlaması şu şekildedir: Danışan, sınavdadır ve sınav kağıdını teslim etmiştir ancak son soruyu cevaplamadığını hatırlayarak panik yaşamış ve süre dolduğu için kağıdı tekrar alması mümkün olmamıştır. Danışanının bu rüyası onun için yaşamdaki süresinin dolmasını, bir şeyleri farklı yapmış olmaya dönük isteğini ancak bunun için çok geç kalınmış olduğunu anlatmaktadır. Aslında rüyanın verdiği mesaj bu şekildedir. Yani rüyalar görülüğü gibi basit ve bağımsız değildir, tersine bize farklı mesajlar verir. Bu da demek oluyor ki temel konularımız ve rüyalarımız arasında yakın bir ilişki vardır (s. 290).

Yalom (2016), sık sık danışanlarının rüyasını dinler ve danışanlara rüyaları ile ilgili yorum yapmalarını söyler ve danışanlardan rüyadaki duygularını ifade etmelerini ister. Bazen danışanlar rüyalarını anlattığında rüyalarla ilgili düşünmelerini ve düşündüklerini olduğu gibi, sesli olarak söylemelerini ister. Bazen de danışanlara rüyalarındaki bir imgeyle ilgili düşüncelerini sorar. Kimi zaman ise danışanlardan rüyalarındaki imgelerin kendilerine ne söyleyeceklerini düşünmelerini ister. Danışanlarından rüyalarını şimdiki zamanda yani o anda yaşıyormuş gibi anlatmalarını isteyen Yalom, rüyaların tümüyle görsel olduğunu ve anlatmak istediklerini görseller aracılığıyla ifade ettiklerini belirtir. Tüm bunlar ise rüyalarımız üzerine düşünmenin, rüyalarımızda yaşadığımız duyguları önemsemenin, rüyalarımızdaki imgelere ve onların taşıyabileceği esas anlamlara odaklanmanın önemli olduğunu gösterir niteliktedir.

 

Kaynakça:

Güven, E. (2015), Rüyaların Dili: Psikolojide Rüya Çalışmaları, Türk Psikoloji Yazıları, 18(36), 15-25.

Koptagel İlalı, G. (2006), Psikoterapi Sürecinde Rüyaların İletişim İşlevi, Türk Psikiyatri, 17(3), 223-229.

Merter, M. (2009), Dokuz Yüz Katlı İnsan, İstanbul: Kaknüs.

Murdock, N.L. (2014), Psikolojik Danışma ve Psikoterapi Kuramları: Olgu Sunumu Yaklaşımıyla, (Çev. Füsun Akkoyun). Ankara: Nobel.

Yalom, I. D. ( 2015), Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri, (Çev. Handan Saraç), İstanbul: Remzi.

Yalom, I. D. (2016), Günübirlik Hayatlar, (Çev. Elif Okan Gezmiş), İstanbul: Pegasus.

 

Psikolojik Danışman Büşra Tunç

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir