TOPLUM VE SOSYAL HİZMET BAĞLAMINDA AİLE KURUMU

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Aile nedir? Ailenin özellikleri nelerdir? Aile denilince akla neler geliyor? Bu sorulara her birey, her aile üyesi farklı cevaplar verebilir. Kimi aileyi neslin devamı olarak kimi üretim, tüketim ve paylaşımın yapıldığı bir grup kimisi de sadece aralarında evlilik ve kan bağı bulunan, eşlerin ve çocukların oluşturduğu küçük bir toplum olarak görmektedir. Tarihte bilinen tüm toplumlarda var olmasına rağmen, toplumdan topluma farklılık gösterdiğinden, ailenin evrensel bir tanımını yapmak kolay değildir. Ailenin evrensel açıdan geçerli bir tanımının yapılmamasının önündeki engel bu kurumun dünya ölçeğinde gösterdiği çeşitliliktir. Çünkü her toplumun kendine ait bir aile yapısı bulunmaktadır. Bu kadar çeşitliliğin olması zaman içerisinde ailenin toplumsal işlevlerini, yapısal ve kurumsal işleyişini de sürekli değiştirmektedir. Bu değişim, aileye yöneltilen değeri ve aileye olan bakış açısını da etkilemiştir(Şahan ve Akbaş, 2018).

Uluslararası düzeyde kimi ülkelerde aile, hâlâ toplumun temeli olarak görülmekte, kimi ülkelerde de aileye, modası geçmiş ve miadını doldurmuş bir kurum gözüyle bakılmaktadır. Buna bağlı olarak toplumlar geleneksellikten modernliğe doğru evrildikçe birçok kurum gibi aile de değişmekte ve dönüşmektedir. Yapılan araştırmalar çerçevesinde; 1970’li yıllarda İzmir’deki aileleri konu alan çalışmada, ev işlerindeki yardımlaşmanın azaldığı belirtilerek, gecekondu ailesinin akrabalarla ilişkilerinin koptuğunu iddia edilmiş, kente yerleşenler arasında, birincil ilişkilerden, ikincil ilişki türlerine doğru bir yönelimin görüldüğü belirtilmiştir. Kırgız toplumu aileyi daha ziyade soyun devamı olarak görmüş çok sayıda çocuk sahibi olmayı önemsemiştir. Geleneklere çok önem veren Kırgız toplumunda doğumdan ölüme kadar uygulanan tüm örf-adetler aileden öğrenilerek, nesilden nesile aktarılmaktadır. Amerikan toplumunda ise diğer toplumlardan farklı olarak 1960’lı yıllardan sonra yakın akraba, özellikle ebeveyn çekirdek ailesi ile evli çocukların çekirdek ailelerinin görüşme ve dayanışma sıklığının geçmişe göre sayısal olarak arttığı belirtilmiştir. Bu bilgiler bağlamında aile kurumu için toplumların ortak noktası, gelişen ve modernleşen dünya düzeninde aile kurumu da diğer kurumlar gibi siyasal, sosyal, ekonomik değişimlerden çok etkilenmiş ve aile yapılarında farklılıklar ortaya çıkmıştır (Pehlivan, 2017).

Aile kurumunun geleceğini bugünden kestirmek hiç şüphesiz ki mümkün değildir. Ancak, bugünün ailesinin geçmişe göre çok daha fazla değiştiğini söylemek mümkündür. Aile kurumu nereye gidiyor? sorusu etrafında yapılan tartışmalar, bize aslında toplum nereye gidiyor sorusunu sordurtuyor. Aile sadece çiftlerin istemeleriyle gerçekleşen bir yapı olmayıp aynı zamanda biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutları olan karmaşık bir yapıdır. Bu karmaşık yapının getirdiği bir takım gelişimsel ve duygusal sorunlar olabilir. Sorunların çözümü ve aile kurumunun gelişimi açısından sosyal hizmet mesleğinin aile üzerindeki rolü büyüktür. Bireylerin yaşamları boyunca karşılaştıkları sorunların büyük bir bölümü, üyesi olduğu aile yaşamından doğrudan etkilenir. Aile üyelerinden herhangi birinde meydana gelen değişim diğer aile üyelerini de etkiler. Bu nedenle sosyal hizmet uygulamalarının önemli bir odağı, üyeleri arasında etkileşim yaşayan ve bağımsız bir sistem olan ailedir. Ailelere sunulacak sosyal hizmetin esas amacı aile üyelerinin gelişimsel ve duygusal ihtiyaçlarını yeterli derecede karşılamayı öğrenebilmesi için ailelere yol göstermektir. Bu amaçla sosyal hizmet uygulamalarında ailenin güçlü yanları ortaya çıkarılır ve pekiştirilir, değişmesi gereken eksik yanlarında somut değişiklikler yaparak ailenin işlevselliğini artırmaya çalışır. Bu uygulamaları gerçekleştirirken aileyi bir bütün olarak ele alır ve ‘çevresi içinde birey’ anlayışı ile yani tek başına bireyle çalışmanın yeterli olmayacağı, aile ile de çalışmaların sürdürülmesi gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Çünkü insanın fizyolojik, psikososyal ve kültürel olarak yapılanmasının oluştuğu yer ailedir (Çevik, 2020).

Birey kendisinin öz değerini, başkalarıyla kurduğu iletişim kalıplarını, yaşam kurallarını, sosyal ilişki biçimlerini aile içinde öğrenir ve kişiliğini bu temeller üzerine bina eder. Bireyin yaşam boyu izlerini taşıyacağı sevgi, güven ve bağlanma ilişkisinin temelleri de aile içinde atılmaktadır. Bu nedenle aileyi bir bütün olarak ele alan sosyal hizmet mesleği ailenin yaşam döngüsünde önemli bir yere sahiptir.

Ailenin korunması, güçlendirilmesi ve işlevselliğinin artırılması amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 20 Eylül 1993 tarihinde aldığı bir kararla 15 Mayıs’ı “Uluslararası Aile Günü” olarak ilan etmiş, 1994 yılından itibaren de tüm dünyada ve ülkemizde kutlanmaya başlanmıştır. Bu günün yer aldığı hafta olan 15–21 Mayıs ise “Aile Haftası” olarak kabul edilmiştir.

Mutlu bireyler, sağlıklı aileler ve huzurlu bir toplum olma temennisiyle Uluslararası Aile Günümüz Kutlu Olsun.

 

Kaynaklar

Çevik, Y. (2020). Türkiye’de Aileye Yönelik Sosyal Hizmet Ve Aile Danışmanlığı Uygulamaları. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Politika Ve Sosyal Hizmetler Bilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, 25-70.

Pehlivan, O. (2017). Aile Tanımı Ve İlişkilerinin Toplumsal Olarak İnşası. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Anabilim Dalı. Doktora Tezi, 62-66.

Şahan, B. ve Akbaş, T. (2018). Kültürel Olarak Farklı Ailelerle Psikolojik Danışma ve Türk Aile Yapısında Kültürün Rolü. Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, 46(2), 217-239.

Görsel Kaynaklar

https://ivteleradio.ru/news/2017/05/11/v_ivanovskoy_oblasti_podschitali_skolko_zhiteley_regiona_uzakonili_svoi_otnosheniya

https://www.zingat.com/blog/aile-konutu-ile-ilgili-emsal-karar/

 Ahmet BOSTANCI

   Sosyal Hizmet Uzmanı

Bugüne Kadar Toplam 1,152 Görüntülenme, (Bugün) 4 Görüntülenme