DİZİLERDEKİ SOSYAL HİZMET AKIMI

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Medya günümüzde önemli bir yere sahip kitle iletişim aracıdır. Medya, bireyleri ve toplumu çeşitli şekillerde etkilemekte ve algı oluşturmaktadır (Arslan, 2002). Kitle iletişim araçları içinde televizyon ve özelde televizyonda yayınlanan diziler de bu etkileşimin bir parçasıdır. Televizyon dizilerinde birçok konu işlenmektedir ve bu konuların sunumunda izleyicileri yönlendirdiği veya bilgiyi yanlış şekilde verdiği yöntemler olabilmektedir (Kırtepe, 2014).

Dizilerde çok farklı konular işlenmektedir. Bu konulardan biri de son zamanlara sıklıkla karşımıza çıkan sosyal hizmetin sunumudur. Dizilerde sıklıkla “biz sosyal hizmetlerden geliyoruz” şeklinde bir sahneye tanık olmuşsunuzdur. Bu sahnelerde çoğunlukla takım elbiseli iki kişinin eve geldiğini görürüz. Fakat bu kişilerin hangi unvanla veya hangi gerekçe ile geldiği çoğunlukla söylenmez. Muhtemelen bir çocuk vardır ve gelen kişilerin hemen çocuğu alıp yatılı bir kuruluşa götürüldüğü görülür. Bunu yaparken de haksız oldukları aksettirilir. Bu kişiler çocuğun ailesini ve çevresini incelemez, çocuğun durumunu değerlendirmez ve sosyal hizmet perspektifinden oldukça uzaktır. Adeta bir emri yerine getiriyormuş gibi davranırlar. Dizilerde bu süreç genellikle o aileden intikam almaya çalışan bir kişi tarafından yapılan ihbar ile başlatılır. Sosyal hizmette bir sosyal inceleme sahnesi olarak görülen bu durum aslında gerçek hizmet sunumundan oldukça farklıdır. Burada sosyal incelemenin “çevresi içinde birey” ve “çocuğun yüksek yararı” anlayışı yoktur. Sosyal hizmet, yaşadıkları ortamı değerlendirmeksizin, çocukları alıp yatılı bir kuruma yerleştirmeyi ilke edinen bir disiplin olarak izleyicilere yansıtılmaktadır. Bu durum hem sosyal hizmet uzmanlarının mesleki tanımını ve imajını hem de sosyal hizmetlere ihtiyaç duyan müracaatçıları olumsuz yönde etkilemektedir.

Dizilerde çocuğun koruma altına alınması ile ilgili bir diğer olgu da yoksulluktur. Çoğunlukla dizilerde yoksulluk nedeniyle ebeveynler çocuğa bakamadıklarını ve çocuğun yatılı bir kurumda kalması gerektiğini düşünür. Yine sosyal hizmetlerden geldiklerini söyleyen kişiler de çocukları koruma altına alır. Oysa çocuğun aile yanında sosyo-ekonomik olarak desteklenmesi göz ardı edilmektedir. Bu durum yoksulluğun, çocuğun bakımı ve aile ortamında büyümesi için bir engel olduğu algısını oluşturmaktadır.

Dizilerdeki bir diğer trajikomik sahne ise sosyal hizmetlerden gelen kişilerin ikna olması için çocuğun mutlu bir aile ortamında yaşadığı imajı verilmesi amacıyla yapılan sahte evliliklerdir. İki kişi böyle bir oyuna başvurur ve yetkilileri kandırmak için çeşitli planlar yapılır. Çocuğun yüksek yararının yalnızca evli ve mutlu gözüken ebeveynlerin yanında kalması olarak gösterilir. Oysaki çocuğun durumu değerlendirilirken birçok faktör üzerinde ayrıntılı değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmeler neticesinde çocuk için en uygun sosyal hizmet modeli belirlenir. Bu sahneler nedeniyle evlat edinme, koruyucu aile hizmetleri ve velayet konusunda da yanlış bilgiler verilmektedir. Bu hizmetlerin yanlış şekilde verilmesi ve sahte evlilik ile incelemeye gelenleri yanlış yönlendirmenin olası olumsuz sonuçları göz ardı edilir.

Yatılı sosyal hizmet kuruluşlarının dizilerdeki sunumu sıkça karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki sadece bu konuyu ele alan diziler de olmuştur. Bu dizilerde yatılı sosyal hizmet kuruluşları; yaşam standartlarının çok altında olduğu, çocukların okul vb. sosyalleşme ortamlarında damgalanmaya ve ayrımcılığa maruz kaldığı, kurum müdürünün katı ve vicdansız olduğu şeklinde tasvir edilir. Bu tür dizilerin isimlerinde bile koruma altındaki çocukları güçsüzleştirici bir mesaj vardır. Günümüzde ise yatılı sosyal hizmet kurumları çocuğun ihtiyaçlarına uygun şekilde oluşturulmuş modern kurumlardır. Dizilerde bu şekilde tasvir edilen yatılı sosyal hizmet kurumları nedeniyle toplumun bu kurumlara yönelik olumsuz düşünceleri oluşmaktadır. Ayrıca bu tasvirler kurumlarda koruma altındaki çocukları ve çalışanları damgalamakta ve belki de üzmektedir.

Dizilerde bazen de dolaylı olarak sosyal hizmetin müracaatçı gruplarına yönelik bir sunum olabilmektedir. Özellikle başkalarının bakım ve yardımına muhtaç olan engelli bireylerin bir kişi tarafından çeşitli şekillerde istismar edildiği görülmektedir. Bu istismarlar; engelli bireye fiziksel ve psikolojik şiddet uygulama, bireyin kullandığı ilaçları değiştirme, bireyi ihmal etme şeklindedir. Yine doktor ve sağlık hizmetleri odaklı dizilerdeki istismar, şiddet vb. olaylarda vakanın sosyal hizmet birimine konsülte edildiği hiç görülmemiştir. Bu da dizilerde tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının yok sayıldığını göstermektedir.

Günümüzde diziler eğlence amaçlı izlense de topluma yönelik olumsuz mesajlar içerebilmektedir. Medya araçları toplumun sosyal hizmete yönelik algısını değiştirebilecek güce sahiptir (Yıldırım Aykurt, 2017). Özellikle dizilerde aksettirilen sosyal hizmet algısı birçok noktada toplumun bakış açısını etkilemektedir. Yukarıda birkaçından bahsedilen bu sunumlar; sosyal hizmetlerin, müracaatçıların ve sosyal hizmet çalışanlarının diziler aracılığı ile olumsuz bir şekilde topluma yansıtıldığını göstermektedir. Bu durum sosyal hizmetlere ihtiyaç duyan bireylerin sosyal hizmetleri yanlış tanımasına neden olmakta ve erişiminde zorlaştırıcı bir unsur olmaktadır. Bu durumun önüne geçebilmek için Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda sosyal hizmet uzmanları istihdam edilmeli, diziler yayın öncesi uzmanlarca incelenmelidir. Ayrıca dizilerin senaryo yazarları ve yönetmenlerine yönelik sosyal hizmetlerin sunumu ile ilgili eğitim verilmelidir. Bunlar yapılabilirse diziler toplumda doğru bir sosyal hizmet farkındalığı için aracı da olabilir. Tüm bunlardan hareketle şunu açıkça söyleyebilirim ki: Bu dizilerdeki sahnelerin gerçek sosyal hizmetlerle ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.

KAYNAKÇA

Arslan, D. (2002). Medyanın birey, toplum ve kültür üzerine etkileri. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 1, 4.

Kırtepe, S. (2014). Televizyon dizilerinin toplum üzerindeki etkileri sosyo-kültürel bir çözümleme (Erzurum örneği) (Doktora Tezi). Atatürk Üniversitesi, Erzurum.

Yıldırım Aykurt, A. (2017). Medyanın söylemleri üzerinden sosyal hizmet dilinin analizi. Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 5(1), 158.

Emine Nur ERİM

Sosyal Çalışmacı

Bugüne Kadar Toplam 412 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme