DÖNÜŞÜM MUHTEŞEM OLACAK: ÇOCUK RUH SAĞLIĞI BAĞLAMINDA COVİD-19 VE OKULA UYUM

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) salgını: “Belli bir insan grubunda, belli bir periyotta, yeni vakaymış gibi görülebilen ancak önceki tecrübelere göre beklenenden çok daha fazla etki gösteren bulaşıcı hastalık.” olarak tanımlamaktadır. M.Ö. 430’dan bu yana var olduğu bilinen bulaşıcı hastalıklar, insanlık tarihi boyunca direkt veya dolaylı olarak birçok toplumu etkilemiştir. Dünya üzerindeki birçok toplumu etkileyen ve hâlihazırda mücadelesi süren salgınlardan birisi de halk arasında “korona-virüs” ismiyle anılan Covid-19’dur. Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan şehrinde, 31 Aralık 2019’da ilk vakaların raporlanmasının ardından 7 Ocak 2020’de, Dünya Sağlık Örgütü tarafından daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni tip corona-virüs tanımlamıştır. Hastalığın yol açtığı ilk ölüm 9 Ocak 2020’de meydana gelmiştir. Türkiye’de ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde tespit edilmiş; aynı tarihte Dünya Sağlık Örgütü pandemi ilan etmiş ve hastalığın halk sağlığını tehdit ettiği açıklanmıştır. Worldometers verilerine göre, 20 Eylül 2021 tarihi itibariyle dünya genelinde 229.254.068 onaylanmış vaka, 205.869.653 iyileşen ve 4.704.809 vefat eden bulunmaktadır.

Pandemiler yalnız sağlık anlamında bir tehdit oluşturmakla kalmayıp, insanları sosyal ve psikolojik olarak da etkilemektedir. Şüphesiz Covid-19 pandemisi de her yaş grubu için çok çeşitli zorlukları beraberinde getirmiştir. Şimdiye kadar kabul görmüş belli standartlar, alışkanlıklar ve uygulamalar durdurulmuş, askıya alınmış veya değişime mecbur bırakılmış ve insanlar, yeni normale alışmak konusunda teşvik edilmiştir. Hastalığın tarihsel süreçteki diğer salgın hastalıklar gibi türlü yaşamsal faaliyetleri olumsuz yönde etkilediği açıktır. Bu olumsuzluklardan etkilenen en önemli ve en hassas gruplardan biri de elbette çocuklardır. Çocuklar, Covid-19 salgınını ve salgınla birlikte değişen yaşam koşullarını anlamakta ve algılamakta güçlük çekebilmekte, bunun bir uzantısı olarak da kaygı ve korku gibi duyguları yoğun olarak yaşayabilmektedir. Sosyal izolasyon, koronavirüs vakalarını engellemek noktasında hayati önem taşıyor olsa da sosyal temasın azalması, çocuklar için çeşitli farklı sorunları beraberinde getirmiştir. Yabancılaşma, iletişim güçlükleri ve yoğun teknoloji kullanımı bu sorunlardan bazılarına örnektir. Özellikle eğitim faaliyetlerine ara verilmesi ve okulların kapatılmasıyla çocukların psikososyal gelişimi çok ciddi şekilde etkilenmiştir. Nitekim dünya genelinde de 1,6 milyar öğrenci okula devam edememiştir (Akt., Baz, 2021). Devamında ülkemizde yirmi yaş altına sokağa çıkma yasağının getirilmesiyle, sosyal alanlar bütünüyle yitirilmiştir. Öyle ki, evlere kapanma sürecinde bazı okul çağı çocuklarında biberon isteme, parmak emme, yemeyi reddetme, alt ıslatma gibi çok çeşitli regresyon davranışları gözlemlenmiştir. (Imran, Pervaiz ve Zeshan, 2020). Çocukların uzun zamandır yaşıtlarından, öğretmenlerinden ve okullarından uzak kalmış olmalarının, okula dönüşlerinde uyum problemleri yaşamalarına neden olabileceği düşünülmektedir. Zira okula uyum, çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal tüm gelişim alanlarından etkilenmektedir (Akt., Göktaş, Güngör ve Gülay Ogelman, 2021). Çeşitli kurumlara bağlı çalışan 190 öğretmen ile gerçekleştirilen bir çalışmada, öğretmenlerden %38’inin çocukların evdeki rahat ortamdan sonra okul gibi kurallı bir ortamı reddedebileceği görüşünde oldukları; %35’inin ise çocukların evde olmaya alıştıkları için okula gelmek istemeyebileceklerini düşündükleri öğrenilmiştir. Yanı sıra öğretmenlerin hemen hepsinin Covid-19 süreci sonrasında okula gelen çocuklarda davranış sorunları olacağı görüşünde oldukları belirtilmektedir. Peki, yaklaşık 1,5 yıldır evde olan ve günlerinin neredeyse tamamını yalnız geçiren çocukların, okullara tam bir iyilik hâli ile dönüşleri ve uyumun sağlanması nasıl gerçekleştirilecektir?

Aydın ve arkadaşlarına (2008) göre uyum: “Çocuğun sahip olduğu özellikleri ile kendi benliği ve içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve sürdürebilmesidir.” Okula uyum sürecinde çocukların birtakım özelliklerinin bilinmesi hem riskli durumların erken tespiti hem de etkili uyum programlarının oluşturulması açısından önem arz etmektedir (Akdağ, Başaran ve Gökmen, 2014). Karantina sürecinin ardından örgün eğitim başladığında, olumlu öğretmen-çocuk ilişkisinin okula uyumu kolaylaştırabilecek faktörlerden biri olacağı düşünülmektedir. Durmuşoğlu Saltalı ve Erbay (2020), öğretmenlerin okula uyum açısından kritik bir önemde olduğunu ifade etmektedir. Uyum sorunlarını azaltma ve çözüme yönelik uygulamaları yaygınlaştırma amacıyla öğretmenler, rehberlik servisi, aile ve Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki işbirliği geliştirilmelidir. Süreci sancılı geçiren öğrenciler tespit edilmeli ve psikolojik danışma oturumları teşvik edilmelidir. Sahada çalışan psikologlardan ve sosyal hizmet uzmanlarından yardım almak sürecin karmaşıklığını giderebilir. Zira aile, çocuk ve devlet nezdinde, uzman görüşlerinin değerlendirilmesi önemlidir.  Temizliğin sağlanması konusunda gerekli tüm tedbirler alınmalı, okullara maske ve dezenfektan desteği ücretsiz şekilde verilmeli ve bulaş riski konusu da ayrıca irdelenmelidir. Şüphesiz ki okuldan uzak kalınan her süre yarınlarımızın aleyhine işlemektedir. Bu yönüyle bakıldığında eğitim faaliyetlerini sürekli hâle getirmek, öğrenme kayıplarını telafi etmek ve çocukların psikolojik iyi oluşlarını desteklemek elzemdir. Mevcut süreçte okul sosyal hizmetinin gerekliliği de bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Zira okul sosyal hizmeti, sosyal hizmet uzmanlarının farklı dinamiklerden oluşan bireysel, kurumsal ve toplumsal yapıları anlamasını kolaylaştırarak; pandemide çocuklar için etkin bir hizmet sunumunun gerçekleştirilmesine olanak verecektir. Son olarak, okulların açılma ve eğitime devam durumu üzerinde belirleyici olan faktörler, ülkemiz genelinde vaka sayılarının düşüşü ve aşılanma oranlarının yüksekliğidir; dolayısıyla konuyla ilgili halkın tüm kesimleri eğitilmelidir. Bilimsel olmayan argümanlarla ve kişileri yanlış yönlendiren her türlü bilgi kirliliği ile mücadele edilmelidir. Geri dönüşü ve telafisi mümkün olmayan bu sancılı sürecin, eğitim faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkilerini mümkün olduğunca azaltmak, hepimizin yurttaşlık görevidir. 

Kaynakça

Akdağ, B., Başaran, S. ve Gökmen, B. (2014). Okul Öncesi Eğitimde Okula Uyum Sürecinde Öğretmenlerin Karşılaştığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Uluslararası Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 2014 (2), 197-223.

Aydın, D., Doğan, S., Kelleci, M. ve Sabancıoğulları, S. (2008). Bir İlköğretim Okulunda Öğrenim Gören Çocuklarda Ruhsal Uyum Sorunları. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni, 7 (1), 47-52.

Baz, B. (2021). Covid-19 Salgını Sürecinde Öğrencilerin Olası Öğrenme Kayıpları Üzerine Bir Değerlendirme. Temel Eğitim Dergisi, 3 (1), 6-19.

Durmuşoğlu Saltalı, N. ve Erbay, F. (2020). Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Okul Hazırbulunuşluklarının Yordayıcısı Olarak Sosyal Bağımsızlık. OPUS–Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16 (31), 4138- 4155.

Göktaş, İ., Güngör, H. ve Gülay Ogelman, H. (2021). Covid-19 ve Yeni Dönemdeki Okula Uyum Süreci: Okul Öncesi Eğitimi Öğretmenlerinin Görüşlerinin İncelenmesi. International Journal of New Trends in Arts, Sports & Science Education, 10 (1), 11-24.

Imran N., Pervaiz Z. ve Zeshan M. (2020). Mental Health Considerations for Children and Adolescents in Covid-19 Pandemic. Pakistan Journal of Medical Sciences, 36 (4), 67-72.

Görsel Kaynakça

  1. https://i.pinimg.com/564x/28/f2/84/28f28464706899614a60ec0b52a0dc02.jpg adresinden erişilmiştir.
  2. https://ekmekvegul.net/sectiklerimiz/gunun-onerisi-okula-uyum-haftasinda-nelere-dikkat-edilmeli adresinden erişilmiştir.

Münire AKYÜZ

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yüksek Lisans Öğrencisi 

Bugüne Kadar Toplam 553 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme