GEÇMİŞ KİMİ ZAMAN SARHOŞ EDİCİ OLABİLİR

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

Geçmiş kimi zaman sarhoş edici olabilir. Bizi içine çekip geçmişte hayatımızın daha yaşanılabilir, daha iyi olduğunu, daha mutlu ve huzurlu olduğumuzu ya da deneyimlerimizin o zaman daha zengin olduğu illüzyonunu ve yanılgısını yaratabilir. Bu durum bizi geleceğe karşı umutsuzlaştırabilir ve güçsüzleştirebilir. Acı anılar arasına sıkışıp kalmamıza sebep olabilir. Mutluluğa ve iç huzura tekrar yürümemize engel olur.  Anılarımızdan ders almazsak onları tekrar ederiz diye fısıldar. Ama tecrübelerimizin bizi tekrar denemekten alıkoymalarına izin vermektense elimizden tutup geçmişi geride bırakarak ilerlemeyi öğrenmek mümkün değil midir?

Hayat tecrübelerle, pişmanlıklarla, yaşanan olaylara yüklenen anlamlarla var olan var olmaya devam eden sürecin kendisidir. Olumlu, yapıcı ve bizi olduğumuz kişiden daha iyi bir noktaya taşıyan hayat deneyimleri,  bizlere anlık mutluluktan ve kazanımlardan başka bir şey getirmezken, olumsuz hayat deneyimleri kazalar, pişmanlıklar, genellikle beklenmedik anlarda karşılaşılan, karakteri, kimliği, güvenlik algısını etkileyen olaylar, utanç duyduğumuz olaylar yanlış olduğuna inandığımız ama yaptığımız şeyler bizlerde istenmedik derin izler bırakır. Bugün olduğumuz kişiyi ve yarın olacağımız kişiyi olumlu ve/veya olumsuz anlamda etkiler. Adımlarımızı atarken artık daha tutuk daha cesaretsiz ve kararlarımızın arkasında duramayacak kadar kırılgan bir insan olmamıza yol açar. Yaşamanın anlamı ve hayatta olmanın sorumlulukları ağırlaşabilir. Düne duyulan büyük özlemle, yarından korkarak yaşamak ne kadar mümkündür?

Yaşam olayları/deneyimleri tecrübe edilen kişi tarafından kendi yaşamına dair kritik bir değişiklik olarak algılanan durumlar için kullanılan ifadedir (Şahin , 2018). Bizler yaşam boyu doğal ve çevresel durumların etkili olduğu bir hayatı tecrübe ederiz. Bu durumlar kişiler tarafından olumlu, olumsuz veya travmatik olarak farklı parametrelere bağlı olarak algılanır, gruplanır. Yaşam deneyimlerinin ne kadarı kişilerin hür iradesine ve taksimine dayanır? Bir kısmı özneye bağlı olsa da birçok yaşam olayı kişilerin kontrolü dışında gerçekleşmektedir.

Bu tecrübe ve deneyimler esnasında bazı krizler yaşanabilmektedir. Fransızca kelime kökeni chrise ‘buhran’ ve Eski Yunanca kelime kökeni krísis, krit ‘hastalığın dönüm noktası’ anlamına gelen kriz kavramı patolojik bir durumu tanımlamaz. Kişiler hayatlarının belirli dönemlerinde kendileri için kritik herhangi bir yaşam olayı tecrübe edebilir ve bu tecrübe kişilerin ruhsal dengesini sarsan şekilde gerçekleşebilir (Şahin , 2018). Kriz kavramı bir bakıma, kısa süreli olarak gerçekleşen, her insanın hayatında gelişimsel geçiş dönemlerinde veya durumsal zorluklara bir tepki olarak ortaya çıkan psikolojik dengesizlik, hatta ruhsal sorunlara yol açabilecek dönüm noktaları için kullanılır. Krizler ve travmatik olaylar insanların etkisiyle veya doğal yollarla oluşabilmektedir.

Travma kavramı ise bireyin ruhsal ve bedensel varlığını çok değişik biçimlerde sarsan, inciten, yaralayan her türlü olayı adlandırmak için kullanılmaktadır. 19. yüzyıldaki psikoanalitik literatürü dışlarsak “travma” kavramı fiziksel travma anlamı dışında kullanılmamıştır. 18. yüzyılda ve öncesinde travmanın psikolojik etkisinin olduğu düşünülmemiş ve travma sonrası psikolojik sorun yaşayan kişilerin mental bir hastalığı olduğuna inanılmıştır. Psikolojik sorun yaşayan kişinin ya kişiliğinde bir sorun vardır ya da biyolojik temelli bir rahatsızlığa yakalanmıştır; yani her iki durumda da sorunun nedeni kişinin kendisidir.  Mental olarak sağlıklı kişilerde ise ciddi düzeyde stresli bir olay yaşandığında, kişinin bir süre zorluk yaşasa bile tamamen iyileşeceği varsayılmaktadır. 1870 yılındaki Fransa-Prusya savaşına kadar stresli yaşam olaylarının kalıcı bir psikiyatrik rahatsızlığa yol açmasının mümkün olmadığı kabul edilirken, bu savaş sonrasında cepheden dönen askerlerin ruhsal sorunlar yaşaması psikiyatristlerin ilgisini çekmiştir. (Özsan & Kokurcan, 2012) Böylece “travma” kavramı artık psikolojik bağlamda da incelenmeye başlanmıştır.

Benzer travmatik olayların farklı kişilerde, farklı zaman ve koşullarda kişiler üzerinde zihinsel ve davranışsal etkileri farklı olabilmektedir. Aynı travmatik olay aynı kişide farklı dönemlerde de farklı etkiler yaratabilir. Peki, travmalardan da güç alınabilir mi? Sınandıkça büyümekte mümkün mü?

Bu noktada psikolojik sağlamlık kavramını anlamak ve açıklamak gerekmektedir. Psikolojik sağlamlık kavramı, Latince “resilire” kökünden türemiştir ve resilient; esnek ve elastik olma anlamına gelmektedir. Psikolojik sağlamlık; hastalıktan, depresyondan, değişimlerden ya da kötü durumlardan çabucak iyileşme yeteneği; kendini toparlayabilme; incindikten, gerildikten sonra eski haline kolayca dönebilme; elastikiyet olarak tanımlanır. Psikolojik sağlamlık, oldukça zor koşullara rağmen, kişinin bu olumsuz koşulların üstesinden başarıyla gelebilme ve uyum sağlayabilme yeteneğidir (Öz & Bahadır Yılmaz, 2009).

Psikolojik sağlamlık kavramıyla ilgili birden fazla tanım yapılabilir. Genellikle yapılan tanımlarda bulunan ortak özellikler; psikolojik sağlamlık kavramının birçok değişkene (sosyal destek sistemlerine, yaşa, genetik faktörlere, yetiştirilme tarzına)  bağlı olduğu ve bu özellikler ile yaşam boyu değiştirilebilir ve geliştirilebilir bir süreç olduğudur.

Sonuç olarak; toplumumuzda bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyen olayları artmaktadır. Bunlar; savaşlar, göçler, hastalıklar, zor ekonomik koşullar, ameliyatlar, sevilen kişilerin kaybı, doğal afetler, salgınlar, kazalar, yaralanmalar, cinsel saldırılar ve şiddet gibi geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olması önemlidir.

Kaynakça

Duman , N. (2019). Tramva Sonrası Büyüme ve Gelişme. Uluslararası Afro-Asya Araştırma Dergisi, 178-184.

Karaırmak, Ö. (2006). Psikolojik Sağlamlık, Risk Faktörleri ve Koruyucu Etmenler. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 129-142.

Karaırmak, Ö., & Siviş Çetinkaya, R. (2011). Benlik Saygısının ve Denetim Odağının Psikolojik Sağlamlık Üzerine Etkisi: Duyguların Aracı Rolü. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 30-43.

Öz, F., & Bahadır Yılmaz, E. (2009). Ruh Sağlığının Korunmasında Önemli Bir Kavram: Psikolojik Sağlamlık. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi, 82-89.

Özsan, H. H., & Kokurcan, A. (2012). Tramva Kavramının Psikiyatri Tarihindeki Seyri. Kriz Dergisi, 19-24.

Şahin , S. (2018). Yaşam Deneyimlerinin Yetişkinlerdeki Benlik Saygısı, Psikolojik Sağlamlık ve Hayata Verilen Anlam İle İlişkisi. Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi.

Zara, A. (2011). “Krizler ve Tramvalar” Yaşadıkça Psikolojik Sorunlar ve Başa Çıkma Yolları. Ankara: İmge Yayınevi.

Görsel Kaynak

https://society6.com/product/intergalactic-hh5_print#1=45 adresinden erişilmiştir.

https://www.iconocero.com/2017/10/y-tu-eres-un-recolector-de-estrellas-la-magia-en-las-ilustraciones-de-akira-kusaka.html?m=1 adresinden erişilmiştir.

Şifa Hatun Tunçay

Sosyal Hizmet Uzmanı

Bugüne Kadar Toplam 561 Görüntülenme, (Bugün) 3 Görüntülenme