SUSARSAN SANA ŞEKER ALIRIM

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Çocuklarınızı daha iyi tanımakla işe başlayınız; çünkü onları hiç tanımıyorsunuz.

                                                                                                                                J.J. Rousseau

Bu zamanın ebeveynlerinin çok gayretli oldukları aşikar. Şimdilerde çocuk yetiştirmeye yönelik herkes bir şey söylüyor: ‘Öyle dersen çocuğunun psikolojisi bozulur.’ ‘Bağırıp çağırarak çocuğu korkutuyorsun.’ ‘Çocuğunla arkadaş gibi olmayı denemelisin bence.’ Bu gibi cümlelerle artık daha sık muhatap olur hale geldi günümüz anne ve babaları. Eskiye dönüp bakıldığında annemizin terlik fırlatışıyla uslu duran, babamızın bir bakışıyla susan çocuklar artık yok. Onların yerlerini ebeveynlerin tabiriyle hop oturup hop kalkan, hiç durmadan konuşan, ağlayan, inatlaşan, uykuya direnen, yemek yemeyen bir nesil aldı. Değişen zamandı elbet ancak değişmeyen bir şey vardı: Çocukluk. Bu durumda eskiden işe yarayan anne baba yöntemlerinin sürümü de güncellenmeliydi ki şimdiki çocuklara hitap edebilsin. Çocukların aslında kriz anlarında (ağladıkları, hırçınlaştıkları, direnç gösterdikleri vb. anlar) anlatmak istediklerini, bu durumun altında yatan nedenleri görmeyi başardığınızda masumiyetin, gerekliliğin ve doğallığın izlerini fark edeceksiniz. İhtiyaçlar fark edildikçe de  çözüm üretmek kolaylaşacak.

Kriz Anlarında Anneler ve Babalar…

Anne ve babalar genel olarak kriz anlarını ilk olarak durdurmayı seçerler. Direkt olarak ağlayan çocuğu susturmaya çalışarak kardeşine vuran çocuğa ‘Dur yapma!’ diyerek krizi durdurmanın işe yarayacağını düşünürler. Ya da ‘Parka gidemezsin.’ ‘Televizyon izleyemezsin.’ ‘Oyun yok sana!’ gibi tehditler savurarak çocuğu sevdiği şeylerden mahrum bırakmaya yönelirler ve kriz anını bu şekilde yönetmeye çalışırlar. Ancak kriz anlarında ebeveynlerin yapması gereken tek ve en önemli şey çocuğun olumsuz davranışına odaklanmak yerine sakin kalmaktır. Sonrasında ise olayın çocuğunuza ve size öğreteceklerine odaklanmaktır. Bunu yapmak da çocuğu durdurmaktan değil çocuğun duygularına eşlik etmekten, anı paylaşmaktan ve sonrasında verilmek istenen mesajı çocuğa vermekten geçer. Bu durum elbette yazılıp çizildiği kadar kolay değildir. Ancak bu şekilde bir yöntem izlenerek çocuğunuzu daha iyi tanıyabilir, anlayabilir ve işbirliği yapmaya teşvik edilebilirsiniz. Böylece kriz anları birbirini anlayan ve tanıyan aile bireyleri arasında daha sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşabilir.

Kaybeden Yok!

Çocuğunuzu tanımaya onun hangi gelişimsel dönemde olduğuna dikkat ederek başlayabilirsiniz. 3 yaşına kadar çocuklar beyinlerinin sağ tarafını yani duyguları kendilerini ifade etmede yoğun bir biçimde kullanırlar. Başka bir ifadeyle 3 yaşına kadar bir çocukta beynin sol kısmı aktif değildir; yani olayları anlamlandırırken mantığını değil duygularını kullanır. Bu yüzdendir ağlayan çocuğa ‘Sus artık’ demek ya da mantıklı bir açıklamayla krizi durdurmaya çalışmak, ‘Şu yaptığın çok ayıp’ dediğinizde muhtemelen sizi dinlemez ve daha çok ağlamaya başlar. Çünkü duygularını ağlayarak ifade etmeye çalışmış ancak anlaşılmamıştır. Bu yüzden daha çok ağlamanın işe yarayacağını düşünerek davranışını yoğunlaştırmıştır. Sağ beyin duyguların dilini konuşur. Bu noktada ebeveynlerin yapması gereken de çocuğun duygularını anlayacağı şekilde ifade etmektir. ‘Yavrucuğum ne kadar da çok ağladın’ ‘Şu an çok üzülüyorsun, o oyuncak senin için çok değerliydi’ demek çocuğa ‘Seni anlıyorum ve yaşadığın duyguyu kabul ediyorum.’ mesajını verir. Böylece çocuk bir süre sonra anlaşıldığını hissedip rahatlayabilecektir.

İlerleyen zamanla birlikte çocuğunuz genel olarak 7 yaş civarına geldiğinde artık beynin sol tarafını kullanmaya başlar. Çocuk kriz anlarında artık ebeveynlerinin mantıklı açıklamalarını kabul edecek düzeye ulaşmıştır. Sol beyin demek mantık, kural, sınır demek. Çocuğunuzla markete gitmeden önce istediği her şeyi alamayacağınızı söylediğiniz halde markete attığınız ilk adımda gördüğü her şeyden istemeye başlar ve alamayacağınızı bildiği halde şartları zorlar; kendini yerden yere atar, ağlar, hırçınlaşır. Bu noktada yapılması gereken tutarlı olmaktır. Eğer çocuğunuza sadece bir tek şey alma hakkı olduğunu söylemişseniz sırf uslu dursun diye geri adım atmanız çözüm olmayacaktır. Çocuk burada sınırları keşfetmeye çalışmakta dolayısı ile sizi sınamaktadır. Çocuğunuzun size demek istediği ‘Ağlayıp kendimi yerlere atarak sınırları nereye kadar zorlayabilirim?’ mesajından başkası değildir. Bu noktada önce çocuğun sakinleşmesi için duygularını kabul edip anlamak sonrasında ise doğru davranışa yönlendirmek gerekir. Çocuğun hizasına eğilip ‘Bu şekeri/çikolatayı/oyuncağı çok istediğinin farkındayım. Şimdi eve gidip bunu alabilmen için küçük bir kumbara yapabiliriz, ne dersin?’ şeklinde bir tutum sergileyerek işbirliği içinde çözüme ulaşabilirsiniz. Böylece çocuğunuza kararlı olduğunuzu göstermiş olursunuz.

Başka bir örnek verilirse çocuğunuz dışarıda kar yağmasına rağmen ince bir hırkayla dışarı çıkmak istediğini, montunun rengini beğenmediğini söyledi ve aranızda bir kriz çıktı. Bu durumda ‘Seni anlıyorum. Montunun rengini beğenmediğin için giymek istemiyorsun. Montunun rengini değiştiremeyiz. Ancak dışarı ince bir hırkayla çıkman durumunda hasta olmandan endişe ediyorum. Sence ikimizin de mutlu olabileceği nasıl bir çözüm yolu bulabiliriz?’ denilebilir. Burada önemli olan şey hem çocuğun ihtiyaçları hem de ebeveynin ihtiyaçları dile getirilmesi ve bunlara saygı duyulmuş olunmasıdır. Monta ne mi oldu? Yan dairede oturan arkadaşı Ayşe’nin montunu ödünç aldı. 🙂

GÖRSELLERİN KAYNAKÇASI

https://www.instagram.com/p/Bw1dCUZgZEI/?utm_source=ig_web_copy_link adresinden erişildi.

https://pin.it/4t4k3hwhbx7wgw adresinden erişildi.

Merve AKBABA

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 108 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme