PSİKOLOJİYE DAİR: JUNG’UN SÖYLEMLERİ

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

“Çevremizdeki herkes büyük olasılıkla, bizi kendimizi anlayabildiğimizden daha iyi anlar.”

Carl Jung

Carl Gustav Jung kişinin psikolojik yapısını psişe olarak adlandırmıştır. Jung kuramının merkezine egoyu almıştır, ona göre ego; ben ve benim demektir. Ego kişinin kişiliğinin farkında olduğu yönlerini kapsar. Persona kişinin bilinçli halidir, dışarıdaki kişilere kişiliğin sosyal olarak kabul edilebilir yönünü gösterir. Gölge ise kişinin bilinçli yönü olmakla birlikte onun olumsuz, zararlı yönünü kapsar. Jung gölgenin kişinin bilinçaltının yaratıcılığının kaynağı da olabileceğine ve kişinin kendini rahatlatabileceğine de inanmaktadır (Aktaş, Özdemir ve Tınkır, 2015). Kolektif bilinçaltı; tüm insanlar tarafından paylaşılan bir dizi bilgi, inanç ve yaşantıyı içermektedir. Jung’a göre herkes bu bilinçaltı malzemeyle doğar. Nasıl ki bazı fiziksel özelliklerimizi atalarımızdan kalıtım yoluyla aldıysak bilinçaltı psişik özellikleri de almaktayız. Tanrının varlığı konusunda bir açıklama yapmasa da insanoğlunun dini bulmak için duyduğu sonsuz gereksinime dikkat çekmiştir. Neden bütün kültürlerde din ortaya çıkmıştı? Neden her dinde benzer bir tanrı kavramı vardır? Jung bu soruları hepimizin ortak bilincimizde tanrı arketipine sahip olmamız olarak yanıtlamıştır. Ona göre tanrıya kolayca inanabilir, varlığına kanıt bulabiliriz (Burger, 2006). Ortak bilinçaltı imgelerden oluşur ve bu sayede tepki veririz. Jung bu imgelere arketip adını vermiştir. Anne, baba, yaşlı ve bilge adam, güneş, ay gibi pek çok arketip tanımlamıştır. Jung yaşamımızda rastlanan durumlar kadar arketip olduğunu söylemiştir. Ancak Jung yazılarında şu 3 arketipten daha sık bahsetmiştir; anime, animus ve gölge.

Anima; erkeğin dişi yönüdür, animus ise dişinin erkeksi yönüdür. Jung’a göre her erkeğin içinde dişi, her kadının içinde erkeksi bir yön vardır. Bunlar eş seçimi ve ilişki yürütme işlevlerinde yol göstermektedir. Jung’a göre içimizdeki anima ve animus, kadın ve erkeği birbirine çeker, bunlara göre eş arar. Jung hepimizin aradığı kadın ve erkek bilinçaltı imgesine sahip olduğumuzu söyler (Murdock, 2016). Bu arketipleri anlamak kişinin hem kendisiyle hem de karşı cinsle daha sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlar. Gölge ise bizim kişiliğimizin olumsuz, karanlık yönünü, insanlığın kötülüğe eğilimli yönünü temsil eder. Gölgenin bir kısmı bastırılmış duygular şeklinde kişisel bilinçaltından ve bir kısmı da kolektif bilinçaltındandır (Burger, 2006). Kötülük bütün kültürlerin öykü ve hikâyelerinde vardır, şeytan olarak da simgeleştiğini görebiliriz. Jung, kuramında arketip adı verilen mistik ögelere yer verdiği gibi kişilik hakkında da görüşlerini ifade etmiştir.

Jung kişiliğin 3 temel yönü olduğunu ve bu yönlerin içinde birbirinin zıddı iki kavramın yer aldığı bir kişilik tipolojisi oluşturmuştur. Bir kimse bu kavramlardan her ikisini de bir dereceye kadar sergilemektedir ancak birini diğerine yeğlemektedir. Jung ise sağlıklı bir insanın bunları dengelemesi gerektiğini söylemektedir. İçedönüklük; bir kimsenin kendi içini araştırma eğilimidir. Bunun için yalnız kalmaya ihtiyaç duyarlar. İç dünyalarını daha derinden anlamaya çalışırlar. Çok az arkadaşları olmasına karşın bu arkadaşlarıyla çok daha yakın ilişkileri vardır. Dışadönük bir insan ise dışsal nesneler ve ilişkiler aracılığıyla yaşamına anlam verir. Düşünme ve duyguları hissetme kişiliğin bir diğer yönüdür. Düşünce yönelimli insanlar bilişi, mantığı ve akılcı düşünmeyi seçerler. Var olan bütün seçenekleri ayrıntıları ile düşünerek karar verir. Duygu yönelimli insanlar duygulara önem verirler, duygular onlar için yaşantısal oyun alanıdır.  Duyuları kullanma ve sezgi kişiliğin üçüncü yönüdür. Duyularını kullanmayı seçen insan gördüğü, kokladığı, tattığı, dokunduğu şeyleri yeğler. Sezgisel bir insan ise kimsenin açıkça göremediği gizemli şeylerden hoşlanır, beden dili, ses tonu, alt bilinçteki ipuçlarını iyi yakalar. Sezgisel insan içinden gelen sese göre hareket eder (Burger, 2006).

Jung, insanların yaşamlarında bir olayı anlamlandıramadıklarında veya bu olay acı verici olduğunda, bunu egosuna dahil edemediğinde kompleks geliştirdiğini söyler. Oluşan kompleks bilinçdışına atılır. Kişi buradaki karmaşık duygularını, duyumlarını, anılarını çözümlemeye çalışırken kompleksler semptomların oluşmasına sebep olur. Semptomları iyileştirmenin tek yolu ise kompleksleri bilinçli hale getirip egosuna katmasıdır (Murdock, 2016).

Jung başarılı bir terapistin şu 4 ilkeyi anlamış olması gerektiğini söyler; ilk ilke psişe kendi kendini düzenler yani danışan iyileşmek ve komplekslerini çözmek için neye ihtiyacı olduğunu bilir. İkinci ilke; bilinçaltı kişiliği korur, egoyu acı veren duygu ve düşüncelerden korur. Üçüncü ilke başarılı bir terapide ilişkinin kendisi de önemli rol oynamaktadır. Dördüncü ilke ise kişisel gelişim yaşam boyu devam etmektedir (Murdock, 2016).

Jung terapi sürecini de 4 aşamaya ayırmıştır. İlk aşama itiraf etme aşamasıdır; danışman danışanın kişiliğini ve geçmişini yargılayıcı olmadan araştırır. Bu şekilde kabul edici tavır danışan için rahatlatıcı bir ortam sunmaktadır. İkinci aşama aktarımın netleştirilmesidir. Bu aşamada danışman danışana aktarımını gösterir ve bunun sebeplerini araştırırlar. Üçüncü aşama eğitimdir. Danışan danışma boyunca yaşadıklarından yola çıkarak içgörü kazanır ve bunu yorumlar. Son aşama dönüşümdür. Ancak bu aşamaya çok az kişi ulaşabilmektedir. Bu aşamada danışan kendini gerçekleştirmeye doğru yol alır. Kendini gerçekleştiren insan hem bilinçaltı hem de bilinçli yaşantılarına değer verir. Kendini gerçekleştiren birey bilinci ve bilinçaltı arasında denge kuran kişidir (Murdock, 2016).

Jung’un kuramı kişinin varoluşsal yaşamının yanı sıra içsel çatışmalarına da odaklanmıştır. Kişilik tipolojisi insanın hem kendini hem de başkalarını anlamayı kolaylaştırmaktadır. Jung’un kuramı sayesinde Myers-Briggs Tip Belirleme indeksi geliştirilmiştir. Her kuramcı da olduğu gibi Jung’u savunanlar kadar savunmayanlar da olmuştur. Jung’un, kişilik ve terapi kuramına bütüncül olarak bakmak bizim bundan bir şeyler almamıza katkı sağlar.

Kaynakça

  1. Aktaş K., Özdemir M.Z. ve Tınkır N. (2015). Carl Gustav Jung: Analitik Psikoloji (PDF dosyası). https://www.academia.edu/35226020/CARL_GUSTAV_JUNG_-_ANAL%C4%B0T%C4%B0K_PS%C4%B0KOLOJ%C4%B0?auto=download adresinden edinilmiştir.
  2. Burger, J.M. (2006). Kişilik. (i.D. Erguvan Sarıoğlu, Çev.). İstanbul: Kaknüs.
  3. Murdock, N. L. (2016). Psikolojik Danışma ve Psikoterapi Kuramları.(F. Akkoyun, Çev.). Ankara: Nobel.

Görsel Kaynakça

  1. https://gizemdunyasi15.blogspot.com/2017/10/carl-gustav-jung-ve-analitik-psikoloji.html
  2. https://www.pinterest.it/pin/450008187756522650/ 

Sümeyye Nur KANDEMİR

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 521 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme