Mutluluk Arayışına Katkı: Pozitif Psikoloji

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Psikoloji yalnızca tıp bilimi ya da yalnızca sağlıksız şeyleri iyileştirmek değildir. Eğitimle, işle, evlilikle hatta sporla alakalıdır. Benim görmek istediğim şey psikologların insanlara her alanda güçlenmeleri için yardımcı olmaya çalışmalarıdır.

Martin Seligman

Pozitif psikoloji terimi son yıllarda psikolojide son yıllarda popülerleşmeye başlayan bir yaklaşımdır. Pozitif psikolojiyi, insanın zayıf yönleri yerine güçlü yönlerine odaklanan, kötüleri onarmak yerine hayatta iyiyi inşa etmeye çalışan ve insanın düşüncelerini, hislerini ve davranışlarını incelemeye yönelik bilimsel bir yaklaşım olarak tanımlayabiliriz (Ackerman, 2020).

20. yüzyılda psikoloji bilimi “İnsanların nesi var” sorusu üzerine odaklanmış (E. Ackerman, 2020) ve psikolojiyi davranışların altında yatan fizyolojik ve mental süreçleri inceleyen bilim dalı olarak tanımlamıştır (Ergün, 2020). Bireyleri daha az üzgün yapmakla, patolojilerini ve ruhsal hastalıkları tedavi etmekle ilgilenilmiştir (Seligman, 2004). Olumsuz duygu ve deneyimlerin olumlu duygu ve deneyimlerden daha belirgin ve öncelikli olması; olumsuz duyguların genellikle hemen çözülmesi gereken sorunlar olarak görülmesi ve tarihsel nedenlerden dolayı geleneksel psikoloji negatif olana yönelmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan tablonun bir sonucu olarak psikoloji adeta ortaya çıkmış sorunları çözme, tedavi etme ve oluşmuş zararı giderme odaklı bir bilim haline dönüşmüştür. Bu odaklanma ise güçlü yanların tedavideki en önemli silah olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmasına sebep olmuştur (Ergün, 2020). Psikoloji sadece hastalıkları, zayıflık ve zararı giderme gibi olumsuz durumlarla değil; aynı zamanda erdem, iyimserlik, güven, sevgi, cesaret, yaratıcılık, dayanıklılık ve umut gibi güçlü yönlerle de ilgilenmelidir. Çünkü tedavinin amacı yalnızca yanlış olanı düzeltmek ve zararı gidermek değildir. Tedavi aynı zamanda doğru olanın inşasını da gerektirir. Ayrıca ruhsal hastalıkların ve ruhsal sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan psikosomatik sorunların tedavisinde güçlü yönleri geliştirmek önemlidir. Bunun yanı sıra dayanıklılık, iyimserlik, benlik saygısı gibi güçlü yönlerin aynı zamanda ruhsal hastalıklara karşı koruyucu bir faktörler olduğu da bilinmektedir (Ergün, 2020). 21. yüzyıla gelindiğinde ise psikoloji de farklı bir soru ile karşılaşmaya başlıyoruz: “İnsanlar hakkında doğru olan nedir?” (Ackerman, 2020). Bu soru, insanların güçlü yönlerini ortaya çıkarmak ve olumlu işleyişi teşvik etmek için bilimsel ve uygulamalı bir yaklaşım olan pozitif psikolojinin merkezinde yer almaktadır (Karaırmak ve Siviş, 2008).

Pozitif psikoloji 1990’lı yıllarda Martin Seligman tarafından gündeme getirilmiş bir kavram olsa da aslında bu kavram Hümanist Psikoloji olarak bilinen yaklaşıma dayanır. Hümanist Psikolojinin öncülerinden olan Rogers, Maslow, May ve Fromm gibi psikologların çalışmaları da pozitif psikolojinin öncü çalışmaları olarak kabul edilebilir (Ergün, 2020). Hümanist yaklaşımın önde gelen temsilcilerinden Abraham Maslow (1908-1970), “pozitif psikoloji” kavramını ilk kullanan bilim adamıdır. “Motivasyon ve Kişilik” (Motivation and Personality, 1954) adlı kitabının son bölümünün başlığını “Pozitif Psikolojiye Doğru” (Toward a Positive Psychology) olarak koymuştur (Doğan, 2016). Yine bu tarihlerde, pozitif ruh sağlığı alanında önde gelen araştırmacılardan olan Marie Jahoda da (1958) bu konuda “Pozitif Ruh Sağlığının Güncel Kavramları” (Current Concepts of Positive Mental Health) adlı bir kitap yazmıştır. Söz konusu bu kitabında, bugünkü psikolojik iyi oluş kavramının (eudaimonic well-being) temellerini atmıştır (akt. Doğan, 2016). Doğan (2016), “Logoterapi”nin kurucusu Victor Frankl’ın da (1905-1997) pozitif psikoloji tarihi içerisinde değerlendirilebileceğini düşünmektedir. Frankl, insanın anlam arayışını temel alan çalışmalar yapmış ve bireylerin yaşamda anlam bulmaya yönelik çabalamalarının en temel motivasyonel güç olduğunu belirtmiştir. Bugün “hayatın anlamı ve amacı” konusu pozitif psikolojinin önemli araştırma konularından birisi olarak kabul edilmektedir. Genel olarak, bu süreçlerden geçen pozitif psikoloji yaklaşımı, 1998 yılında Martin Seligman’ın Amerikan Psikoloji Derneği başkanlığı yaptığı dönemde resmen başlamış kabul edilmektedir. Modern anlamdaki bu pozitif psikoloji yaklaşımının kurucuları, M. Seligman, Mihaly Csikszentmihalyi ve C. Peterson olarak kabul edilmektedir (Ergün, 2020).

Pozitif psikoloji akımının amacı normal hayatı daha doyurucu hale getirmektir. (Seligman, 2004).  Grupların ve bireylerin en uygun şekilde var olması ve gelişmesine katkıda bulunan koşulları inceler (Ergüner-Tekinalp, 2016). Ruh sağlığı hizmetlerinin uzun yıllardır ihmal ettiği önemli iki misyonu daha bulunmaktadır: iyi bir yaşam için ortam sağlamak ve bireyin güçlü yönlerini ortaya çıkarmak. Pozitif psikoloji insanın üst düzeyde işlerliğinin incelenmesini, güçlü yönlerinin ve potansiyelinin ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. İnsanın işlerliğindeki olumsuz yönlere vurgu yapmaktan kaçınmakta ve genel iyilik halini desteklemektedir. Akıl sağlığı açısından normal kabul edilen insan nüfusunun, anormal kabul edilen nüfustan sayıca çok daha fazla olduğu düşünüldüğünde, pozitif psikoloji yaklaşımının daha fazla insanın yaşamını iyileştirdiği görülmektedir (Karaırmak ve Siviş, 2008).

Pozitif psikoloji sıradan insanın güçlü yönlerini konu almakta ve bu hareket polyannacı bir tutumla gerçekleri yadsımamakta ya da hayatı tozpembe görmemektedir. Aksine bu yaklaşım, bireyin kapasitesini yükseltmeyi ve potansiyelini ortaya çıkarmayı öngören daha takdir edici bir bakış açısıdır. (Karaırmak ve Siviş, 2008).

Kaynakça

  1. Doğan, T. (2016). Pozitif Psikolojinin Tarihsel Gelişimi. Erişim Adresi: https://www.tayfundogan.net/2016/11/01/pozitif-psikolojinin-tarihsel-gelisimi/
  2. Ackerman, C. (2020, 6 Aralık). What is Positive Psychology & Why is It Important?. Erişim Adresi: https://positivepsychology.com/what-is-positive-psychology-definition/
  3. Ergün, K. (2020). Pozitif Psikoloji Penceresinden Ergenlerde Benlik Saygısının Yeme Bozuklugu Ve Metabolik Sendrom İle İlişkisi (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Üsküdar Üniversitesi, İstanbul.
  4. Ergüner- Tekinalp B. (2016). Adleryan kuramın pozitif psikoloji bağlamında değerlendirilmesi. The Journal of Happiness & Well-Being Dergisi, 4(1), 34-49.
  5. Karaırmak, Ö. ve Siviş R. (2008). Modernizmden Postmodernizme Geçiş ve Pozitif Psikoloji. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3(30) 102-115.
  6. Seligman, M. (2004). Pozitif Psikoloji Üzerine TED Konuşması [Video]. Erişim Adresi: https://www.ted.com/talks/martin_seligman_the_new_era_of_positive_psychology/transcript?language=tr

Görsel Kaynakça

  1. https://iskconnews.org/who-knows-the-way-to-happiness-positive-psychology-or-bhakti-yoga,5051/
  2. https://www.thoughtco.com/positive-psychology-4777735

Sümeyye Nur KANDEMİR

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 336 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme