İNSAN TABULA RASA MI?

Klasik davranışçı yaklaşım 17. yy John Locke felsefesinden kaynak alan ve pragmatist yönü ağır basan felsefi bir temele dayanmaktadır. Temelde öğrenme kuramı olarak çevresel koşulların etkisini, determinizmi ve kültürel etmenlerin önemini vurgular. Davranışçı kuramcılara göre salt gözlenebilir davranışlarla ilgili inceleme ve araştırmaların bilimsel geçerliliği vardır (Topses, 2012). Günümüzde çoğu davranışçı terapist bilişsel-davranışçı topluluk içinde yer almaktadır. Bu nedenle davranışçı terapi ilkeleri olarak okuyacaklarınız çoğunlukla klasik kuramın tartışmalarına dayalı olacaktır.

Davranışçılık geleneğinde, uyumlu davranışlar psikolojik sağlıklılık olarak kabul edilirken, uyumsuz davranışlar işlevsizlik olarak kabul edilir. Davranışçı terapistler hem uyumlu hem de uyumsuz davranışların öğrenildiğini kabul ederler. Davranışçı terapide odak noktası danışanın sahip olduğu kişilik özelliklerinden daha çok ne yaptığıdır. Danışanın yetersizlikleri kadar onun güçlü yanları da dikkate alınır (Murdock, 2016).

Bandura bireylerin bir davranışı gözlem yoluyla öğrenebildiğini, benzer durumlarda sergilediğini ya da yapmayı reddettiğini fark etmiştir (Murdock, 2016). Danışman danışan için bir modeldir. Bu sebeple danışma sürecinde terapötik atmosfer önemlidir. Örneğin bir psikolojik danışman, danışanına istenilen sosyal beceriyi öğretmeye başlarken ona model olabilir.  Davranışçı terapide danışma ilişkisi iş birliğine dayanır (Murdock, 2016). Davranışçı psikolojik danışmanlar, danışma sürecinde danışman merkezli bir yaklaşım sergilemekle beraber danışanın da etkin ve bu süreçten sorumlu olmasına da özen gösterirler (Topses, 2012). Danışanın problemleriyle başa çıkmak için terapist, terapi ortamını düzenler. Danışandan amaç belirleme ve değerlendirme için sürece aktif olarak katılması ve ödevlerini yapması beklenir. Davranışçı terapide danışan bir öğrenci gibidir, danışman tarafından sunulan bilgiyi öğrenir (Murdock, 2016). Danışma sürecinde danışan aktif rol alarak işlevsel olmayan davranışlarını değiştirerek yerine işlevsel olan davranışları öğrenir (Eryılmaz ve Mutlu Süral, 2014).

Davranışçı terapide temel amaç uyumsuz davranışın azaltılması, yok edilmesi ya da uyumlu tepkilerin artırılması ve öğretilmesidir (Murdock, 2016). Psikolojik danışma sürecinde bireylerin işlevsel olmayan davranışlarını düzenleyerek bireylerin ruh sağlıklarını olumlu hale getirmeye çalışılır (Eryılmaz ve Mutlu Süral,2014). Davranışçı terapistler için değiştirilecek davranış hedefleri açıktır, daha önce belirlenmiş bir planın içinde yer alır. Süreç içinde bu hedeflere ne kadar ulaşıldığını saptamak amacıyla çeşitli ölçümler ve gözlemler yapılabilir (Topses, 2012). Danışanın gözle görülür davranışlarına odaklanılır.  Çeşitli kaygı durumları, fobiler, depresyon, madde kullanım, yeme bozuklukları, aile içi şiddet, cinsel uyum bozuklukları, hipertansiyon, gelişimsel bozukluklar, endüstriyel ve klinik psikolojisi, spor psikolojisi vb konular, davranışçı kuramcıların temel ilgi alanları arasında sayılabilir (Topses, 2012).

Davranışçı terapistler danışmayı iki aşamada ele alırlar: değerlendirme ve müdahale. Terapist, danışanın davranışlarının işlevsel analizini yapar, hedef davranış ya da davranışlar belirlendikten sonra müdahale kısmına geçilir. Davranış terapisti, problem ve müdahale süreci hakkında danışana kısa bir açıklama yaparak danışana bilgi verir. Böylece yanlış anlaşılmaların önüne geçilir. Çünkü danışan terapi sürecine farklı beklentiler (Örn. rüya analizi, serbest çağrışım vb.) ile gelmiş olabilir.  Davranışçı terapide ilk seans çok önemli ve kritik olarak kabul edilir (Murdock, 2016). İlk oturumda hangi davranışın değiştirebileceğine karar verilerek danışma oturumlarının amacı belirlenmiş olur.  İlk seansın dört amacı vardır: a) danışanla raport (ilişki) kurulması, b) danışanın probleminin anlaşılması ve hedef davranışın belirlenmesi, c)sürdürücü koşullar hakkında veri toplanması, d)gizlilik konusu ve davranışsal müdahale hakkında danışanın eğitilmesi. Bu seans sonunda danışman ve danışan aralarında yazılı anlaşma yapabilirler (Murdock, 2016). Danışmada çeşitli teknikler kullanılır. Bazıları seansta kullanılırken bazıları danışana öğretilerek kendi başına kullanması sağlanır. Terapistler bilgi vermeye, model oluşturmaya, geri bildirimler sağlayarak danışanlara somut beceriler kazandırmaya çalışırlar (Topses, 2012). İhtiyaca göre pekiştirme tekniklerinden faydalanabilirler. Diğer terapistlerin aktarım ya da karşıt aktarım olarak adlandırdıkları şeye davranış terapistleri uyaran genellemesi adını verir. Aktarım durumunda danışan terapistini yaşamındaki başka bir an ve alandaki uyaran kişiye benzetir ve ona verdiği tepkilerin aynısını danışmana verir (Murdock, 2016). Danışmada kullanılan teknikler; koşullanma, uyarım-tepki bağlantısı, genelleme ve ayırt etme, pekiştirme, sönme, ödül ve ceza, sosyal öğrenme ve bunlara bağlı olarak geliştirilen tekniklerden sayılan, sistematik duyarsızlaştırma, biçimlendirme (shaping), taşırma (flooding), atılganlık eğitimi gibi kavram ve teknikleri sayılabilir (Topses,2012). Bu teknikler sayesinde davranışçı kuram, psikolojik danışma alanına belirli bir temel kazandırmıştır.

Davranışçı terapi psikanalitik kuram ile karşılaştırılarak önemli tartışmalara yol açmıştır. Bilimsel yaklaşımları ve kullandıkları dil yüzünden katı kalpli olmakla suçlanmışlardır. İnsan davranışlarında düşüncenin ve duyguların önemini dikkate almayıp gözlenebilen davranışlara odaklandıkları için eleştirilmişlerdir. Diğer yandan danışanın geçmişinin ihmal edilmesi ve kişiler arası ilişkilerin rolünün göz ardı edilmesi terapi yaklaşımının sınırlılığı olarak görülür (Murdock, 2016). Davranışçı yaklaşım sosyal fobiler gibi sınırları belirlenmiş problemlerin çözümünde daha işlevsel görülür. Davranışçı yaklaşımın ilk uygulamaları, aşırı derecede işlev bozukluğu olan danışanlarda (ör.zihinsel engelli vs.) uygulanamamasından ötürü, tüm bireylere yönelik olmadığı konusunda eleştirilmiştir. (Murdock, 2016)

Değiştirilecek davranışı belirlemek çok da kolay olmayan bir iştir. Geleneksel davranış terapisi sigara içme, kilo alma ya da verme ve özgül fobiler üzerine kurulu iken danışanlar daha komplike sorunlarlarla danışmaya gelebilmektedirler (Murdock, 2016). Davranışçı yaklaşımının keskin çizgileri olması ve hedefler konusunda net olmaları da komplike sorunlar karşısında ne yapılabileceği konusunda soru işaretleri bırakmaktadır. Tüm bunların ışığında davranışçı kuramın, bugün oldukça fazla kullanılan bilişsel terapi ve akılcı duygusal terapinin ana kaynağı olduğunu da unutmamak gerekir.

Kaynakça

  1. Eryılmaz, A, ve Mutlu-Süral, T. (2014). Kuramdan Uygulamaya Bireyle Psikolojik Danışma. Ankara: Anı Yayıncılık
  2. Murdock, N. L. (2016). Psikolojik Danışma ve Psikoterapi Kuramları.(F. Akkoyun, Çev.). Ankara: Nobel.
  3. Topses, G. (2012). Davranışçı ve Varoluşçu–Hümanistik Psikolojik Danışma Kuramlarının Ayırt Edici Ve Örtüşen Nitelikleri. International Journal of New Trends in Arts, Sports & Science Education, 1(3), 67-75.

 

Görsel Kaynakça

  1. https://pdrnedir.com/psikolojik-danisma-nedir/
  2. http://www.pdpsikodestek.com/AtilganlikEgitimi.html

 

Sümeyye Nur KANDEMİR

Psikolojik Danışman