“BİREY, SİSTEMİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR.”

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Sistemik psikolojik danışma yaklaşımı, 1950’li yıllardan 1970’li yıllara kadar odağına aileyi alarak psikolojik danışma alanında çalışmalarını sürdürmüştür. O dönemlerde aileye odaklanıldığından, müdahale birimi de aile olmuştur. Oysa aile bir sosyal organizasyondur; bireyin bu organizasyonunu gerçekleştirdiği başka sosyal birimler de vardır. Diğer aile terapisi kuramlarından farklı olarak sistemik yaklaşım, kendini sadece aile ile sınırlandırmamaktadır (Sanberk ve Akbaş, 2020). Aile sistemleri teorisinin en bilinir uygulayıcısı Murray Bowen’dır. Ailelerle sistemik temelli yaklaşımların ilki Bowen’ın geliştirdiği ‘‘Aile Sistemleri Kuramı’’dır. Ailedeki ilişkiler sistemi ve kişilerin sistem içindeki pozisyonlarına bağlı olarak gösterdikleri işlevsellik düzeyi ile ilgilenen ve kuşaklar arası geçişi dikkate alan bir yaklaşımdır. Sıklıkla kuşaklar arası aile terapisi olarak anılmasının nedeni, ailenin geçmişine yaptığı vurguya dayanır. Tarihsel olarak aileye bakmasına rağmen eş zamanlı olarak şimdiye odaklanır. Bowen aile terapisinin temel ögesi “Yaşıyor olmanın, sürekli bir kaygıyı beraberinde getirdiği düşüncesidir’’.  Bu kaygı; hem fiziksel hem de duygusaldır ve tüm aile bireylerini etkiler. Bazı bireyler ise diğerlerinden daha fazla bu kaygıdan etkilenirler. Bunun nedeni de bu kişilerin önceki kuşaklardan kaygıyı devralmış olmalarıdır. Bu özellikleriyle Aile Sistemleri Teorisi, psiko-dinamik yönelimli yaklaşımlar arasında bir köprü olarak görülebilir (Özburun, 2018). Sistemik yaklaşım denilince daha çok Milan grubunun ifade ettikleri ön planda yer almaktadır. Milan grubuna göre ailelerin her bir üyesi bir sistem olan bireylerden oluşmaktadır. Bu sistemler, üyelerinin birbirlerine geri bildirim şekilleriyle birleşmiş birimlerdir ve bu birimler bilgiyi geri bildirimlere dayanarak işletir. Aile sistemi dengesine, her bir aile üyesinin davranışı etki eder ve sistemin ayakta kalmasına neden olur. Aileleri tarafından hasta veya problemli olarak görülen bireyler, sistemin dengesini bozmaya yönelik davranışlar gösteren kişilerdir. Aile üyeleri arasında çatışma, ilişkilerde katılık veya aşırı direnç olduğu zaman, aile sisteminin S.O.S. vermekte olduğu bilinmeli ve bunun nedeni olarak aile üyelerinin birbirlerine yeterince esnek davranmaması ve geçersiz bir inanç sisteminden gelmesinden kaynaklanmaktadır (Kesici ve diğerleri, 2013; Akt; Mert, 2014). Fonksiyonel olmayan ailelerde, sistemi yöneten kurallar çok katıdır ve aile içi oyunlar esnek değildir. Ailelerin, fonksiyonel olmayan inanç sistemleri tarafından kuralları konulan kirli oyunlar, gerçek yaşamlarında onlara sorun olurlar. Ailelerin inanç sistemlerindeki esneklik ya da katılık üyeler arasında güç mücadelelerine, sınırlamalara yol açan oyunların kurallarıdır. Sistemik yaklaşım, danışanda esneklik oluşturmayı ve kabul gören davranışı çeşitlendirmeyi ve genişletmeyi amaçlar. Sorunlar, aileye bağlı olarak oluşur. Çünkü problemi tanımlayan sistem, tek başına başka bir sistem oluşturur. Her ailenin kendi özel bir sistemi olması nedeniyle müdahale sistemi de kendine özeldir ve ailede işlevsel olmayan ve sistemi yöneten kuralları değiştirmeye odaklanır. Aile üyelerinin davranış değişikliği onlara verilen bir görev olarak değil sadece bir düşünce veya bir tasfiye gibi anlatılır. Sistemik görüşmenin temel amacı belirtilerin doğrudan kaldırılması değil sistemik bağlantılarının bulunması, sistemdeki döngüsel etkileşimlerinin anlaşılması ve belirtilerin sürekli değil geçici olarak var olduklarının açıklanmasıdır (Özabacı ve Erkan, 2013; Akt., Mert, 2014).

Sistemik yaklaşımda, bir gözlemci olarak danışanların gerçeklikleri dikkate alınır. Bu gerçekliği sorgulamak psikolojik danışmanın işi değildir. Ancak danışanların bu gerçekliğe ne şekilde ulaştıkları ve bu gerçeklik ile ilgili kabullerinin onları nasıl etkilediği üzerinde durulur. Bunun yanı sıra bir sistem üyesinin gerçeğinin, bir diğer sistem üyesinin gerçeğini ne şekilde etkilediği diğerlerinin bunu nasıl gözlemledikleri ve karşıladıkları döngüsel nedensellik çerçevesinde incelenir (Sanberk, 2020). Sistemik yaklaşımda psikolojik danışman ve danışan birlikte yol almaktadır. Psikolojik danışma süreci, hiyerarşik bir ilişkiden çok işbirliğine dayalı olan, danışanla psikolojik danışmanın birlikte geliştiği bir süreç olarak ele alınmaktadır. Terapötik süreçte danışanın güç kaynaklarına, var olan yeteneğinin ortaya çıkartılmasına ve ilişkisel güç kaynaklarına önem verilmektedir. Sistemik yaklaşımda aile içindeki sorundan çok, ailenin dinamiğinden yola çıkılarak iletişim örüntüleri iyileştirilmeye çalışılır. Danışanın köken ailesinden kopmasına değil, köken ailesi ile birlikte birbirinden ayrışmasına önem verilmektedir (Fishbane, 2001; Akt., Şahan ve Akbaş, 2017).

Sistemik yaklaşımın alana en önemli katkısı problem ve patolojinin kaynağı olarak bireyin kendisini görmek yerine birey için önemli olan kişilerle kurulan etkileşimin ve ilişkinin önemine değinmesidir. Bu durum sorun yaşayan bireyi patolojinin kaynağı olma baskısından ve ağır yükünden kurtarmaya yardımcı olmaktadır (Dallos ve Draper, 2010; Akt., Şahan ve Akbaş, 2017). Özellikle aile içinde daha güçsüz olan çocukların ve de diğer aile üyelerinin etiketlenmesini ve aile dinamikleri tarafından ezilmesini engellemektedir. Sistemik yaklaşım, aile dinamiklerinin değişebileceğini ve dolayısıyla aile üyelerinin kimlik deneyimlerinin de değişebileceğini vurgulaması ile dikkate değer bir psikolojik danışma yaklaşımıdır (Hedges, 2005; Akt., Şahan ve Akbaş, 2017). Sistemik yaklaşım, ayrıca yeme bozukluğu, sosyal-davranış problemleri, ergen suçluluğu, madde kötüye kullanımı, somatik rahatsızlıklar, depresyon, intihar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, çocuk ihmal ve istismarı gibi çeşitli tanı gruplarında etkili sonuçlar verebilmektedir ( Sydow vd., 2008; Akt., Sanberk ve Akbaş, 2020).

KAYNAKÇA

Sanberk, İ., ve Akbaş, T.(2020). Sistemik Terapi. İçinde, Z.Karataş ve Y.Yavuzer (Eds.) Psikolojik Danışma ve Psikoterapi Kuramları (Örnek Uygulamalarla Temel ve Güncel Kuramlar) (ss.464-488). Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.

Mert, A.(2014). Sistemik aile yönelimli psiko-eğitim programının değerler, algılanan sosyal destek ve çift programına etkisi (Yayınlanmamış doktora tezi).  Sakarya Üniversitesi, Sakarya.

Özburun, N. (2018).Genel Sistem teorisinden etkilenen aile terapisi modellerinin karşılaştırılması. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 1 (2), 172-188.

Şahan, B., ve Akbaş, T. (2017). Sistemik psikoterapi temelli grupla psikolojik danışma oturumlarının katılımcıların ayrışma bireyleşmeye yönelik farkındalıkları açısından incelenmesi. Eğitimde Nitel Araştırmalar Dergisi, 5(2), 67-95. DOI: 10.14689/issn.2148-2624.1.5c2s4m

GÖRSEL KAYNAKÇA

https://www.egepozitifpsikoloji.com/aile-terapisti/ adresinden erişilmiştir.

http://blog.milliyet.com.tr/aile-danismanligi-egitimi/Blog/?BlogNo=334625 adresinden erişilmiştir.

Çağrı BAŞ

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 554 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme