“WALTER WHİTE’IN GÖLGESİNDE”

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Sinema, insana dair meseleleri farklı bir şekilde izlememiz ve değerlendirebilmemiz için bizlere olanaklar sunar. Joseph Campbell’a göre “kahramanlar’’ ve ‘‘kötü adamlar” kendimize ve başkalarına yeni bir pencereden bakmamızı sağlar. Çünkü film ve dizi kahramanları insan hayalinin ürünleridir. Sinemanın bu özelliği insanın neler yapıp yapamayacağı hakkında en uç noktadaki sınırlarını yansıtan güçlü örnekler ortaya koyar. (Frampton, 2013;Akt., Öztürk, 2016). Bu nedenle sinemaya bir de psikoloji disiplini perspektifinden bakmamız gerekmektedir.Bu yazıda dünyada en çok izlenen dizilerden biri olan Breaking Bad dizisindeki Walter White karakteri üzerinden gölge ve persona arketiplerini sinemanın başta bahsedilen işlevinden hareketle inceleyeceğiz. Bu nedenle bu yazı bir miktar spoiler içermektedir. Arketipsel formların korku uyandıran gizemli bir özelliği vardır. Bunlar yok edilmesi, silinmesi mümkün olmayan özelliklerdir çünkü ruhun en derinlerine kök salan temelleri oluştururlar (Jung, 1999; Akt., Serrican, 2015). Carl Gustav Jung, kolektif bilinç dışının temel arketiplerini persona, gölge, anima, animus, hilebaz, yaşlı bilge ve büyükannedir şeklinde sınıflandırmıştır. Persona, kişinin dış dünyaya karşı taktığı maskesidir. Persona, içinde bulunulan koşullara uymayı, durum neyi gerektiriyorsa onu yapmayı ifade eder. Giyim-kuşam, sosyal roller, ifade şekillerinin hepsi personanın göstergeleridir. Çevresine kendini iyi uydurmuş bir birey, farklı ortam ve durumlarda farklı personalar sergiler. Persona, bir yandan başkaları üzerinde kesin izlenim yaratmak diğer yandan bireyin gerçek doğasını gizlemek için tasarlanmış uygun bir maskedir. Çevresine ve içsel yaşamına çok iyi uyum sağlamış bir kişide persona, dış dünya ile olan ilişkileri kolaylaştırır (Serrican, 2015). Gölge arketipinde ise şüphe, öfke ya da korku gibi duygulara neden olan düşmanca bir tavır bulunmaktadır. Gölgeyi, kişisel bilinçaltımızda bastırırken başkalarına yansıtmaktayız. Bu süreç bilinçsiz bir şekilde gerçekleşmektedir. Yaptığımız şeyin farkında değilizdir. İçimizdeki kötülüğü yadsıyarak sorumluluktan kurtulup kötülüğü başkalarına atfetmekteyiz.

Bu esnada benlik koruma altına alınmış olmaktadır. Kişi kendinde bulunan düşmanca duyguları inkâr edip, herkesin kendisine düşmanlık duyduğu yargısına varabilmektedir (Sungurlar, 2013). Karakterimiz Walter White, bir lisede kimya öğretmeni. Eşi ve engelli oğlu ile mutlu ve sıradan bir hayatları var. White, dışarıdan bakıldığında kendi halinde yaşayan, efendi ve tek derdi ailesini geçindirmek olan biri. Öyle ki ailesini geçindirebilmek için okul çıkışlarında oto yıkamacıda çalışarak ek gelir elde etmeye çalışıyor. White, gerek okulda gerekse dışarıda silik bir karakter. Bugüne kadar ailesi haricinde kimse White’ı önemsememiş. Bu White’ın dışarıdan bilinen ve görünen tarafı. Dünyada henüz istediği gibi bir hayat sürdüremediğini düşünen White ve ailesinin hayatları White’ın akciğer kanserine yakalandığını öğrenmeleri ile sarsılıyor. Ölümün kapıda olduğunu hisseden White, öldüğünde ailesinin nasıl geçineceği düşüncesinden kendisini alıkoyamıyor. Bir gün White, polis olan bacanağı Hank ile birlikte narkotik şubenin uyuşturucu üretim merkezine düzenleyeceği bir operasyona katılıyor. O sırada depodan kaçanlardan birisi Walter’a hiç de yabancı gelmiyor. Bu kişi White’ın liseden eski öğrencisi Jessy’den başkası değildi. Jessy de bu işlerden para kazanıyordu. O sırada Walter White: ‘‘Şimdiye dek namusum ve şerefimle dürüst bir insan olarak yaşadım, ancak kanserden başka bir sonuç elde edemedim, bütün hayatım boyunca sanki hiçbir şey hakkında söz hakkım olmadığı görülüyor ama bu defa son.” Düşüncelerinden hareketle Jessy ile iletişime geçmeyi düşünüyor. White, kimya bilgisinin de olduğunu, kendisinin piyasadaki tüm ürünlerden daha iyi metamfetamin üreteceği konusunda Jessy’i ikna ediyor. İlk başlarda kendisi öldükten sonra ailesine yetecek kadar para kazanma güdüsü ile hareket eden White, kazandıkça bambaşka biri haline dönüşüyor. Bu işi bir türlü bırakmıyor, bırakmayı da istemiyor. White’ın o sakin, iyi niyetli, silik parçası yerini insanları çıkarları uğruna öldürmekten hiç geri durmayan, egoist, saldırgan, kural tanımayan bir suç makinesine, Heisenberg’e bırakıyor. White, doğrudan ya da dolaylı olarak yüzlerce insanın ölümüne sebep olan biri haline geliyor. Çıkarlarını engelliyor diye Jessy’nin sevgilisinin ölümünü izlemek, huzurevine bomba yerleştirmek, insanları kolayca manipüle etmek…Uzun süre bunlar ve daha fazlasından ailesinin ve bacanağının haberi olmuyor. Çünkü White personalarını kullanmada gerçekten usta birisi. Gizemli ve karanlık tarafını “Heisenberg” yani gölgesini ailesinden saklıyor. White’ın her şeyi ailem için yaptım ailem olmasaydı bunların hiçbirini yapmazdım ifadesinde de aslında gölge arketipinin sorumluluğu kendimizden atıp suçu başkalarına atma özelliğini görüyoruz. White bir keresinde ben onları öldürmeseydim onlar ailemi öldürecekti diyerek de bu görüşünü destekliyor.  İlk başlarda sakin, kendi halinde yaşayan bir insan izlenimini veren White, personaları aracılığı ile belki de bencil, acımasız, şiddete meyilli yapısını saklıyordu kim bilebilir? Jung gölgeyi oluşturan aşağılık duygusunun duygusal, özerk, takıntılı ve hatta sahiplenici bir doğası olduğu ve duygusallığın bireyin bir eylemi değil aksine bireyin etkilendiği bir şey olduğu bu duygulanımın etkilerinin ise uyumun en zayıf olduğu durumlarda ortaya çıktığını ifade etmektedir (Pelister, 2016). Sonuç olarak White aslında yıllarca gölgesini bastırıyordu. Bu bastırma çabaları onun bir gün kanser olduğunu öğrenmesi ile sonuçsuz kalmış en zayıf olduğu anda onun gölgesini ortaya çıkarmıştı.

KAYNAKÇA

Öztürk, R. (2016). Din, Jung ve sinema çalışmaları açısından, Jekyll ve Nefs/Gölge. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 51 (2), 123-141.

Pelister, T. (2016). Othello’da ilkel kavramı bağlamında gölge arketipi. Yedi:Sanat ve Bilim Dergisi, 15, 99-109.

Serrican, E. (2015). Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramındaki arketip kavramının edebiyata yansıması. International Journal of Social Sciences and Education Research, 1 (4), 1205-1215.

Sungurlar, I. (2013). Bir Arketip Olarak Gölge (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi). Işık Üniversitesi.

GÖRSEL KAYNAKÇA

https://www.bilimkurgukulubu.com/televizyon/dizi/breaking-bad-bir-belirsizlikler-trajedisi/

https://www.uludagsozluk.com/k/g%C3%B6lge-arketipi/

                                                                                                     Çağrı BAŞ

Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 211 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme