Yükleniyor..
Psikogündem

Kültürün Duygulara Yansıması

Duygular insanı anlamada, düşünce ve davranışlarını anlamlandırmada çok önemli bir role sahiptirler. Peki duygular kültürden kültüre farklılık gösterir mi? Bu sorunun cevabı BBC’den. Linda Gedde’in haberi hem bu soruyu aydınlatırken hem de duyguların dışa vurulmamasının ülkeler arasında farklılık göstermesini yaptığı araştırmada gözler önüne seriyor. Örneğin; İngilizler çekingen, mesafeli ve duygularını göstermeyen insanlar olarak bilinir. Gerçekten öyleler mi? Amerikalılar atılgan ve cüretli, Fransızlar romantik ve kaba, İngilizler ise soğukkanlı olarak bilinir. İstisna durumlar dışında herkes içinde ağlamak iyi karşılanmaz. Yürekli İngiliz sakinliğini korur ve yola devam eder. Peki ya duygularını bastırma konusunda farklılıkları? Ayrıca; milli özellikler bir yana, insanların duygularını açığa vurmaması onları cesur mu yapar yoksa duygusal gelişimini mi engeller?

Londra’daki Queen Mary Üniversitesi’ne bağlı Duygusal Tarih Merkezi’nden Thomas Dixon, İngilizlerin duygularını ifade etmeyen, soğukkanlı tavırlarının aslında sadece 1870-1945 dönemine ait bir özellik olduğunu söylüyor. Dixon bunun, “özel okullarda eğitim almış, diğer ülkelere hükmeden imparatorluk geleneğine ait” bir özellik olduğunu belirtiyor.

İngilizler daha önceleri kendi duygularıyla daha barışıktı. Hatta Kraliçe Victoria döneminde soğukkanlı olan insanların bile aslında duygusal bir yapıya sahip olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkarılmıştır. Haberin devamı bunu kanıtlar niteliğinde idi. Örneğin Charles Dickens, Tiny Tim gibi karakterlerin acıklı hayat hikayeleriyle kalplere hitap etmek istemiş, Kraliçe Victoria 1837’de tahta geçerken halkın alkışlarını duyup herkesin içinde gözyaşlarına boğulmuştu.

Haberden de anlaşılacağı gibi genel olarak bizler İngilizlerin soğukkanlı yapıya sahip olduklarına inanmış ve bu doğrultuda kulaktan kulağa yayılan bir söylenti ile inanmaya devam etmekteyiz. Diğer uluslarla kıyasladığımızda ise İngilizlerin daha az duygusal olduğu söylenebilir. Örneğin Japonların suçluluk, utanç, minnettarlık, insan canlısı duygularına karşılık Amerikalıların ve Avrupalıların daha çok öfke, gurur ve sinirlilik özellikleri taşıdığı söylenir. Kültürel farklılıklar duyguları etkilediği gibi duygularımızı gösterme isteği konusunda da farklılıklar söz konusudur.

2007’de 2500 İngiliz’in katıldığı bir araştırmada yüzde 20’den az bir kesimin duygularını dışa vurduğu ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 72’si bunun sağlık açısından zararlı olduğuna inansa da. Yüzde 19’u ise en son ne zaman duygularını rahatlıkla dışa vurduğunu hatırlamadığını söylüyordu.

Haberimizde bu konu hakkında ise şöyle devam etmektedir; duyguları bastırmanın, insanların kendilerini iyi hissetmemesine neden olduğu gibi bunun için fiziksel çaba göstermelerinin de tansiyonlarının yükselmesine neden olduğu görülmüş. Daha sonraki araştırmalarda da duyguları bastırmanın hafızayı zayıflattığı ve iletişim kurulan insanlar açısından bir yük haline geldiği belirlenmiş.

Kaynaklar

1)http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/05/160518_vert_fut_duygulari_bastirmak

2)Tuğrul, C. (1999). Duygusal Zeka. Klinik Psikiyatri; 1:12-20

Hazırlayan:

Arzu UYAR

Psikolojik Danışman

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir