Yükleniyor..
Psikogündem

Güncel Psikoloji Haberleri Üzerine Bir Derleme

Psikogündem ekibi olarak çeşitli sebeplerle yazı konusu olarak alınıp yazılmayan, kimi zaman yazarların ilham perilerine dokunmayan ruh sağlığı ile ilgili çeşitli haberler oldu. Güncel haberlerin yetkinlik sınırları içerisinde okuyuculara duyurulmasını savunan bir ekip olarak bu durumda ne yapabiliriz diye düşündük. Freud’un (2016) da dediği gibi “İlham perileri bana gelmeyince, ben onlara gidiyorum” sözünün hakkını verme adına bu haberler ile ilgili bir derleme yapmayı uygun gördük.

1. İyi Bir İnsan Olmaya Giden Yol: Harry Potter

Journal of Applied Social Psychology’de yayınlanan “Harry Potter’ın En Büyük Büyüsü: Ön Yargıyı Azaltmak (The greatest magic of Harry Potter: Reducing prejudice)” isimli araştırmaya göre bireylerin gruplara ilişkin tutumlarını geliştirmek için hikâye ve kitap okuma gibi yolların güçlü stratejiler olduğu bulunmuştur. Özellikle Harry Potter okuyan ve karakter ile duygusal bağ kuran gençlerin (çalışma ilkokul ve üniversite öğrencileriyle yapılmıştır) göçmenler, eşcinseller, mülteciler gibi azınlık gruplara karşı daha önyargısız ve daha olumlu tutum içerisinde oldukları görülmüştür (Vezzali, Stathi, Giovannini, Capozza ve Trifiletti, 2015).

Kitapların bireyin empati kurma becerisini arttırdığı ve beyindeki ayna nöronların gelişimini desteklediği yönünde ortaya çıkan araştırma sonuçları düşünüldüğünde Harry Potter temalı eserleri okuyan bireylerin azınlık gruplarına, diğer bireylere karşı empati duygularının gelişmesi ve daha az ön yargıya sahip olmaları olağan karşılanabilir. Nitekim Harry Potter eserlerindeki karakterlerin yapısı, yaşantıları ve işlenen konular bu etkinin oluşmasında da önemli bir etkendir. Ayrıca bibliyoterapi gibi yaklaşımlar ve savunduğu görüşler de düşünüldüğünde kitapların iyileştirici bir gücü olduğu kabul edilebilir. Albus Dumbledore’un Ölüm Yadigârlarında dediği gibi, “Kelimeler bana kalırsa her zaman sınırsız bir büyü kaynağımız olagelmiştir. Hem insanı yaralayabilir hem de iyileştirebilirler.”

“Exhilaro!”

2. Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı Akıl Hastalığı Mı?

Dünya Sağlık Örgütü,  hazırlamış olduğu “Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması” adlı ve en son 1990 yılında güncellenen (ICD-10) teşhis kılavuzunun 2018 yılında güncelleneceğini duyurmuştur. Şuan taslak aşamasında olan ve taraflardan görüş almak için açılan yeni kılavuzda (ICD-11) akıl hastalığı başlığı altında “bilgisayar oyunu bağımlılığının da yer alacağı belirtilmektedir (“Bilgisayar oyunu bağımlılığı”, 2017). Her ne kadar Amerikan Psikiyatri Birliği(APA)’nin hazırlamış olduğu Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5) gibi ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin kullanacağı bir kılavuz olmasa ve bu durum hastalık olarak tanımlanmayacak olsa da akıl sağlığı bozuklukları arasında yer alması da önemli bir gelişme olarak belirtilebilir.

Tıpkı diğer psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi burada da her bilgisayar oyunu oynayan bireyin akıl sağlığının tehlike altında olduğunu söylemek felaket tellallığı yapmanın ötesine geçmeyecektir. Ancak uzun sürelerce bilgisayar başında oyun oynayan, sosyal yalıtım içerisinde çevresine kendi kapatan ve iletişimi kesen, olumsuz oyun içeriklerinden etkilenecek bireyin de ruh sağlığının olumsuz etkilenmesi beklenebilecek bir durumdur.

3. Kurtulmayı Bekleyenler İçin Üzücü Bir Haber: Ergenlik Dönemi Uzadı

The Lancet adı altında çocuk ve genç sağlığı için yayın yapan bir dergide yayınlanan araştırmaya göre 10-19 yaş arasında sürdüğü kabul edilen ergenlik döneminin günümüzde 10-24 yaşları arasında bir döneme denk geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Artan pazarlama olanakları ve dijital medya, teknolojik gelişmeler gibi daha önce görülmemiş güçlerin bu dönemin yaş aralığının artmasında etkili olduğu belirtilmektedir (Sawyer, Azzopardi, Wickremarathne ve Patton, 2018). Araştırma ayrıca ergenlik döneminin uzamasıyla birlikte toplumsal kural, yasa ve sosyal politikaların da değişim geçirmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır.

İklim değişikleri, çocukların görsel-işitsel içeriğe ve olumlu/olumsuz bilgiye erken erişmeleri ile erken yaşta yaşantı kazanmaları gibi sebeplerle ergenlik başlangıç yaşının düştüğü son zamanlarda bilinmekteydi. Ancak bu çalışma göstermektedir ki bu gibi faktörlerle bireyin ergenlikten çıkma yaşı da artmıştır.

Bu çalışma 20 yaşlarındaki bireylere çocuk muamelesi yapılmasını dikte etmese de bireylerin daha iyi anlaşılması ve mevcut koşullar altında daha iyi bir biçimde değerlendirilebilmesi, bireye etkin destek sağlanabilmesi için bu durumun göz önüne alınması fikrini aşılamaktadır. Ergenlik dönemindeki birey, mevcut bağlamlar içerisinde değerlendirilmelidir ve araştırma sonuçları bireysel farklılık ilkesi dikkate alınarak da değerlendirilebilir.

4. Depresyon ve Antidepresan İlişkisinde Kazanan Belli Oldu

Oxford Üniversitesi’nde görevli Dr. Andrea Cipriani’nin başkanlığını yürüttüğü antidepresan ilaçların etkililiği ile ilgili bir çalışma sonucunda antidepresan ilaçların orta düzey depresyondan ağır düzey depresyona kadar olan depresyonlar için fayda sağladığı ortaya çıktı. 116 bin 477 bireyin katıldığı ve 522 farklı deneyle yapılan çalışmada 21 farklı antidepresan ilaç incelenmiş ve bu ilaçların plasebo olarak kullanılan ilaçlardan çok daha fazla etkili olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda en etkili antidepresan ilaçlar da belirlenmiştir (“Antidepresan ilaçlar işe”, 2018).

Her ne kadar araştırma sonuçları antidepresan ilaçların işe yaradığını belirtse de bu durum her psikolojik rahatsızlık karşısında antidepresanlara ya da ilaçla tedaviye yönelme anlamını taşımıyor. Bireyin ruh sağlığı ile ilgili problemlerde bir ruh sağlığı uzmanına danışması ve ilaçla tedavinin yanında psikolojik danışma, psikoterapi gibi yöntemleri de kullanması oldukça önemlidir. Aynı zamanda bu araştırma gösteriyor ki çeşitli ruh sağlığı uzmanları ya da toplum tarafından çeşitli önyargılara gebe olan antidepresan ilaçlar tedavi bağlamında gerekli olabilir. Çalışmanın 8 haftalık tedaviler üzerinde yürütüldüğünü de belirmekte fayda var.

5. Boşanmaya Giden Yolda Çeşitli Sebepler

ABD’de bulunan Michigan Eyalet Üniversitesi’nde yürütülen boylamsal bir çalışma kadın ve erkekleri boşanmaya götüren süreci inceledi. 16 yıl boyunca 355 evli çift ile gerçekleştirilen çalışma evliliğin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, yedinci ve on altıncı aylarında çiftlerle gerçekleştirilen röportaj şeklinde yürütüldü. Araştırmaya göre bazı katılımcılarda erkekler ilişkilerinde memnuniyetsizlik yaşadığını hiç belirtmezken kadınlarda ise tatminsizliğin oldukça yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmış ve bu tip durumların çoğunlukla boşanmayla sonuçlandığı görülmüştür. Nitekim 355 evli çiften yüzde kırkı da çalışma sürecince boşanmıştır. Çalışma göstermiştir ki kadınlar eşlerinin davranış biçimlerini değiştirmemesi ve eşlerinin ilişkilerini korumak ve düzeltmek için çaba göstermemesi nedenleriyle boşanma yoluna başvurmuştur. Ayrıca görüşülen kadınların, erkeklere oranla aile içindeki gerginliği iki kat daha fazla yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır (“Bilim insanları, kadın”, 2017).

Türkiye’de de artan boşanma oranlarına bir nebzede olsa ışık tutacak bu çalışma evlilikte iletişimin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Çiftlerin birbirleri ile hem evlilik öncesi hem evlilik sürecinde etkili iletişim kurması, karşılıklı anlayış içerisinde olması ve sorunların çözümünde ortak hareket etmeleri evlilik için olumlu faktörler olarak söylenebilir. Evlilikte çiftlerin, günlük yaşamda ise bireylerin birbirlerine karşı tahammülsüzlükleri çoğu zaman yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır.

Yalom (2000)’un da dediği gibi, “Aşk, iki insan arasında parlayan bir tutku kıvılcımı değildir yalnızca; aşka düşmekle aşkın içinde ayakta durmak arasında sonsuz fark vardır. Aşk bir varoluş biçimidir, “vurulmak” değil, “vermektir”…” İlişkilerde mutluluk ve huzurun sırrı biraz da almanın ötesinde vermek, boşvermenin ötesinde anlayış ve çözüm için mücadele etmektir.

Okan Uslu

Psikolojik Danışman

 

Kaynakça:

  • Yalom, I.D. (2000). Aşkın celladı ve diğer psikoterapi öyküleri (H. Saraç, Çev.). İstanbul: Remzi Kitapevi. (Orijinal çalışma basım tarihi 1989).
  • Freud, S. (2016). Mutlu olma ihtimalimiz (M. Fırat, Çev.). İstanbul: Zeplin Düşünce.
  • Vezzali, L., Stathi, S., Giovannini, D., Capozza, D., Trifiletti, E. (2015). The greatest magic of Harry Potter: Reducing prejudice. Journal of Applied Social Psychology, s. 105-121. doi: http://dx.doi.org/10.1111/jasp.12279
  • Sawyer, S., Azzopardi, P.S., Wickremarathne, D., Patton, G. (2018). The age of adolescence. The Lancet, s. 223-228. doi: https://doi.org/10.1016/S2352-4642(18)30022-1
  • Antidepresan ilaçlar ‘işe yarıyor’ (2018, 22 Şubat). Erişim adresi: http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43150232
  • Bilgisayar oyunu bağımlılığı akıl hastalığı olarak kabul edilecek. (2017, 24 Aralık). Erişim adresi: https://www.cnnturk.com/dunya/bilgisayar-oyunu-bagimliligi-akil-hastaligi-olarak-kabul-edecek
  • Bilim insanları kadın ve erkeklerin boşanma isteklerinin nedenlerini açıkladı. (2017, 03 Kasım). Erişim adresi: https://tr.sputniknews.com/bilim/201711031030875876-bilim-insanlari-kadin-erkek-bosanma-istegi-nedenleri/

Görsel Kaynakça:

  • https://www.theyellowsparrow.com/keep-harry-potter-magic-alive/
  • https://pixabay.com/tr/bilgisayar-oyuncu-sörfçü-internet-1504469/
  • https://www.linkedin.com/pulse/millennial-dilemma-how-attract-retain-motivate-your-young-tina-welch
  • http://www.welingelichtekringen.nl/wetenschap/765756/onderzoek-er-is-mogelijk-verband-tussen-agressie-en-antidepressiva.html
  • http://www.icatolica.com/2015/07/nulidade-de-casamento-novidades-vista.html

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir