Peki, Ya Ruh Sağlığınızın Selfiesi?

Eskiden suya ya da aynaya bakan, sonrasında fotoğraf, film çektiren birey, şimdilerde selfie fotoğraflar üzerinden ihtiyacını karşılamaktadır. İlk zamanlarda fotoğraf çektirmek bir lüks olarak görülürken şuan herkesin cebindeki telefonlarla fotoğraf çekmek çok kolaylaştı. Artık insanların kendi fotoğraflarının çekilmesi için başkalarına ihtiyaçları kısmen yok denilebilir. Örnek göstermek gerekirse 86. Akademi Ödülleri’nden itibaren başlayan, birçok ünlü ismin bulunduğu ön kameradan toplu bir fotoğrafın çekilip sosyal medyada paylaşılmasıyla selfie (özçekim) kavramı tüm dünyada popüler hale geldi (Özdemir, 2015). Selfie bireyin beğenilme, takdir görme gibi özelliklerini destekleyerek özellikle kendini gösterme açısından kullanıcıyı ön plana çıkarmaktadır. Çeken ile çekilen kişinin birleştiği özçekim türü; çeken, çekilen, fotoğrafı medyaya yükleyen kişi olarak kullanıcıyı tek kişi haline getirir. Dolayısıyla kontrol de tek kişidedir. Anlaşılacağı üzere fotoğraf çekme şekli günden güne değişim gösterse de anıları nesneleştirme tutkusu artarak devam etmektedir.

Günümüz sosyal medya etkinliklerinde bireyler, hedef kitlesinin ilgisini çekebileceğini düşündüğü içerikler paylaşmakta, sosyal medya üzerinden paylaştıkları fotoğrafların da beğenilebilir olmasına özen göstermektedir. Selfie gün geçtikçe yaygınlaşmakta ve insanlar her yeni güne selfie ile başlayıp devamında da günü iyi geceler selfiesi ile bitirmektedirler (Akıner ve Küngerü, 2015). Sosyal medyada selfie paylaşılmadığında birey kendisini hayattan kopmuş hissetmektedir. Selfie paylaşarak “ben varım ve buradayım” mesajı vermeye çalışan insan sayısı her geçen gün artmaktadır.

Özçekim şeklinde çekilen fotoğraflar kişilerin sosyal ağlarda kendine bir kimlik yaratmada kullandıkları en uygun görsel araçtır ve bu yüzden de selfielere sosyal medya hesaplarında bol bol yer verilmektedir. Sosyal medyada paylaşılan selfieler bireyin bilinçli ya da bilinçsizce her an her yerde görünür olmak arzusunu belirgin bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Mükemmel görünmeye çalışılan uğraş insanları kendi benliklerinden bir miktar uzaklaştırmaktadır. Sosyal medya üzerinden paylaşılan selfielerle birey hep biraz daha görünmeye çalışarak yeni bir benlik oluşturmak istemektedir. İnsanlar selfieleri paylaşırken kendi hakkında iyi bir izlenim uyandırmak için maskelerini takar. Kendinde sevdiği özellikleri ön plana çıkarırken sevmediği özelliklerini de gizleme eğilimindedir.  İnsanlar sosyal medya ortamında “ben”in en iyi temsilini oluşturup sunarken, aynı zamanda kendi öz “ben”ini de ötekileştirmektedir (Akıner ve Küngerü, 2015). Birey, kendisini fotoğraflarda olduğu gibi yansıtmaktan korkar çünkü kabul edilme duygusu ağır basmaktadır, bir gruba ait olma çabası içerisindedir. İnsanlar yapay olarak oluşturulmuş bir alanda sadece olmak istediği kendiliği sunar.

Küçük bir örnek verilmesi gerekirse; günümüzde sağlıklı olmak için spor yapılmıyor veya sosyal medyada paylaşılan her fotoğraf beğenildiği için “like”lanmıyor. Tüm bu yapılanlar aslında selfie çekip paylaşarak ya da çekilen selfieleri, fotoğrafları beğenerek sosyal medyada varlığımızı kanıtlama çabasından ötürü, toplum tarafından kabul edilebilir olmanın çabası. Keza gidilen mekânlar, yiyilen yemekler, okunan kitaplar (ya da okumadan sadece paylaşılan kitaplar), dinlenilen şarkılar da öyle. Bu noktada kişinin narsistik özelliklerinin ön plana çıktığı düşünülebilir ancak insanın kendini göstermeye, fark edilmeye, beğenilmeye olan ihtiyacı yeni değildir. Binlerce yıldır insan, varlığını çok çeşitli biçimlerde ortaya koymaya çalışmaktadır. Özçekim fotoğraflar da çağın teknolojik getirisi ile yeni kendini sunum biçimleridir.

Selfie sadece insanların fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaştığı bir eylem olmaktan çıkarak, bireyler üzerinde ciddi etkiler bırakmaktadır. İnsanlar kendilerinin en iyi selfiesini yaratma konusunda saplantılı hale gelmeye başlamışlardır ve selfie eylemi insanları bir tür psikolojik rahatsızlığa sevk etmektedir. Selfie ile gelişen bu hastalık “selfitis” olarak adlandırılmıştır. Nottingham Trent Üniversitesi ile Hindistan’daki Thiagarajar Enstitüsü’nün “neden selfie çekildiğinin” öğrenilmesi amacıyla yapmış olduğu araştırmaya göre 1’den 100’e kadar değer verilen “Selfitis Davranış Skalası” oluşturulmuştur. Araştırmaya 200 kişinin katıldığı ve verilerin daha sonra 400 kişide test edildiği ifade edilmiştir. Araştırma katılımcılarının Hindistan’dan seçilmesine sebep olarak ise tehlikeli yerlerde selfie çekerken ölenlerinin çoğunun Hindistanlı olması gösterilmiştir. Araştırmalar sonucunda bu ruhsal bozukluğun üç seviyesi olduğu saptanmıştır. Bu seviyeler günde kaç tane selfie çekip herhangi bir sosyal medya hesabında paylaşma oranına göre belirlenmiştir. Sırasıyla seviyeler: sınırda olanlar; günde en az üç defa selfie çekip hepsini sosyal medyada paylaşmayanlar, akut; günde en az üç selfie çekip hepsini sosyal medyaya koyanlar ve kronik; selfie çekmek için kontrol edilemeyen bir istek duyan, zaman aşırı selfie çeken ve günde en az altı defa sosyal medyada paylaşanlar (Sürekli selfie çekenler ‘Selfitis’ hastalığından mı muzdarip?, 2017).

Selfitis hastalığı; çevre gelişimi, sosyal rekabet, dikkat çekme, ruh hali değişimi, özgüven ve öznel uydumculuk faktörleri açısından incelenmiştir. Araştırmacılar, katılımcılara “sosyal medyada selfie paylaşınca daha popüler hissediyorum”, “selfie çektiğimde kendimi güvende hissediyorum”, “selfie çekmediğimde kendimi gruptan dışlanmış hissediyorum”, “ daha fazla selfie çekmek ruh halimi geliştiriyor ve beni mutlu ediyor”, “ özgüvenimi artırmak için özellikle daha fazla selfie çekiyorum” gibi 20 durum ve olay sıralayıp katılımcıların bu söylemlere katılıp katılmadığı araştırdı (Balakrishnan ve Griffiths, 2017). Araştırma sonuçlarına göre; selfitis olanların büyük bir oranının dikkat çekmeyi seven, genellikle özgüven eksikliği yaşayan ve toplumdaki konumlarını güçlendirip bir gruba ait olma isteği duyan kişiler olduğu görülmektedir. Hatta bu durumun diğer bağımlılık davranışlarıyla aynı semptomları gösterebileceğine dikkat çekiliyor (Sürekli selfie çekenler ‘Selfitis’ hastalığından mı muzdarip?, 2017).

Çok masum gibi görünen selfie çekmenin selfitis hastalığına neden olması dışında başka tehlikeli sonuçları da olabilmektedir. Selfie çekmek bir süreden sonra sıradanlaştığında çok çılgınca selfieler ortaya çıkmaya başlamıştır. İnsanlar popüler olmak adına sınırları zorlayarak birbirinden tehlikeli yerlerde selfieler çekip paylaşmaktadır. Sınır tanımayan selfie aşkı kimi zaman ölümle sonuçlanmıştır.

Fakat selfie çekmenin bir rahatsızlık olduğu düşüncesine katılmayan Profesör Simon Wessely şöyle söylüyor: “Araştırma, selfie çekenlerin ruh hallerinin iyileştiğini, dikkatleri üzerine çektiklerini, özgüvenlerini artırdığını ve çevresiyle bağ kurduklarını gösteriyor.” Dr. Mark Slater da “ Karmaşık ve kompleks insan davranışlarını tek bir kelime ile etiketlemeye çalışma eğilimi var. Ama bu tehlikeli ve gerçek olmayan bir şeye gerçekmiş gibi bir anlam yükleyebilir (Sürekli selfie çekenler ‘Selfitis’ hastalığından mı muzdarip?, 2017).

Sonuç olarak, bir yandan bireylerin birbirine ulaşma ve hayatının anlamını paylaşma çabası diğer yandan ise popüler kültürün bireye dayattığı ilgi çekme ve farkına varılma arzusu özçekimin hayatın vazgeçilmezi olmasına neden olmuştur. Devamında da insanlar selfie çekmekten kendilerini alıkoyamadıklarında durum saplantılı hale gelmeye başlamış ve ruhsal bir bozukluk olarak nitelendirilmiştir. Sosyal ağların, internetin, telefonların, bilgisayarların ve çeşitli teknolojik aletlerin hayata müdahale etmesine her geçen gün biraz daha izin verilmesi ile farkında olunmadan çıkmaza doğru gidilmekte ve gerçekliğin değeri yok olmaktadır. Yıllar önce literatüre giren “Nomofobi” yani cep telefonsuz kalamama korkusundan sonra ortaya çıkan “Selfitis” ve daha da ortaya çıkacak olan nicesi…

 

Büşra AKÇAY

Üsküdar Üniversitesi

 

Kaynakça:

  1. Akıner, N., & Küngerü, A. (2015). Küresel Hegemonik İdeolojinin Popüler Tektipleştirme Pratiklerine Bir Örnek: Selfie. Akdeniz İletişim Dergisi, 24, 132-147. Erişim adresi: http://dergipark.gov.tr/download/issue-file/6358
  2. Balakrishnan, J., & Griffiths, M. D. (2017). An Exploratory Study of “Selfitis” and the Development of the Selfitis Behavior Scale. International Journal of Mental Health and Addiction, 1-15. Erişim adresi: https://link.springer.com/article/10.1007/s11469-017-9844-x
  3. Özdemir, Z. (2015). Sosyal medyada kimlik inşasında yeni akım: Özçekim kullanımı. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi2(1), 112-131. Erişim adresi: http://iletisimdergi.maltepe.edu.tr/article/view/1099000023
  4. Sürekli selfie çekenler ‘Selfitis’ hastalığından mı muzdarip? (2017, 16 Aralık). Erişim adresi: http://www.bbc.com/turkce/haberler-42371143

 

Görsel Kaynakça:

  1. https://blogs.wsj.com/speakeasy/2014/12/10/most-viral-tweets-of-2014/
  2. http://www.teknokulis.com/galeri/internet/en-tehlikeli-selfieleri-cekiyor
  3. https://medicalopinionasia.com/2017/12/19/selfitis-is-a-genuine-mental-disorder/
  4. http://skalley.com/selfitis-mental-disorder/

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir