Pandora’nın Kutusu

        2008 / Türkiye / Dram / IMBDb : 7.2

Oyuncular : Derya Alabora, Onur Ünsal, Osman Sonant, Tsilla Chelton, Övül Avkıran

Yönetmen : Yeşim Ustaoğlu   

    Yabancılaşma ve yalnızlaşmayı tüm çarpıklığıyla işleyen film, aile içi iletişim sorununu açık bir şekilde gözler önüne seriyor. İletişimsizlik ve etkileşimsizliğin yol açtığı çözümsüzlükte savrulup giden hayatlar konu alınıyor. Orta sınıf bir ailenin ayrı ayrı tüm fertleri yaşadığı sorunlarla yüzleşmeye başladıkları anda pandoranın kutusu açılıyor.

Filmin Psikolojik Açıdan İncelenmesi:

Nesrin(Derya Alabora): Sürekli oğlunun hayatını kontrol altına almaya çalışan, otoriter aile tutumu sergileyen bir kadındır. Oğlunun isteklerini anlamak yerine itaat bekler. Eşiyle arasındaki birtakım sorunları görmezden gelip üzerini kapamaya çalışır ve bu da Freudien bakış açısına göre bastırma savunma mekanizmasını gösterir. Sürekli oğlunun hayatıyla ilgili endişelenmesi, izini sürmesi ve müdahale etmeye çalışması genellenmiş kaygı bozukluğuna bir örnektir. Annesinin hastalığıyla birlikte ona bakmak zorunda kalması onu daha fazla strese sokmuş, daha agresif bir insana dönüşmüştür.

Güzin(Övül Avkıran): Modernizme ayak uydurmaya çalışan, tüm enerjisini ve vaktini zorla bağlanma arzusu hissetmek istediği erkeğe yönelten bir kadın. Yalnızlığını bir ilişkiyle kapatmak isterken özsaygısını yitirmesiyle dikkat çekiyor. Annesiyle sohbet ettiği bir sahnede yalnızlığını ve kendisine olan öfkesini itiraf ediyor. Yalnızlıktan bu denli nefretle bahsetmesi birey olabilmesinin eksikliğine işaret ediyor.

Mehmet( Osman Sonant): Sorumluluklarla, yaşamla ilgili her şeyde kayıtsız kalan ailenin küçük çocuğu filmde umursamamazlığıyla dikkat çekiyor. Annesinin hasta olması, yeğeninin evden kaçıp kendisinde saklanması Mehmet’te hiçbir sorumluluk bilinci uyandırmıyor. Diğer karakterlerde olduğu gibi yalnızlık ön plana çıkıyor. Adler’in bireysel psikoloji kuramında bahsettiği doğum sırası kavramını destekler nitelikte bir karakter. Son çocuk olmasının sorumluluk eşiğinin düşük olmasıyla ilişkililiğini Mehmet’in üzerinde de görüyoruz.

Murat(Onur Ünsal): Annesi Nesrin’in hayatını şekillendirmeye çalışmasından bunalan Murat, çareyi evden kaçmakta buluyor. Ergenlik çağında ve kimlik bunalımı yaşamaktadır. Hayatın amacını sorgulayan, kendisinin farkına varmaya çalışan genç, bir gün anneannesiyle tanışıyor ve herkesin aksine ona kendi bakıyor. Yer yer dayısı Murat’a benzer davrandığına rastladığımız noktalarda onu model aldığını söyleyebiliriz.

Nusret(Tsilla Chelton): Eşi yıllar önce terk etmiş, çocuklarından bir haber karadenizin bir yaylasında yaşayan kadın günün birinde alzheimera yakalanıyor. Tek isteği dağlarında ölmek olan kadın çocuklarının gerginliği arasında git gel yaşarken bir gün hastaneye yatırılıyor. Torunu Murat onun son dileğini yerine getiriyor ve köye götürüp dağlarında ölmesine izin veriyor.

Filmin genel konusu olan yabancılaşma, yalnızlaşma ve iletişim kopukluğunu her sahnede net bir şekilde görebiliyoruz. Modernizme ayak uydurmaya çalışırken yalpalayan hayatlar, kopuk aile ilişkileri, yüzleşilen sorunları sade ve bir o kadar çarpıcı bir şekilde anlatılıyor.

Atike Erözdemir – Hacettepe Üniversitesi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir