Özgür Fikirler Neden Asimile Oluyor?

Toplumun davranışlarına uyum sağlamak, içselleştirmek vb. denildiğinde akla ilk hangi kavram gelir? Bu soruya cevabım sosyal etki kavramına işaret etmektedir. Peki, anlam bakımından sosyal etki nedir? Bir bireyin davranış veya inançlarını, bir kişinin veya bir grubun gerçek veya hayali varlığının sonucunda değiştirme durumu sosyal etki olarak tanımlanmaktadır.

Peki, insan davranışını değiştirirken neden başka bir bireyden etkilenir? Bu soru üzerine birden fazla cevap sıralanabilir. Bu cevaplar kategorisinin başında ‘’kabul görme isteği’’ vardır. Yaşadığımız dünyadaki insanların büyük bir çoğunluğu hayatını bu temel güdüye göre şekillendirmektedir. Çünkü insanlar genellikle kendisine yakın hissettiği insanları hayatlarında benimsemektedir. Farklılığa, yeni fikirlere yaklaşımları hep bir tık uzaktan bakmakla başlar. Bir grubun benimsediğinin dışındaki bir yaşam tarzı veya fikirler hep bir soru işareti oluşturur bireyin kafasında. Bu soru işaretleri bir çığ gibi büyümeye başladığında ise çözüm en yakın kapı olan uyum sağlamaktan geçer.

BBC’nin internet sitesinin ‘’Topluluk içinde ne kadar kendimiziz?’’ başlıklı haberinde bu konuyla bağlantılı Londra Bilim Müzesi’nde yapılan bir sosyal deneye değinilmiştir. Bu sosyal deney, insanların birbirinin davranışını kopyaladığına dikkat çekmek adına yapılmıştır. Haber kapsamında kopyalamak kelimesi insanların kararlarını alma boyutunda ne düzeyde diğer insanlardan etkilendiğini belirtmek adına kullanılmıştır.

Şimdi, bu haberin altında yer alan araştırmanın içeriğine bakalım. Araştırmanın en başında mavi ve kırmızı renkte noktalar yer almaktadır ve sizden bu noktalardan biri olduğunuzu düşünmeniz istenmektedir. Daha sonra bu noktaların ortasından bir çizgi çekilmektedir. İşte soru tam o noktada başlamaktadır. Seçtiğiniz renkteki noktayla aynı noktada mı bulunmalısınız yoksa farklı renkteki noktalar bir tarafta birlikte yer alabilir mi? Ve ardından asıl can alıcı soru gelir. Bulunacağınız tarafı bireysel görüşünüze göre mi karar verirdiniz? Yoksa sizinle aynı renkte olan noktaların olduğu tarafı mı seçerdiniz?

Londra Bilim Müzesi’ndeki sosyal deneyi gerçekleştirmek için katılımcıların her birine bir tablet verilmiştir. Katılımcılardan bu tabletlerle ekrana yansıtılan soruları cevaplamaları beklenmektedir. Soruların cevaplandırıldığı esnada diğer katılımcıların da cevapları ekrana yansıtılmaktadır. Buradaki amaç bir davranış şeklinin toplumlara nasıl yayıldığının gösterilmesidir. Yani katılımcılar diğer katılımcıların cevabını dikkate alarak, kopyalayarak mı cevap veriyor deneyin temel taşı bu sorudur.

Evet, deneyde de düşünüldüğü, belirtildiği üzere insanlar birbirinin davranışlarını kopyalamaktadır. Farklılıklar hatta bireyin kendi fikirleri zaman zaman aşılması gereken bir duvar olmuştur kendi önlerinde. İnsanlar kimi zaman grup içerisinde baskı altında hissetmekten çekinebilir veya sadece bir grubun içerisinde var olmak en doğru yol gibi gözükebilir. Çünkü başkasının görüşlerini kabullenmek bireyin kendi fikriyle sıyrılmasından daha kolay olabilir. Ayrıca çoğunluk farklı bir biçimde düşünürken bireyin kendi fikrini, değil diretmesi açıklaması bile zor olabilir.

Sosyal psikolojiyi bilim haline getirmede öncü olan ve birey ile grup arasındaki ilişkiye yoğunlaşan Sherif’in de bu konuya ilişkin birçok çalışması olmuştur. ‘’Otokinetik Deneyi’’ bu deneyler listesinin başında yer almaktadır. Bu deneyin bu kadar önemli ve listenin başında yer almasının sebebi deneyin sonunda grup normunun nasıl oluştuğunun ortaya çıkarılmış olmasıdır. Araya belirgin yıllar bile girse Sherif’in deneyiyle Londra Bilim Müzesi’nde gerçekleştirilen sosyal deneyin yapısı birbirine varılan sonuç yönünden benzerlik göstermektedir.

Yapılan araştırmalara göre birey için kabul görmek bireyin yalnız kalmasından daha caziptir. “Bir gruptayım ve onların fikrine uyum sağladım.” demek o fikre itiraz etmekten daha kolaydır. Her ne kadar birey gruba göre hareket etse de bazen gereken fikrine sadık ve özgüveni kuvvetli bir bireydir yalnızca. Belki de bu durumun nedeni daha aile ortamında bile bir birey olmayı başaramamış ve özgürlüğü uyum sağlamayla bağdaştırmış insanların dört bir yanımızı kaplamış olmasıdır.

Bunun sonucunda da görüyoruz ki sosyal gruplar, insan davranışlarını domine etmektedir. Bu durumun gerçekliğini günlük hayatımızı gözden geçirerek test edebiliriz. Etrafınızdaki bir yakın arkadaşınızı düşünün ve bu arkadaşınızla ilişkinizin yeterli bir süreyi aşmış olmasına dikkat edin. O arkadaşınızla tanışmadan önce ve tanıştıktan sonraki kendinizdeki değişimleri düşünün. Ama davranış ama fikir olarak sizde bir değişiklik var mı? Cevabınız evet ise siz de toplumda dinamik olan bu grubun bir parçasısınız. O yüzden zihninizde kendinizi canlandırdığınız özgür birey fikrini bir süzgeçten geçirmenin zamanı çoktan gelmiş gibi gözükmektedir.

Bu fikri destekleyen bir teori de bilim insanları tarafından ortaya atılmıştır. Bir arkadaşınızın kilo verdiğini varsaydığımızda, bu durum sizin de kilo verme ihtimalinizi arttırabilir ya da aynı şekilde çevrenizdeki insanların depresif hissediyor olması sizin de kendinizin depresif hissetmenize yol açabilir. Çünkü çevrenizdeki insanların yaptığı paylaşımları siz hatta sizin sayenizde sizin çevrenizdeki diğer insanlar da görmektedir. Bu paylaşımlardan etkilenme düzeyinize göre de bir nevi başkalarının ruh halini benimseyebiliyor hatta onlar gibi yaşamanız gerektiği hissine kapılabiliyorsunuz. Böylece kendinize özgü olan o fikirleriniz ve tercihleriniz çevrenizdekilerle olan etkileşimleriniz sonucu değişebiliyor.

Yine benzer bir deney fikriyle karşımıza çıkan Asch, 1951-1952 yıllarında ‘’Uyma Deneyi’’ adıyla bilinen bir sosyal deney gerçekleştirmiştir. Deney sonucundaki yüzdelik oranlarda göstermektedir ki insanlar grup içindeki varlıklarını fikirlerinden üstün tutmaktadır.

Bilim insanlarının son zamanlarda yaptıkları yorumlara göre bu ‘’davranış kopyalama’’ durumu insanlar arasında kutuplaşmaya da yol açabilmektedir. Bu kutuplaşma, objektif bilgilerin sosyal gruplara göre bölünmeye başlandığı zaman ortaya çıkmaktadır. Böyle bir durumun sonucunda sosyal kimlik karmaşası, nefret, güvensizlik gibi mekanizmalar kendini göstermektedir.

Bu noktada yazının başındaki noktalara odaklanın. Üçüncü bir renkteki nokta olduğunuzu hayal edebiliyor musunuz? İşte o üçüncü renk olabildiyseniz ve renginizi kendiniz seçmeyi başardıysanız kendinizi özgür hissedebilirsiniz. Çünkü grubun yadsınamaz dinamiği içerisinde filizlenmeyi başaran bir fikre sahipsiniz.

Bu yolda çoğunluğun azınlığı ikna olmaya sürüklediği bir durum da olsa fikirlerin özgür olduğu ütopyalar güzeldir.

 

Kaynakça:

Topluluk İçinde Ne Kadar Kendimiziz? (2017, 6 Ağustos). Erişim Adresi: http://www.bbc.com/turkce/haberler-40808632

Ekşi Sözlük. Asch deneyi. Erişim Adresi: https://eksisozluk.com/asch-deneyi–1201513

Onedio. İnsan psikolojisini merak edenlere sonuçlarıyla hepimizi etkileyen 10 sosyal psikoloji deneyi. Erişim Adresi: https://onedio.com/haber/insan-psikolojisini-merak-edenlere-sonuclariyla-hepimizi-etkileyen-10-sosyal-psikoloji-deneyi-644360

Hazırlayan:

Melisa Buran

Adnan Menderes Üniversitesi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir