Otomatik Yaşamda Otantik Yaşamak

Modern toplumun dur durak bilmeyen muazzam teknolojisi karşısında bir birey olarak ne kadar var olabiliyoruz? Yüzyılımızın insanının üzerinde düşünmesi gereken önemli bir soru diye düşünüyorum. Değişen yaşam şartı ve standardı, freni patlayan bir teknoloji ve bunlara uyun sağlamaya, yetişmeye çalışan, nefese nefese kalan insan. Gelişen teknoloji ile birlikte yaşamımız otomatik bir hal almaya başladı. Bizler uyum sağlamaya çalıştığımız bu tekno-çağın bir dişlisi, anahtarı ve düğmesi gibi kimi yerlerde işlevler göstermeye başladık. Uyum sağlamaya çalışıyor ve bu hızlı çağın çok ilerisinde olabileceğimiz atılımlar elde etmek istiyoruz. Tüm bunları hatırdan çıkarmayıp baştaki soruyu bir kere daha sormamız gerek. Bizler otomatik yaşamda ne kadar kendimiz olabiliyoruz. Kısacası otomatik bir yaşamda otantik (kendiliğinden) yaşayabiliyor muyuz?

Hızla gelişen bilimi sık sıkıya takip eden bizler bir noktada kendimizi unuttuk, göz ardı ettik sanırım. İletişimlerimize, hareketlerimize, duygularımıza, davranışlarımıza ve fikirlerimize bir otomatiklik bulaştı. Oturup saatlerce karşılıklı muhabbet ettiğimiz dostlarımızı, arkadaşlarımızı, klavyelerin önerdiği simgelerin duygu durumları ile cevaplamaya başladık. Yüzümüzde beliren tebessümün yerini sarı renkli imgeler almaya başladı. İnsanlarda artık iletişimlerinde birbirlerini teknolojik bir ürün gibi görmeye başladılar. Komutlar yoluyla teknolojik gelişmenin getirdiği bir iletişim, insanları kendileri olmaktan alıkoymaya başladı. Bizler hızın ve sistematiğin olduğu bu çağda otantik yaşama uğraşını alt sıralara koymaya başladık. Kişiler arası ilişkilerde iletişimlerimiz monoton bir hal almaya başladı ve kendimiz olabilmeyi bir kenara bıraktık sanırım.
Yukardaki yazdıklarımı göz önüne alarak şunu belirteyim: İlerlemenin, hızın ve teknolojinin yararı insanlık için yadsınamaz bir gerçektir. Bilimin insanlığa katkısı gözler önünde. Ben şunu tartışıyorum: Tekno-çağda insanın konumu ve psikolojik yönü nerede duracak? Bizlerde tekno-insanlar mı olacağız? Ya da bu çağı özümseyen ve kendilik değerinden bir şey kaybetmeyen bir konumda mı olacağız. İkinci seçenek bireylerin kişisel yaşamlarında daha işlevsel olacağa benziyor. Çağın gerektirdiği bilimi ve tekniği, hızı ve sistematikliği takip eden ve bunun bilincinde olan bireyler olmalı, bu sistemin içerisinde kendiliğinden davranmayı başarabilmeliyiz. Bizler otomatik insan değil otantik birey olmayı hedef olarak belirlemeli ve ruhsal sağlımız için bu gerçeği hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Otomatik yaşamda otantik olabilmeniz umuduyla.

MUHAMMED ÖZKAN
PSİKOLOJİK DANIŞMAN

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir