Otizm’in farkında mıyız?

Otizm bir hastalık değildir!                      Otizm bir nörogelişimsel bozukluk veya ileri düzeyde karmaşık bir gelişimsel yetersizlik olarak da bilinmektedir. Otizm, doğuştan olan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir.

Peki belirtileri nelerdir?

Otizm belirtilerinin güvenilir bir şekilde değerlendirilebileceği yaş 16-18 ay olarak kabul edilebilir. Daha erken dönemde belirtilerin bazıları ortaya çıkmayabilir veya erken dönemde görülen bazı belirtiler kaybolabilir. Otizmin ağırlığını sosyal ilişkilerdeki bozukluğun, tekrarlayıcı hareketlerin ve kısıtlı ilgi alanlarının bireyin hayatını etkileme derecesi belirler. Çocuğunuzun yaşıtları gibi olmadığını mı düşünüyorsunuz? Mesela göz teması kurmuyor, ismini söylediğinizde bakmıyor, söylediklerinizi işitmiyor diye düşünüyorsunuz, istediği şeyi göstermiyor, oyun oynamayı bilmiyor, etrafındaki çocuklara ilgi göstermiyor, tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda aynı şeyleri söylüyor, konuşması gecikti, sallanmak, parmak uçlarında yürümek gibi hareketlere sahipse, çırpınmak gibi garip hareketleri var, aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, gözleri bir şeye dalıp kalıyor, arabanın tekerini döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyor, rutinin bozulmasına aşırı tepki veriyor gibi durumlar olabilmektedir. Aynı zamanda bilinen bazı yanlışlara açıklık da getirmek gerekiyor. 31 ayını doldurmamış ufak çocuklarda otizm tanısı yerine, otizme yönelik risk durumundan söz etmek daha sağlıklı olacaktır. Belirgin  risk altında olduğu düşünülen küçük bebeklere belirtilerin tam olarak yerleşmesi beklenmeden mutlaka uygun tedavi yaklaşımlarına başlanmalıdır.

‘Otizm annenin veya babanın tekelinde olan ve ortaya çıkmasına engel olunabilecek bir durum değil. Nörogelişimsel bir bozukluktur.’ Bir çocukta otizm belirtilerinden bir ya da birkaçını gözlemliyorsanız çocuk veya ergen psikiyatristlerine başvurabilir, tanı konmasını sağlayabilirsiniz. Otizmin bilinen tek tedavisi erken tanı ile yoğun ve sürekli eğitimdir. Bu bilgi ışığında tıbbi tanılama için hastanelerin psikiyatri servislerinden uzman görüşler doğrultusunda sonuca ulaşmanız süreci hızlandıracaktır. Bu sayede eğitime başlanmasının önündeki en büyük engellerden olan şok ve inkar evrelerini daha az yıpratıcı bir şekilde tamamlayabilirsiniz.

Otizmli bir öğrencimin annesine yönelttiğim bazı soruları şu şekilde yanıtladı:

Problemi ne zaman fark ettiniz?

Hamileyken şiddet görünce doğumdan itibaren izledim. 4 aylıklen fark ettim, altı aylıkken boşandım.

Fark ettiğinizde ne yaptınız?

İnanamadım çocuk psikiyatristine gittim.

Daha sonra ne yaptınız?

Kontrollerini yaptırdım, her ay doktora götürdüm. Vitamin vb. takviyelerde bulundum. İki yaşındayken de raporu alındı.

Otizmle ilk defa karşılaşan ebeveynlere öneriniz nedir?

Sabır istiyor. Öfke patlaması yaşıyor çocuklar. Kalıcı tedavi bulunması için onlar da bizler gibi savaşsınlar. Şu an sadece kök hücre nakli var umut olabilecek.

Otizmli çocuğu olan aileye asla söylememeniz gerekenler:

-Normal görünüyor. Otizmli olduğuna emin misiniz?

-Çocuğunuz özürlü mü?

-Nasıl yapıyorsun? Ben asla başa çıkamazdım.

-Çocuğumun böyle davranmasına asla izin vermezdim.

-Bu seni yalnızca olgunlaştıran/büyüten bir yol.

-Çocuğunu kontrol edemiyorsan evden dışarı çıkarma.

-Şanslısın. Daha kötü olabilirdi.

-Çocuğunun iyi bir disipline ihtiyacı var.

-Otizmi bahane/araç olarak kullanma.

-Allah’ın takdiri. O yalnızca halledebilecek kişiye verir.

-Bunu denemelisin. Birinin bu şekilde tedavi olduğunu duydum.

-Onu evden uzak bir yere göndermelisin.

-Tuvalet eğitimini ona şimdi vermen gerekiyor.

-Daha iyi bir ebeveyn olmaya başlaman gerekiyor.

-Sadece bir hafta benimle bırakın. Ben onu düzeltirim.

-Diğer çocuğun otizmli ise neden bir çocuk daha yaptın?

Otizmli bir birey ile konuşurken basit anlatım dili ve kısa cümleler kullanmak söylenenin karşı taraf tarafından anlaşılma ihtimalini artıracaktır. Eğer söyleneni tekrarlamanız gerekiyorsa cümlenin yapısını değiştirmeden tekrarlamanız büyük önem taşır. Çünkü yeni bir cümle, algılamak için yeni bir süreç başlangıcı anlamına gelir.

Otizm anasınıfında çalıştığım bu dönemde velilerim ve dört tane Atipik Otizmli öğrencim bu konuda gözlem yapma ve araştırmam konusunda bana oldukça yardımcı oldular. Yaşıtlarından farklı özellikler gösteren otizmli çocuklar için verdiğim eğitimin amacı; farklılıklarından kaynaklı dezavantajlarının üstesinden gelmelerini sağlamak, davranış olumsuz davranış farklılıklarını azaltmak, öz bakım becerilerini geliştirmek, akademik beceriler kazandırmak, yaşamdan mümkün olduğunca zevk almalarını sağlayarak yaşıtları gibi özgür olmalarına yardımcı olmaktır.

Nisan ayı Birleşmiş Milletler tarafından bütün dünyada Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Otizm Farkındalık Günü olarak ilan edildi. Otizim Farkındalık Günü’nün amacı otizmli bireylerin toplumun bir parçası olduğunu bir kez daha hatırlamak ya da var olan farkındalığı arttırmaktır.

Otizm hakkında bilgilenmek farkındalığı arttırmak için bol bol Otizmi konu alan film ve diziler izlemeli makale ve kitaplar okumalıyız.

Dizi Önerisi;

-Atypical

-Otizm hakkında izlenmesi gereken bir dizi: Mucize Doktor. Kore yapımı Good Doctor dizisinden uyarlanmıştır.

Filmler;

-Forrest Gump

-Silent Fall

-Mozart & The Whale

-Temple Grandin

-Autism: The Musical – 2007

-El Faro de Las Orcas

-I am Sam

-Ben X

-An Unexpected Friend

-Molly – 1999

-The Horse Boy

-Radio – 2003

-The Story Of Like – 2012

-Rain Man

-Ocean Heaven

Kitap Önerisi;

-BEN Kitabı O.Ivar Lovaas

-Otizm El Rehberi Lorna Wing

 

GÖRSELLERİN KAYNAKÇASI

http://www.atasancak.com/otizm-nedir.html ve https://www.otizmspektrum.com/ adreslerinden erişilmiştir.

Gülsüm İrem KUMRU

Okul Öncesi Öğretmeni

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın