Ölüm ve Yasla Yaşamak

Biricik oğlu hastalanıp ölen anne oğlunun cesediyle deli gibi sokaklarda dolaşıp her rastladığı insandan oğlunu yaşama geri döndürmesi için yardım istemiş. Sonunda bu mucizeyi gerçekleştirebilecek tek kişi Budha’dır diyen bir bilgeye rastlamış. Anne Budha’ya gitmiş ve oğlunu yaşama geri getirsin diye ona yalvarmış. Budha anneyi dinlemiş ve şöyle demiş: “Senin acını sona erdirecek tek bir yol var, şehre in ve acının yaşanmadığı her evden bir hardal tohumu al ve hepsini bana getir.” Anne şehre koşar, kapı kapı dolaşır, ancak acının henüz yaşanmadığı bir ev bulamaz ve anlar ki acıdan özgürce ayrılmanın tek ve berzah yolu oğlunun ölüsüyle vedalaşmasıdır (Tibet Hikâyesi).
İnsan doğduğu anla birlikte çevresindeki kişiler, olaylar veya nesnelerle ilişki kurmaya başlar ve ilişkilerini geliştirir. Bunlardan herhangi birinin kaybı ile ise insanın duygusal dengesi altüst olmaktadır ve kişi tekrardan bu dengeyi sağlama arayışına girer. Kişinin yaşadığı kayıp nedeniyle verdiği uyum tepkilerine yas denmektedir. Yas tutan kişiler ortak tepkiler verdikleri gibi çok farklı tepkiler de vermektedir. Bazı kişilerin yas süreci çok uzun sürmekte bazılarının ise daha kısa bir süre yas süreci yaşadığı bilinmektedir. Kişiden kişiye değişen yas sürecinin farklılaşmasında kaybedilen kişinin kim olduğu, kişinin nasıl öldüğü, kaybedilen kişiyle olan ilişkinin niteliği, toplumdaki geleneksel yas tutma şekilleri, sosyoekonomik nedenler ve yas tutmakta olan kişinin kişisel özellikleri ve geçmiş yaşantıları gibi nedenler yer almaktadır (Zara, 2011)
Yas tepkileri fiziksel, bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak kendisini 4 farklı biçimde gösterebilmektedir. Fiziksel yas tepkilerine nefes alamama, sese karşı aşırı duyarlılık, iştahta azalma, midede boşluk hissi, çabuk yorulma örnek verilebilir. Bilişsel yas tepkileri, inkar, işitsel veya görsel halüsinasyonlar ve zihin bulanıklığı olarak kendini gösterebilir. Duygusal tepkilere örnek olarak ise üzüntü, depresyon, öfke, yalnızlık, şok tepkileri verilebilir. Davranışsal tepkilerimiz ise ağlama, içe kapanma, uykuda düzensizlik, saldırganlık olabilmektedir (Bildik, 2013). Yas tepkileri göstermemiz olağan dışı bir şey olarak görülmemelidir. Kayıplardan sonra yas tutmak her insanın yaşayabileceği beklendik bir süreçtir, önemli olan kısım verdiğimiz tepkilerin yaşamımıza devam etmemizi engellememesi ve işlevselliğimizi bozmamasıdır. Sağlıklı bir yas sürecinde görülmesi muhtemel aşamalar şunlardır;
1)Şok ve uyuşma: Kaybın yaşanıldığı ilk anlarda yaşanmaktadır ve kişi kayıp karşısında bir hissizlik yaşamaktadır.
2)İnanmama ve inkar: Kişi ölüm gerçeğini reddedebilir veya kayıtsız kalabilir.
3)Arzu etme: Kişi kaybettiği yakınının geri dönmesini istemekte ve beklemektedir. Kişide öfke ve yalnızlık duyguları görülebilir öfkenin yaşanmasının en büyük sebebi neden ben diye sorgulamasıdır.
4)Çaresizlik: Kaybın kabullenilmesi ve sonuçlarının farkına varılmasıyla birlikte kişide çaresizlik hissi yaşanmaktadır. Çaresizlik duygusunun yarattığı kaygı kişinin iş ve sosyal hayatında bozulmalara yol açmaktadır.
5)Kabullenme ve hayatı düzenleme: Tamamıyla kabullenilen ölüm gerçeği sonucu kişi artık hayatında düzeni yeniden sağlama arayışına girmektedir ve yeni ilişkiler için adım atmaktadır.
Peki ya yas sürecimiz sağlıklı bir şekilde ilerlemiyorsa? Literatürde komplike yas olarak geçen patolojik yas kişinin kendisini uyumsuz davranışlara sergileyecek kadar boşluk ve kederde hissetmesi durumudur. Komplike yasta kişi yas sürecinde bir ilerleme olmaksızın bir evrede takılı kalır ve işlevsel olmayan davranışlar geliştirir. Kayıp sonrası ortaya çıkan yalnızlık ve suçluluk duyguları, bitirilememiş işler, daha önceki psikiyatrik geçmiş yas sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini engellemektedir. Bu süreçte görülen kaybedilen kişiye karşı olan kronikleşmiş yas, ölüme bağlı aşırı öfke, boşluk hissi, geleceğe karşı umutsuz düşünceler, hayatın anlamsızlığı gibi belirtilerin 6 aydan fazla sürmesi patolojik yas sürecine işaret etmektedir ( Cesur,2015).

Kişi eğer normal bir yas süreci geçiriyorsa çoğu zaman tedavi almasına gerek olmamaktadır. Kişiye verilen sosyal destek de sürecin atlatılmasında faydalı olacaktır. Patolojik yas sürecinde ise yasın tamamlanabilmesi için bir profesyonelden destek alınması şarttır. Tedavide kişinin yası kabullenmesi, ayrılma çatışmasını çözmesi, yeniden güvenli ve rahat olduğu terapi ortamında yaslandırılarak kaybıyla vedalaşmasını sağlamak kişinin yaşamını işlevsel bir şekilde sürdürmesini sağlayacaktır. Her ne kadar kayıplar bazen beklenmedik zamanlarda gelse ve travmatik sonuçlar doğursa da yaşamımızda yapbozu tamamlayan önemli bir parça olarak yerini almaktadır. Yası böyle kabullenmek, bizlere katacağı tecrübeye odaklanmak ve hayatımıza devam etmek yasa karşı vereceğimiz en güzel cevap olacaktır.

Kaynakça
Bildik, T. (2013). Ölüm, kayıp, yas ve patolojik yas. Ege Tıp Dergisi, 52(4).
Cesur, G. Kayıp Yaşantılarının Sonrası: Tartışmalı Bir Kavram “Karmaşık Yas”.
Zara, A. (2011). Kayıplar, Yas Tepkileri ve Yas Süreci. Yaşadıkça, 73-90.

Görsel Kaynakça
https://tarihnedio.com/wp-content/uploads/2018/01/olum-korkusu-e1515704605369.jpg
https://korkubilimi.com/wp-content/uploads/2017/11/b6ed6a7500a9ea961d22156125c3b365.jpeg

Atakan Türkmen
Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir