Mutluluk: 75 Yıllık Arayış

Geçmişten günümüze doğru sürmekte olan yolculukta bireylerin hayata karşı öncelikleri, ihtiyaçları ve seçtikleri hedefler evrilmektedir. Bu yolculukta kimisi önceliklerine ailesini, kimisi ise kariyerini veya parayı koyabilmektedir. Birey bu seçenekler arasında seçim yaparken ise belli yollara yönelmekte, kayıplar vermekte ve kazançlar sağlamaktadır. Hangi tünelin sonunda mutluluğun olduğu ise insanların genel kaygıları arasında yer alabilmektedir.

Peki, birey bu yolculuğu esnasında sağlıklı ve mutlu bir yaşamı yakalayabilmekte midir? Bir diğer deyişle mutlu ve sağlıklı bir ömrün gizemi hayatın hangi penceresinde saklıdır? Bu sorunun cevabını bulmak hedefiyle dünyanın en uzun soluklu araştırması, Harvard Üniversitesi’nde “Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” adı altında gerçekleştirilmiştir.

Toplamda 75 yıl süren bu çalışma için başlangıçtaki hipotezler doğrultusunda ilerleme kaydedilmiş ve gerek çalışmayı yürütenlerin emeği gerekse çalışmaya katılan bireylerin araştırmaya katkıları sayesinde çalışma başlangıçtan çok daha iyi noktalara getirilmiş ve insanlık için faydalı bulgulara ulaşılmıştır.

Düşünüldüğü zaman koskoca bir insan ömrü içerisinde 2 yıl arayla çalışmaya katılan bireylere birtakım testler uygulanmakta, beyin taramaları yapılmakta, aileleri ile görüşmeler gerçekleştirilmekte, sağlık bilgileri incelenmekte ve eldeki verilerden ortak paydada sonuçlar elde edilmektedir. Bunun yanında bu araştırmayı destekleyen sponsorların araştırma fonlarının alımına devam edilmektedir. Bütün bu zincirlerin sağlamlığı çalışmanın devamlılığını sağlamıştır (Çeliktaban, 2015).

Çalışma “Grant and Glueck Study” ismiyle anılan iki araştırmanın birleşiminden oluşmaktadır. Bir araştırma Harvard Üniversitesi 2. Sınıf erkek öğrencilere; diğer araştırma ise Boston’ın yoksul bir mahallesinde seçilen erkek bireylere uygulanmıştır. Görüldüğü gibi seçilen gruplar birbirinden farklı statülere, yaşanmışlıklara, olanaklara sahiptir. Birinci araştırma 1938 yılında başlatılmış, 1940 yılında ise ikinci grup çalışmaya dâhil edilmiştir. İlk grup 268 kişi iken, ikinci grup ise 456 kişiden oluşmaktadır (“75 yıl süren”, 2017).

Bir nevi bu çalışmanın başrol oyuncuları olan bireylerin hayatları ergenlik dönemlerinden yaşlılık dönemlerine kadar koşullar elverdiği sürece gözlenmiş ve belli sonuçlara varılmıştır. Başrol oyuncularının içinde ünlü iş adamları, devlet adamları, doktor ve avukatlar, şizofren ve alkolikler yer almaktadır (Mineo, 2017). Konumları, yaşam biçimleri, tercihleri farklı olan bu bireylerin genelini bir çatı altında toplayan bu çalışma, sonuçlarıyla genel bir toplum yapısına cevap arar hale gelmiştir.

Peki, o birçok araştırmaya konu olmuş ve insanları yakından ilgilendiren mutluluğun formülü nedir? Bir tutam başarı, bir parça kariyer, bolca sevgi mi? Bir kâğıt kaleme yazılabilir mi? Denklemdeki x’i bulmak mümkün olur mu? Bu 75 yıllık emeğin sonucunda mutlulukla ilgili belli başlı sonuçlara ulaşılmış ve insanların akıllarının bir köşesinde tutabilecekleri ipuçları paylaşılmıştır.

Çalışmanın sonucunda verilen en net mesaj: “İyi ilişkiler insanları daha mutlu ve sağlıklı kılar! ” olmuştur (Mineo, 2017). İnsanların hayatı dur durak bilmeden ilerlerken rayından nasıl çıkar? İnsanlar başarmayı, bir yerlere gelmeyi, rekabeti, hep bir kat yukarısını neden arzu eder? Bu durumun bireyin hayatındaki insanlarla bağlantısı yok mudur? Aslında bütün bu soruların ortak noktası hayatın paylaşıldığı insanlardır. Bu araştırmanın sonucuna göre de o insanlarla sağlam ve güven temelli ilişkiler kurulması ile mutluluk ve sağlık arasında doğru orantılı bir ilişki mevcuttur.

İnsanların, hayatında yakın ve güvenilir ilişkilere sahip olmasının sağlığa olumlu dönütleri ne açıdan olmaktadır? Mutluluk insanların hayatında yalnız sonuç değildir, aynı zamanda mutluluğun sonucunda da insan hayatı daha verimli olabilmektedir. Yakın ilişkilerin varlığı sonucunda insanlar gündelik hayatlarındaki olumsuzluklardan kendini koruyabilir. Bunun yanında yakın ilişkiler insanların fiziksel ve zihinsel gerilemelerinin gecikmesine destek sağlamaktadır.

Çalışmanın 4. yöneticisi olarak bilinen Robert Waldinger, TED Talks’ta yaptığı konuşmasında özellikle bir yetişkin hayatının izlenmesinin insanlık için önemine dikkat çekmiş ve öngörülebilir bazı sonuçlara değinmiştir. Buna örnek olarak deneklerin 50’li yaşlarındaki yakın ilişkilerinden memnuniyet düzeyinin yüksek olmasının, aynı bireyin 80’li yaşlarındaki sağlık durumları hakkında fikir sahibi olunmasına katkı sağlaması gösterilebilir. Robert Waldinger, genlerin sağlık durumunun yordayıcılığını göz ardı etmeksizin, bireyler hakkında yapılan çıkarımlarda bireyin sosyal destek düzeyinin kolesterol düzeyinden daha etkili olduğunun altını çizmiştir (Mineo, 2017).

Araştırma sonuçlarına göre, bireylerin evlilik memnuniyet düzeyleri de onların ruh sağlığında etkilidir. Evlilik hayatından memnun bireylerin 80’li yaşlarında sağlık açısından problemler yaşasa dahi psikolojik sağlamlık açısından daha iyi durumda olduğu saptanmıştır. Waldinger bu durumu “Yalnızlık öldürür. Sigara ve alkolizmden daha güçlüdür.” sözleriyle ifade etmiştir (Mineo, 2017).

Yapılan çalışmada 35 yıldan fazla görev alan George Vaillant ise, 2012 yılında deneyin sonuçlarını bir kitapta toplamış ve insanlarla paylaşmıştır. Kitabın içeriğinde özellikle insanların mutluluğu ve sağlığı için koruyucu faktörlere dikkat çekmiştir. Bu faktörler: fiziksel aktivite, alkol kullanımının ve sigara içmenin olmaması, olumsuzluklara karşı başa çıkma mekanizmaları, sağlıklı bir kilo ve istikrarlı bir evliliktir (Kırtok, 2014). Mutluluğun temel taşlarını yansıtan bu faktörlerin gençlik yıllarından ilerleyen süreçlere doğru yerli yerinde ve gerekli düzeyde olması sağlığı da beraberinde getirmektedir. Bu demek değildir ki insan hayatında iniş çıkışlar olmayacaktır. Öyle ki mutluluğu insanlara hediye eden etmen; işin kaybedildiği dönemde, belli hastalıklara karşı göğüs gerilirken veya ilişkiler içinde çatışmalar olurken bile hayata karşı gülümsemeyi bilmektir.

Tüm bu bilgiler ışığında denilebilir ki, yaşlanma insanların doğumundan başlayan bir süreçtir. Bu araştırmanın bulgularının dikkate alınması insanların yaşlılık dönemine doğru uzanan yolculuklarında daha iyi bir yaşam elde etmelerine kolaylık sağlayacaktır. 30’lu yaşlardan 80’li yaşlara yapılan hazırlık yaşamın son dönemlerinin daha huzurlu ve sağlıklı geçmesine yardımcı olacaktır. Bu nedenledir ki hayatın odak noktasını birey kendisine ve yakın ilişkilerine çevirerek gerek mutluluğu yakalayabilir gerekse fiziksel ve psikolojik sağlamlığını koruyabilecektir. İnsan, hayatının temelini ne kadar iyi yaparsa ilerleyen katlarda o kadar iyi yönde evirilecektir.

Uzun bir ömrün her saniyesinde mutluluğu kovalamaktansa var olan korumacı zırhımızı indirip mutsuzluk içerisinde bile mutluluğu hissetmek dileğiyle…

Melisa Buran

Adnan Menderes Üniversitesi

 

Kaynakça:

  1. Çeliktaban, D. (2015, 4 Nisan). Pardon, neden mutlusunuz? Erişim adresi: https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/damla-celiktaban/1028618-pardon-neden-mutlusunuz
  2. Kırtok, A. (2014, 17 Temmuz). Dünyanın en uzun deneyi: 724 insan, 75 yıl & tek bir soru. Erişim adresi: https://listelist.com/dunyanin-en-uzun-deneyi/
  3. Mineo, L. (2017, 11 Nisan). Good genes are nice, but joy is better. Erişim adresi: https://news.harvard.edu/gazette/story/2017/04/over-nearly-80-years-harvard-study-has-been-showing-how-to-live-a-healthy-and-happy-life/
  4. 75 yıl süren Harvard araştırması mutluluğun sırrını buldu! (2017, 3 Mayıs). Erişim adresi: https://www.uplifers.com/75-yil-suren-harvard-arastirmasi-mutlu-bir-hayatin-sirrini-buldu/

Görsel Kaynakça:

  1. http://mehmetbilgehanmerki.blogspot.com/2017/03/mutlulugun-resmi-dianne-dengel.html
  2. https://listelist.com/dunyanin-en-uzun-deneyi/
  3. https://www.7tint.com/and-now-happiness-has-a-formula-too.html
  4. https://www.wannart.com/mutlu-olmaktan-korkma-hali-cherophobia/

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir