MODERN ÇAĞIN HASTALIĞI: STRES

Stres, kişiyi etkileyen çevresel uyaranlar ve kişinin uyaranlara tepki verdiği çift yönlü bir olgudur. Aynı zamanda kişinin üzerinde psikolojik, fizyolojik ve davranışsal anlamda çeşitli etkileri olan, doğal düzeni bozan bir durumdur. Modern çağ insanının hayatının bir parçası haline gelen strese ilişkin araştırmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Değişimlerin oldukça hızlı gerçekleştiği, rekabet ve hırsın arttığı günümüzde stres; kişinin verimliğini ve sağlığını etkileyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla “stres çağı” olarak isimlendirilen bu çağda hayata adapte olmayı kolaylaştırmak, fiziken ve ruhen sağlıklı olmak ve üretkenliği arttırabilmek stresi olumlu hale dönüştürmeye bağlıdır. Stresin nedenleri çok ve sınırları geniştir. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalara göre stresin temel faktörleri; iş ortamı(örgütsel), bireyin kişisel yapısı, çevresel ve sosyal faktörler olarak sınıflandırılmıştır. Stresin çevresel (dışsal) faktörlerine engellenmeler, fırsatlar ve arzuları sayabiliriz. Kişinin bu dışsal faktörlerle olan etkileşimi stresi meydana getirebilir. Fakat stres dışsal faktörlerden etkilendiği gibi içsel faktörlerden de etkilenmektedir. Kişinin bazı durumlarda yaşadığı baskı, kısıtlanma ve çatışmalar da stresin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Stresin içsel ve dışsal faktörlerini anlamlandırabilmek adına ortaya atılan bazı kavramlar: stres toleransı, ben kuvveti, engellenmeye tolerans ve kişisel zedelenebilirliktir. Bu kavramlardan da hareketle bireylerin stres kaynaklarının çoğunlukla karakterleri, huyları ve mizaçları gibi kişiliklerini yansıtan unsurlar olduğu söylenebilir. Yani stresin sebebi kişiden kaynaklanıyor olabilir. Çünkü kişileri etkileyen olaylar değil, kişilerin olaylara yükledikleri anlamlardır.

Stres ile ilgili bir diğer önemli nokta; stresi oluşturan durumun farklı bireylerde farklı yansımalarının olmasıdır. Bireylerin kişilik özellikleri, dahil oldukları ortamlar, maruz kaldıkları bilişsel, duygusal ve psikolojik etmenler, özel hayat problemleri ve maddi durumları, gösterdikleri stres belirtilerini ve stresle mücadele yöntemlerini farklı kılar. Bu farklılığı bilim insanları kişiliklerimizin strese yatkınlığı olarak yorumlarlar. Kaynağı farklılık göstermekle birlikte her bireyin strese maruz kaldığını söyleyebiliriz. Bu stres kişi için olumlu veya olumsuz olabilir. Eğer stres bireyi uzun süre etkisi altına alırsa sağlığı için her anlamda tehdit oluşturabilir.Örneğin Engin ve arkadaşlarının (2016) yaptığı çalışmaya göre; stresin öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediği görülmüştür.

Son zamanlarda stres ile ilgili yapılan araştırmalar stresin insan hayatından çıkması mümkün olmayan bir kavram olduğunu belirterek yapılması gerekenin stresi ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onu kontrol edilebilir hale getirmeye çalışmak olduğunu vurgulamaktadır, Günümüz yaşam şartlarında stresin kaçınılmaz olması, stresle baş etmeyi gerektirmekte ve bu anlamda çeşitli mücadele yolları aranmaktadır. Stresi etkili bir şekilde yönetebilmek için öncelikle kişinin, yaşamında stresi oluşturan etmenleri fark etmesi gerekir. Kişi çeşitli baş etme tekniklerinden sosyal ve psikolojik yönden kendine uygun olanı seçerek stresi başarılı bir şekilde yönetebilir. Etkili bir stres yönetimi bireyin zihni ve fiziki dengesini sağlayarak problem çözme ve karar verme yetisini güçlendirir. Stres olumsuz olarak algılanan bir kavram olmasına rağmen gündelik hayatta strese ihtiyacımız olduğunu söylemek gerekir. Kişinin mutluluğunu, sağlığını, güvenli halini tehdit eden durumlarda stresin erken bir uyarıcı, harekete geçirici olduğunu söyleyebiliriz.

Bireyi davranışta bulunmaya iten stresi, olumlu ya da olumsuz bir şekilde kullanabiliriz. Eğer stresi doğru yönlendirebilirsek hedeflerimizi gerçekleştirmede bir cesaret unsuru bile olabilir. Gökler ve Işıtan’ın (2012) yaptığı çalışmaya göre stresin düşük veya yüksek olması yaşam doyumunu olumsuz yönde etkilemektedir. O halde denebilir ki bir miktar stres bireyin hayatında olmalıdır fakat bireyin yapabileceği en iyi şeyhayatından çıkaramadığı stresin olumsuz etkilerini başarılı bir şekilde yöneterek yaşamını anlamlı ve doyum alınır hale getirmesidir.
Kaynaklar:

Basal, A. (2007). Stres Yapmayan Stres Kitabı, İstanbul: Gelişim Dizisi.

Yöndem, Z. D. (2015). Kişilik Dinamikleri ve Stresle Baş Etme, Ankara: Efil Yayınevi.

Aydın, Ş. (2004). Örgütsel stres yönetimi. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 6(3).

Okutan, M. ve Tengilimoğlu, D. (2002). İş ortamında stres ve stresle başa çıkma yöntemleri: bir alan uygulaması. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 4(3), 1-27.

Yurtsever, H. (2009). Kişilik özelliklerinin stres düzeyine etkisi ve stresle başa çıkma yolları: üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir.

Gümüştekin, G. E. ve Öztemiz, A. B. (2005). Örgütlerde stresin verimlilik ve performansla etkileşimi. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 14(1).

Durna, U. (2004). Stres, A ve B tipi kişilik yapısı ve bunlar arasındaki ilişki üzerine bir araştırma. Yönetim ve Ekonomi Dergisi, 11(1), 191-206.

Gökler, R. ve Işıtan, İ. (2012). Modern çağın hastalığı; stres ve etkileri. Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 1(3), 154-168.

Balcıoğlu, İ. (2005). Stres kavramı ve tarihsel gelişimi. Medikal Açıdan Stres ve Çareleri Sempozyum Dizisi içinde, 9-12.

Engin, A. O. ve ark. (2016). Öğrenme ve stres arasındaki ilişki. Ekev Akademi Dergisi, 10-128.

Engin, A. O. ve ark. (2013). Stres ve öğrenme arasındaki ilişki. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 2(2), 290-299.

 

Rabia EROL

Düzce Üniversitesi

Pdr Bölümü Öğrencisi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir