Mesleki Unvan Sorunun Bir Görünümü : 24 Kasım Öğretmenler Günü

Geçtiğimiz Cumartesi günü 24 Kasım Öğretmenler Günü’ydü. Öğretmenler günü hafta sonuna denk geldiği için okullardaki kutlamalar/hediye kabul edişler çoğunlukla Cuma günü yapılmıştı. Öğretmenler gününün branş ve sınıf öğretmenleri için anlamı derin ve büyükken, okullarda başta ‘Rehber Öğretmen’ daha sonra ‘Rehberlik Öğretmeni’ olarak anılan Okul Psikolojik Danışmanlarının bir çoğu için ise iç çatışmalarla geçti. Yılın 364 günü ‘Rehber Öğretmen değil Psikolojik Danışman’ sözünü iddialı bir şekilde savunan saha çalışanlarının bir kısmı, öğretmenler odasının pozitif havası, öğrencilerin ‘Öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenimmm’ tebriklerinin -hediyeleri de unutmamak gerekir- içinde bir günlüğüne öğretmen olarak anılmanın kimseye zararı  olmaz diye düşündüler. Peki ama 24 Kasım gibi özel bir günde Psikolojik Danışmanlar bu çatışmayı neden yaşıyorlar ? Çatışmanın çözümü ne olabilir ? Yazının girişinde sözünü ettiğim üzere okullardaki unvanımızın Öğretmenlikle ilişkili olması ister istemez Öğretmen olarak anılmamıza neden oluyor. Öğretmen olarak anılmak da Öğretmenler Gününün kutlanmasını, tebriklerin olumlu bir şekilde karşılanmasını kabul edilebilir kılıyor. Benzer çatışmayı bazı meslektaşlarımız 10 Mayıs gününde de yaşamaktalar. 10 Mayıs ‘Dünya Psikologlar Günü’ olarak kutlanıyor. Burada iki özel gün arasında sıkışan meslektaşlarımızın bir kısmı öğretmenler gününü sahipleniyor (okullarda çalışmanın etkisiyle), bir kısmı psikologlar gününü sahipleniyor (psikolojik danışman olmayı psikologluğa daha çok benzetmelerinin etkisiyle) bir kısım ise her iki günü de sahiplenmekte sorun görmüyor. Çünkü bu kesime göre biz okullarda ‘öğretmen’ gibiyiz, okul dışındaki uygulama alanlarında ise adeta ‘psikolog’ gibi çalışıyoruz. Peki meslektaşlarımızdan beklediğimiz ne ? Bu iki özel güne (öğretmenler ve psikologlar günü) de aynı sahiplenişle yaklaşmaları mı ? Aynı sahiplenmeyişle yaklaşmaları mı ? Eğer kendimize özgü bir günümüzün olmasını istiyorsak ve meslek unvanımızla anılmak istiyorsak bu sorulardan ilkine verilecek cevap ‘HAYIR’, ikincisine verilecek cevap ise EVET . Tabii ki sözünü ettiğim şey Öğretmenler Günü’ne katı bir tutum sergileyip ‘BUGÜN BİZİM GÜNÜMÜZ DEĞİL, ÖĞRETMEN DEĞİL PSİKOLOJİK DANIŞMANIM BEN’ demek değil, özellikle öğrencilerin bizim mesleki unvan çatışmamıza kafa yoramayacaklarını/anlayamayabileceklerini fark ederek onlara ‘teşekkür ederim beni düşünüp bu özel günü kutladığın için’ diyebiliriz, bunu demek bizi yalancı yapmayacak tam tersine nezaketle yaklaştığımızı gösterecek. Ancak öğretmenler odasındaki tebrikleri ‘sizlerin bu özel gününüzde mutlu oluşunuzu görmek beni de sevindiriyor, ancak bildiğiniz üzere ben kendimi öğretmen olarak değil psikolojik danışman olarak görüyorum, bu sebeple öğretmenler gününü kutlamayı kendim için uygun görmüyorum’ diyebiliriz. Öğretmenliğin kıymetli bir meslek olduğunu, sorunun öğretmenlerle bir ilgisi olmadığını, meslek unvanımızın olmayışından kaynaklı bir çatışma yaşadığımızı bu özel günde daha iyi idrak etmemiz gerekiyor. Zira 364 gün boyunca sergilediğimiz ‘Ben REHBER ÖĞRETMEN DEĞİLİM OKUL PSİKOLOJİK DANIŞMANIYIM’ tavrının tutarlı bir şekilde devam ettirilmesi de  mühim. Ayrıca kendimize özel bir günümüzün, kendi meslek unvanımızın olmasını istiyorsak bu tarz, özel hissetmenin etkisine kapılabileceğimiz günlerde -zor da olsa- bir duruş sergilememiz gerekiyor. Unutmamalıyız ki bu duruş gelecekte kendi ‘PSİKOLOJİK DANIŞMANLAR GÜNÜ’ müzü kutlamamızı sağlayacak. Unutmayın mesleki unvan çatışması yaşamak ne kadar zor olsa da nihayetinde mesleki unvana sahip olmak bütün bu zorlukların tatlı bir anı olarak hatırlanmasını sağlayacaktır…

Mücahit AKKAYA

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir