Me and Earl and The Dying Girl – Ben, Earl ve Ölen Kız

2015 I ABD I 105’ I Komedi, Dram I IMDb:7,8

 

Yönetmen: Alfonso Gomez-Rejon

Senarist: Jesse Andrews

Oyuncular: Thomas Mann, RJ Cyler, Olivia Cooke

 

Greg Gaines, lise son sınıf öğrencisi, okuldaki her gruba selam verip hiçbirine ait olmayan, lise hayatını görünmez biri olarak bitirmeyi planlayan, dış görünümünü beğenmeyen içimizden bir ergendir. Bir iş arkadaşı vardır: Earl. Birlikte klasik Avrupa filmlerini izlemeyi severler ve ardından kimseye izletmedikleri kendi oynadıkları parodi filmleri çekerler. Annesi Greg’in sosyal olmasını ister ve sınıfından arkadaşı Rachel’ın lösemi teşhisi aldığını öğrenince onu araması ve takılması için zorlar. İsteksiz olarak başlattığı bu arkadaşlığın dostluğa, romantik olmayan bir ilişkiye dönüşme macerasını seyrediyoruz. Greg’in tanımıyla ölen kız Rachel ile “talihsiz ilişkileri”ni anlattığı, Greg’i her yönüyle tanıdığımız bir film oluyor.

 

Animasyon ögeleriyle, romantizme kaçmadan, kansere karşı dahi karakterler gibi bir nevi umarsızca keyifli bir dostluğun oluşumunu ve ergenlikten yetişkinliğe yol alan bireyleri izliyoruz.

Psikolojik Açıdan Değerlendirilmesi -spoiler içermektedir-

 

Rachel: Ergenlik döneminde kanserle, ölümle yüzleşmektedir. Kanser olmasıyla birlikte çevresindeki kişilerin bakışlarından rahatsız olmaya başlar ve onunla normal vakit geçirecek olan Greg’le dostluk kurar. Babası yanında yoktur ve onun yokluğunda annesi tamamen yalnız kalacaktır. Zamanla okula gidemez hale gelir ancak hastayken bile Greg onu bir şekilde güldürmeyi başarır.

 

Greg’in ailesinin çok sosyal hayatı yoktur. Babası üniversitede çalışmaktadır ancak gününün büyük çoğunluğu evde kedisiyle, farklı kültürel yemekler ve filmlerle geçirmektedir. Annesinin ne yaptığını göremeyiz ancak oğlunun geleceği için endişeli olmakla beraber onu sosyal ve akademik yönden gelişmesi için teşvik etmeye çabalar.

 

“Bu hikâye okuldaki son sınıfımla ve hayatımın nasıl mahvedildiği ile alakalıdır. Bir de gerçekten birisinin ölümüne sebep olan çektiğim kötü filmle ilgili.”

 

            Greg’in ağzından partlar halinde üniversiteye yollayacağı kabul mektubunda kendi hayatını dinliyor ve takip ediyoruz. Tıpkı bir ergenin hayatı ben-merkezci yapıda görmesi gibi, Greg’in benliğini onun gözünden yakından tanıyoruz. Rachel-ölen kız ile tanışmasının dönüm noktası olduğunu filmin başından hatta isminden anlıyoruz. Greg bize birçok kere hatırlatıyor aralarında romantik bir ilişki olmadığını ancak gerçek, Inception filmindeki bir replikle hayat buluyor: “Sana filleri düşünme desem, ne düşünürsün?” Bunun esas nedeni Greg’in her türlü ilişkiden çekinmesi, Rachel’ın ise kanser teşhisinden sonra ona samimi olarak normal davranacak bir arkadaşlığa ihtiyacı olmasıdır. İkisinde de romantik duyguları hissetsek de aralarındaki güzel bir dostluk olarak kalır.

 

Greg’in Rachel ile olan arkadaşlığı onun okulda görünür olmasına neden olur, iş arkadaşı Earl ile de tanışmasıyla çektiği filmleri izlemeye başlar. Rachel ise Greg’i tamamen görüyordur. İletişim kurarken ona kendini açmaya devam eder. Bu kendisini duygusal olarak açması anlamına gelirken Greg’i Rachel’a karşı savunmasız bırakmaktadır. Yani Greg, Rachel’a güvenir ve ona bağlanır, bu aynı zamanda ona karşı hassas olması anlamına gelir çünkü Greg kimseyle yakın olmaz.

 

Filmdeki iniş çıkışlar bir ergenin ruh halini izleyiciye aktarmaktadır. Başlarda coşkulu duygu durum hakim iken belirsiz ve yavaş bir şekilde gerçekliğe biraz daha yaklaşırız, bu aslında Greg’in olgunlaşmaya başladığının göstergesidir.

 

Greg, Rachel’ın tedavi görmeyi bıraktığını öğrendiğinde adeta yıkılır. Kızar, pes etmeye hakkı olmadığını söyler ve onu bu şekilde daha fazla göremeyecektir. Aslında Rachel’a yaşamaktan vazgeçtiği için kızmasının ardında, onun varlığını -kendini açacak kadar güvendiği kişiyi- kaybetme korkusuyla yüz yüze gelmiştir ve bununla kaçarak başa çıkabilmektedir. Bu sırada Rachel’ın Greg’e artık görünmez, bağımsız, kendinden nefret eden hayatına dönebileceğini söyler. Rachel’la takılması için annesi, çektikleri filmleri izlemesi için Earl, Rachel’a film çekmeleri için ise Madison zorlamıştır. Bunlar görünen gerçekler olsa da aslında Greg’in bunlara karşılık verip keyifle zaman geçirdiğini biliriz. Greg bunun ardından iş arkadaşı Earl ile de kavga eder. Bu iki olay Greg’in kendisiyle yüzleşmesidir. Her ne kadar görünmez olmaya çalışsa da kendinden kaçamaz; Earl ve Rachel için görünür ve önemlidir, birilerine güveniyordur değer veriyordur. Davranışlarının önden gittiği değişimini zihnen yakalamalıdır.

 

Filmde Greg bize bu iyi kızın hiç ölmeyeceğini birkaç kez yineler. Ancak gerçekler bunun tersi olduğunda esas dramı hissederiz. Greg’in yaşadığını deneyimleriz bir nevi. Çünkü o da uzun süre onun iyileşeceğine inanmıştır, ölümüyle ancak gerçek olduğunda yüzleşebilir. Balonun olduğu gün hastaneye Rachel’ın yanına gider ve onun için hazırladığı filmi izlerken Rachel fenalaşır. Bu onu son görüşüdür ve onun için hazırladığı film aracılığıyla kendi dilinde veda etme fırsatı bulmuştur. Bundan sonrası tarih öğretmeninin söylediği gibi olur. Rachel ölse de onunla ilgili şeyler öğrenmeye devam eder, onun eşyalarında detayları fark eder, onun için yaptığı üniversite başvuru mektubunu öğrenir; onu daha iyi tanır. Rachel, kendisini tanıması için de yardım etmiştir. Büyüme ve olgunlaşma zamanıdır ve bunun büyük çoğunluğu Rachel’ın hayatına girmesiyle olmuştur.

 

Greg ruhsal, sosyal, akademik açıdan yaşadığı değişimlere adapte olmaya çalışır. Aslında sosyal olmayan tipik bir ergendir. Earl ve ölen kız ile birlikte yetişkin olmaya başladığını görürüz. Ait olma, sosyal hayatta yer alma, kendini tanıma, kendine inanma yolunda adımlar atmaya başlar ve üniversiteye başvurur.

 

Sehile KURT

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir