Little Miss Sunshine

Deneyen Kişi Kaybeden Değildir!

Yönetmen: Jonathan Dayton, Valerie Faris

Yer: ABD

Yıl: 2006

Oyuncular: Abigail Breslin, Alan Arkin, Greg Kinnear, Toni Collette, Paul Dano, Steve Carell

5 farklı üyeyi ve ekstra bir dayıyı içinde barındıran ailemiz küçük kızları Olive’in güzellik yarışmasına katılıp, birinci olma hayaliyle Amerika’nın bir ucundan diğerine sarı Volkswagen Type 2 minibüsleri ile yolculuğa çıkarıyor. Filmde kaybetmeye meyilli bir ailenin bununla savaşması ve Olive’in içindeki küçük umuda tutunmaları anlatılmakta. Pek tabii trajikomik sahneler eşliğinde.

Olive(Abigail Breslin): Güzellik karliçesi olmak ve dondurma yemek arasında seçim yapmanın tatlı krizini yaşayan kahramanımız dedesi ile birlikte yarışmalara canhıraş hazırlanmaktadır. Babasının mükemmelliyetçi tutumu karşısında biraz bocalasa da içindeki umutla ailesine ışık olmuştur.

Edwin(Alan Arkin): Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk evresinden geçmekte olan dede çareyi uyuşturuculara ve pornolara sarılmakta bulmuştur. Oğlundan pek de memnun olmadığı için torunu Olive’i eğitmeye çalışmaktadır. Mükemmel olmanın her zaman gerekmediğini, onun içinin ve dışının çok güzel olduğunu sürekli söylemektedir.

Richard(Greg Kinnear): Kaybedenlerin hiçbir öneminin olmadığını düşünen kişisel gelişim kitapları yazan ve seminerleri veren baba. Fakat sürekli kaybeden bir baba. İdeal benlik ile benlik algısı arasında uçurumlar olduğundan kendini sürekli kaybetmiş hissetmektedir.

Sheryl(Toni Collette): İş hayatının yükümlülükleri ve aile hayatının anne rolü arasında sıkışmış bir kadın. Her şeyi kontrol etmeye çalışmasına rağmen yolunda gitmeyen bir şeyler sürekli oluyor. Böyle durumlarda ise kaçışı sigara içmekte buluyor.

Dwayne(Paul Dano): Ergenlik sancıları çeken Dwayne bir Nietzsche hayranıdır. Savaş Pilotu olmak istediği için hayali gerçekleşene kadar suskunluk yemini etmiştir. Gelişim döneminin doğal özelliği olarak herkesten ve her şeyden nefret etmektedir.

Frank(Steve Carell): Kendini ülkenin en ünlü proust uzmanı olarak tanımlayan yaşadığı gönül kırgınlıklarıyla baş etmeye çalışan eşcinsel dayı karakterinde gördüğümüz Frank bu savaştan galip çıkamayacağını düşündüğü için başarısız intihar girişiminde bulunmuş ve ablasına zorunlu misafir olarak yerleşmiştir.

Filmin genel havasına bakacak olduğumuzda insana umut aşılayan ve daha çok çabalaması gerektiğini hissettiren bir filmdir. Toplum normlarının dışında olan bir aile ve her biri birbirinden farklı olan, aralarında çok fazla ortak noktası olmayan bireyler. Küçük bir arabada uzun süre birlikte kalmaları yönünde onları zorlayan yolculukları boyunca aralarında yavaş yavaş oluşan sevgiyi hissedebilirsiniz. Aynı zamanda film çocuk güzellik yarışmalarına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmakta ve eşcinsel kişilerin yaşadıkları sorunları günışığına çıkarmaya çalışmaktadır. İyi seyirler…

Tuğçe ERDEM

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir