KARNE GÜNÜ, KABUS MU YOKSA AŞIRI GURUR MU?

İnsanın kanadı, gayretidir”

Mevlana        

      

   “Karne” sözcüğü geçmişten günümüze bir çok kişide farklı duygular yansıtır. “Karne günü” de kimi için gururlanma ve böbürlenme günüyken, kimi için de “elalem ne der?” düşüncesiyle insan içine çıkmama, gizlenme ya da öfkesini alayına dışına vurma günüdür. Aslında bu sözcüklere yüklediğimiz anlamlara göre bakış açımızda sıkça değişir. Çünkü düşünceler davranışlarımızı da etkiler. Bizler bazı çarpıtılmış düşüncelere sahipsek, hele bir de duygularımızı kontrol edemiyorsak vay halimize ya da çocuklarımızın vay haline… Şimdi size çarpıtılmış ebeveyn düşüncelerinden örnekler vereceğim. 

   Çoğumuz belkide ebeveyn olarak karneyle kendimizin değerlendirildiğini düşünürüz. Çünkü sanki çocuğumuzun aldığı notlar, bizim notumuzdur, bizi yansıtır. Çocuğumuz yüksek not aldığında da biz almışız gibi böbürlenir ve her yerde bunu bağıra çağıra dile getiririz, etrafta farklı notlara sahip olan çocukların olabileceğini de düşünmeden. Ya da tam tersi gelen notlar düşükse sanki varlığımıza ve bize hakaretmiş gibi algılarız, eşler olarak bazen birbirimizi suçlarız “bu çocuk senin yüzünden böyle oldu” gibi ve tüm öfkemizi çocuğumuzdan çıkarırız,  gerekirse tatil için cezalar veririz, çünkü çocuk düşük not almıştır ya hak etmiştir bunu. Burada söz konusu olan bizim varlığımızdır. Anne baba olarak takdir edilmeliyiz çünkü. Biz kötü anne baba olamayız!. Saçımızı süpürge etmişizdir, yemeyip yedirip, içmeyip içirmişizdir, hem de komşunun kızı Ayşe’nin, kuzeni, abisi Ahmet’in notları da bizimkinden daha yüksektir, nasıl olabilir bu? nasıl yapar bunu bize?!. Çocuğumuzun değerli olduğu, çabası hiç önemli değildir. Bu şekilde ne kadar dilimizde olmasa da içimizde onu koşullu severiz. “İyi karnen olursa seni severiz” anlayışına hakim olan çocuğumuz iyice ezilir, çekinir, içine kapanır ya da birden öfkeli ve saldırgan bir çocuk olmuştur. Sürekli her şeye ağlar mızmızlanır, istediği olmadığında bağırır çağırır bir türlü anlayamayız bu çocuk neden birden böyle olmuştur ki?!!!!!!. Sizce birden mi böyle olmuştur?…

   Çoğumuzda çocuğumuzun çok zeki olduğunu ama çalışmadığını düşünürüz. Aslında söylenenleri hemen anlamaktadır ama işine gelirse. Çalışmadığı için düşük notlar almıştır ya da iyi not alsa da yeterli değildir, en iyisi olmalıdır. Fakat neden çalışamadığını pek sorgulamayız. Genelde hep sorumlusu tablettir, bilgisayardır. O tableti bilgisayarı ne zaman kullanıp ne zaman bırakacağını ayarlamalıdır; çünkü o küçücük 7-10 yaşlarında koskoca bir yetişkindir aslında!!!. Bıraksak saatlerce oynayacaktır ama bu oyunları niçin bu kadar çok oynamaktadır?, neyin eksikliğini bu kadar oynayarak kapatmaktadır?, bir düzen var mı?, doğru yöntemi uyguluyor muyum?, çocuğuma yeterince vakit ayırıyor muyum? bunları hiç düşünmeyiz. Ne gerek var dimi, sorunu kendimizden dışsallaştırdık mı iş tamam. Niye kendimi üzeyim ki, egom ve varlığım rahat etsin.  Çözümü basit hep tabletten, tv den zaten, aslında zeki….!!!

   Velhasıl çocuk yetiştirmek zor zanaat. Hele bir de karne dönemlerinde artan heyecan, merak ya da kaygı gibi farklı duyguları kontrol etmek daha da zor. Ama iyi haber, bugünlerin krize ya da fırsata dönüşmesi siz ebeveynlerin elinde. Fırsata çevirmek için öncelikli atılacak ilk adım, karne notlarının çocuğun zekasının bir göstergesi olmadığı algısına sahip olmak olabilir. Karne notları, okulda yapılanlar, yapılmayanlar, eksiklikler, desteklenmesi gerekenler ile ilgili bilgi verir. Düşük notları olan bir çocuğun anlaması gereken, ders çalışmasında eksiklikleri olduğu, veya etkili ders çalışmadığı, diğer dönem için hangi derse nasıl ve ne kadar çalışması gerektiği gibi mesajlar iken, ailenin anlaması gereken ise aile olarak nelerin eksik olduğu, nelerin tamamlanması ve desteklenmesi gerektiği gibi mesajlardır. Çocuklar her dönem değişik bilgiler öğrenirler. Bu yüzden notlarında iniş çıkışlar olabilir. Yani çocuk bir dönem daha başarılıyken diğer diğer dönem başarısında düşme ya da yükselme görülebilir. Gördüğünüz eksiklikleri onu yargılamadan belirtin. “ bu gidişle senden bir şey olmaz. Ümidi kestim artık, çalışmadığında olacağı buydu” gibi cümleler kısa süreli sizin üzüntünüzü ve öfkenizi azaltmak adına yardımcı olabilir fakat sorunu çözmez. Çocuğunuzun sizinle iletişim kurmasını engeller. Bunun yerine “senin daha iyi notlar alabileceğini düşünüyorum, bunun için biraz daha çabalamalısın, sana inanıyorum” gibi bir anlayışla ona güvendiğinizi, aslında kötü not almasının ona duyduğunuz sevgiyle ilgisi olmadığını hissettirebilirsiniz. Diğer dönem bu konuda neler yapmayı düşündüğü üzerine sohbet edebilirsiniz. Maddi ödüllerden çok duygusal ve manevi ödüllerin çocuk ruh sağlığı açısından daha önemli olduğunu unutmayın.

   Son olarak da ve bence en önemlisi çocuğunuz, karnedeki notu ne olursa olsun, ona olan sevginizden hiçbir şeyin eksilmediğini bilmelidir!!!

   Sevginizi bol bol gösterdiğiniz, çocuklarınıza doyduğunuz bir tatil olması umuduyla….

              Sevgiyle kalın,

                                                                                                          Tuğçe ALTUNBAŞ

                                                                                                             Psikolojik Danışman

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir