Karen Horney ve Nevroz Üzerine Görüşleri

 

Karen Danielsen, Almanya’nın Hamburg şehrinde bir gemi kaptanının ikinci eşinden dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarından itibaren, erkeklerin dünyasında asi bir kadın olmaktan kaynaklanan haksızlıklar yaşamış ve dışlanmıştır (Burger, 2006). Karen adaletsizlikler üzerine büyümüştür ve önüne çıkan adaletsizliklerin karşısında durabilmek için hayatı boyunca sıkı bir şekilde çalışmıştır.

İlk feminist olan Horney, Berlin’de Freud’cu bir psikanalist olarak eğitim gördü. Kendi çalışmasını Freud’a zıt olmaktan ziyade, Freud’un sistemini değiştiren ve yayan bir çalışma olarak nitelendirdi (Schultz & Schultz, 2007). Horney, meslek yaşamı boyunca kişilik gelişimi üzerindeki kültürel ve toplumsal etkileri inceledi. Davranışın doğuştan gelen nedenlerden çok, toplumsal etkilerle belirlendiğini söyleyerek psikanalitik yaklaşıma iki büyük katkıda bulundu: nevroz üzerine görüşleri ve kadın psikolojisi (Burger, 2006).

Nevroz, korkular ve bunlara karşı kurulan savunmalar ve çatışan eğilimler için uzlaşmalı çözümler bulmaya yönelik girişimler tarafından yaratılan ruhsal bir rahatsızlıktır. Pratik nedenlerle bu rahatsızlığı ancak belli bir kültürdeki ortak yapıdan saptığı zaman nevroz olarak adlandırmak yerinde olur (Horney, 1995).

Horney’in kuramına göre nevrotik hastaların ana özelliği, kişilerarası ilişkilerde benimsedikleri, kendilerine zarar veren bir tarzın içine sıkışmış olmalarıdır. Bu insanların başkalarıyla iletişime girerken kullandıkları yöntem, onları aslında çok istedikleri sosyal ilişkilerden uzak tutar. Kişilerarası ilişkilerde kullandıkları yıkıcı tarz, kaygılarını azaltmak için kullandıkları bir savunma mekanizmasıdır (Burger, 2006).

Nevroz, kendi ivmesiyle gelişen, kendine özgü insafsız bir mantıkla kişiliğin giderek daha fazla alanını kuşatan bir süreçtir. Çatışmalar ve bu çatışmaların çözümü için ihtiyaç üretir. Ancak kişinin bulduğu çözümler yapay çözümlerden ibaret olduğundan yeni çözümler gerektiren yeni çatışmalar ortaya çıkar. Kişiyi gerçek benliğinden giderek daha da uzaklaştıran ve böylece kişisel gelişimini tehlikeye sokan bir süreçtir (Horney, 2011).

Horney (2012) (…) nevrotik eğilimlerin yalnızca birbirlerini pekiştirmeyip çatışmalara yol açtığından bahseder. Çatışmanın, birbiriyle çelişen bir dizi nevrotik eğilim arasında olduğunu ve bu çelişkinin en başta kişinin diğerleriyle ilişkisini etkilese de zamanla kendisiyle olan ilişkisini de içine aldığını ve onun çelişkili özellikler ve değerler taşımasına neden olduğunu belirtir. Böylece Horney, nevrozla birlikte ortaya çıkan karakter yapısını da anlatmış olur (s. 12).

Horney’e göre (2012) nevrotik çatışmalar rasyonel kararlarla çözümlenemez. Nevrotik kişinin çatışmaları çözme girişimleri sonuçsuz olduğu kadar zararlıdır da. Bu çatışmaları ancak kişiliğin içinde onları var eden koşulları değiştirerek çözümleyebiliriz. İyi yapılmış her analitik çalışma bu koşulları değiştirerek kişinin daha korkusuz, daha umutlu, daha huzurlu, kendisi ve başkalarıyla ilişkisinde daha az yabancı olmasını sağlar (s. 15).

“İnsan değişebilir ve hayatta olduğu sürece değişmeye devam edebilir.”
Karen Horney

 

Kaynakça:

Burger, J. M. (2006). Kişilik. İstanbul: Kaknüs
Horney, K. (1995). Çağımızın Nevrotik Kişiliği. Ankara: Öteki
Horney, K. (2011). Nevrozlar ve İnsan Gelişimi. İstanbul: Sel
Horney, K. (2012). İçsel Çatışmalarımız. İstanbul: Sel
Schultz, D. P. & Schultz, S. E. (2007). Modern Psikoloji Tarihi. İstanbul: Kaknüs

 

Tuğba ZAL

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir