KAÇINILMAZ SON: ÖLÜM

Ölüm; koşulları sürekli olmayan bir dünyada varlığımızı sürekli kılabilmek için oluşturulmuş tasarım ögesidir (Kılıç, 2013). Ölüm olayına kültürümüzde dünyasını değiştirmeksözcüğü de kullanılır. Yani aslında insan ölerek yok olmamakta, asıl olan öbür dünyaya geçmektedir. Bunu Yunus Emre’nin şu dizelerinde görmek mümkündür:

Yürü yürü bre yalan dünya / Yalan dünya değil misin?

Yedi kez boşalıp yine / Dolan dünya değil misin?

Ölümün ne zaman ve nasıl geleceği belli değildir. Ölüm ne zaman gelirse gelsin hep erkendir ve yapacak işlerimiz vardır. Hepimiz bir gün öleceğimizi, biliriz fakat gün içinde bunu ne kadar dillendiririz? Bu konu Namık Kemal’in şu sözünü akla getirir “Herkes kimsenin sağ kalmadığını bilir de kendisinin öleceğine inanmak istemez.” Ölüm fikri insanda kaygı ve gerilim yaratır bu yüzden de ölümü bilinçli olarak telaffuz etmeyiz. Freud’a göre; ölme zorunluluğu karşısında egosu zedelenen insan, çocuk sahibi olarak ölümsüzlüğü garanti altına almaya çalışmaktadır.

Ölme sürecine karşı gösterilen tepkileri Psikiyatrist Elisabeth Kübler Rose şu şekilde sıralamıştır (Akt. Kılıç,2013):

Yadsıma; bu aşamada kişi ölümün kendine gelmeyeceğini varsayar ve ölümü inkar eder.

Öfke; ölümün neden kendisine geldiğine karşı öfke duyar. Neden ben diye sorar.

Pazarlık; ölümü erteleyebileceğini varsayar.

Depresyon; burada keder yaşanır. Kişi sessizleşebilir, yalnız kalmak isteyebilir, ziyaretçilerini reddedebilir.

Kabullenme; kişi huzura ererek kaderini kabul eder.

Çocukların ölüm anlayışına baktığımızda öncelikle karşımıza bilişsel gelişim çıkar. Piaget’ye göre çocuklar ergenlik dönemine kadar soyut kavramları anlayamazlar. Bu durum tek başına yeterli değildir. Çocukların dil gelişimi, yaşı, zekâsı, tecrübesi ve cinsiyetlerine göre kavramları anlamalarında farklılıklar olabilmektedir. Çocuklar birinin kaybı durumuyla karşılaştıklarında ölüm gerçeğini reddetme ya da başka türde ölümü yorumlama yoluna giderler. Mesela ölen kişinin geri döneceğini düşünebilirler (Köylü, 2014). Bu konuyu çocuklara anlatırken biz yetişkinler bazen mantıksız açıklamalar yapabiliyoruz. Peki, ölümü çocuklara nasıl anlatmalıyız? Öncelikle şu tarz açıklamalardan kaçınmalıyız;

O derin bir uykuya daldı; Ölüm bir uyku değildir. Kaldı ki çocuk ölen kişinin tekrar uyanıp geleceğini düşünebilir. Ölen kişi gelmediğinde ise bu çocukta kaygıya neden olabilir. Ayrıca çocuk uyuduğunda ölen kişinin kalkamadığı gibi kendisinin de kalkamayacağını düşünerek korkuya kapılabilir. Bu sebeple ölümü anlatırken ölme ve ölüm kelimelerini kullanmaktan kaçınmamalıyız seyahate çıktı. Hastalıktan öldü;küçük çocuklar hastalıkla ölüm arasındaki ilişkiyi anlamayabilir. Çünkü onlar az, orta ya da ağır ve ölümcül hastalıklar arasındaki farkı kavrayamayabilirler. Hastalandıklarında kendilerinin de öleceğini düşünebilirler.

Ölüm hakkında çocuklarla konuşurken dikkat edilmesi gerekenleri Kılıç (2013)şöyle belirtmiştir;

Konuşma durduk yere değil çocuk hazır olduğunda, konuyla ilgili sorular sorduğunda yapılmalıdır.
Çocuğun ölüm hakkındaki soruları geçiştirilmemeli, sen küçüksün diyerek soru sormaları engellenmemelidir.
Açıklamalar dürüstçe yapılmalı, kandırmacaya başvurulmamalıdır.
Çocuğun ölüm hakkındaki duygu ve düşünceleri dinlenilmeli, duyguları kabul edilmeli, onu anlamaya çalışmalıyız.
Açıklamalar kısa, basit ve anlaşılır olmalıdır. Gereğinden fazla açıklama yapmaktan kaçınmalıyız.

Ölümü unutmak da doğru değildir, ölümü her an anmakta. Ölüm varmışçasına yaşayarak insanlığa faydalı olacak işlerle uğraşmak insanoğluna psikolojik olarak büyük bir rahatlama sağlayacaktır.

 

Sümeyye Nur KANDEMİR

Psikolojik Danışman

Kaynakça

Kılıç M. (2013). Gerçek Yaşam Tadında: Gelişim Dönemleri 4 Yaşam döngüsü- Ölüm, Ankara: Pegemakademi.
Karakuş G., Öztürk Z., Tamam L., (2012). Ölüm ve Ölüm Kaygısı,  Arşiv Kaynak Tarama Dergisi. 21(1):42-79.

Köylü M., (2004). Ölüm Olayının Çocuklar Üzerine Etkisi ve Ölüm Eğitimi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Dergisi, 17(17): 95-12

http://www.pisikonet.com/Yazilarimiz-olum-psikolojisi-57.html Erişim Tarihi: 13.10.2018

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir