Intern/Stajyer

2015 I ABD I 121’ I Komedi, Dram I IMDb:7,1

Yönetmen: Nancy Meyers
Oyuncular: Robert De Niro, Anne Hathaway

Kısa sürede büyüyen bir şirketin kurucusu Jules Ostin iş hayatının gerektirdiklerini yetiştirme telaşında. Şirkete alınacak yaşlı stajyer programına kabul alan Ben Whittaker için ise bu iş bulunmaz bir fırsat. Jules Ostin yaşlılarla anlaşamayan biri iken Ben Whittaker kişisel stajyeri olduğunda olanlar oluyor.

Film yaşlılık, nesiller arası iletişim, kadının çalışma hayatındaki yeri konularına değinmesi ve özellikle Robert De Niro’nun mükemmel oyunculuğuyla keyifli iki saat sunuyor.

Psikolojik Açıdan Değerlendirilmesi -spoiler içermektedir-

Jules Ostin:

  1. yy’da yönetici, şirket sahibi, eş ve anne rolünde bir kadın. Gününün uykudan kısılmış halinde kalan kısmını iş hayatında geçiren biri. Bu aşırı durum bir buçuk yıl sonra aile hayatında, iş hayatında çeşitli sorunların baş göstermesine neden oluyor. Annesiyle sadece telefonda, kinayeli cümlelerle konuşuyorlar. Bu konuşmalardan öfkenin altındaki üzüntüyü duyabiliyoruz. Birbirlerini iyi tanımıyorlar. Jules’in ev hayatını gece yarısı gidip uyumak ve sabah hazırlanırken ailesiyle yaptığı sohbetlerde görüyoruz. Çocuğun annesine olan özlemi ve sevgisi görünürken, eşinin de örtülü sitemlerini, uzaklığını hissediyoruz.

Justin’in kompulsif davranışları dikkat çekicidir. Ellerini temizlemesi, ofisteki dağınıklıktan rahatsız olması, uçaktan inerken yaptığı hareket örnekleriyle fark ettiğimiz zorlantı davranışları var. Buna neden olan obsesyon ise net belirtilmese de hayatındaki diğer sıkıntıları telafi etme amaçlı olabilir. Göz kırpmayan insanların iyi olmaması gibi bilişsel çarpıtmalarını fark da ediyoruz.

Çalışan bir kadın/anne figürünün temsili olan Jules Ostin karakteri üzerinden yaşanılan sorunlara bakış atıyoruz. Kızının okulundaki annelerin kızıyla ilgilenmediği düşüncesiyle kınayan bakışları ve eleştirel imalarına maruz kalıyor. Kocası destek olan, seven bir profil çizerken aldattığını öğreniyoruz. İşe almak için görüşülen bazı ceoların yapılan iş ve kadınların çalışması hakkındaki görüşleri küçümseyici oluyor. Kadının çalışmasının eş, anne, iş arkadaşları, ailesi için hala sorun teşkil eden yönlerini, uğranan baskıyı, bir nevi psikolojik şiddeti de gösteriyor film.

Ben Whittaker:

Yetmiş yaşında, sosyal ilişkileri kuvvetli, hala üretmeye aç biri. Eşinin vefat etmesinin ardından hayatında doğan boşluğu çeşitli aktivitelerle doldurmaya çalışsa da tam olarak tatmin olamıyor. Bir gün yaşlı stajyer arayan bir iş ilanıyla hayatındaki boşluğun dolma macerasına tanıklık ediyoruz.

Emekli stajyer? Kulağa yabancı geldiği gibi filmde de herkese yabancı geliyor başlarda. Ben’in takım elbisesi, cep mendili, evrak çantası yani eski alışkanlıkları ve prensipleri var. Yan masaları ise teknolojiyle çevrili: usb, kulaklık, telefonla çalışılıyor. Uyum düzeyi yüksek bir birey olarak ortama ayak uyduruyor Ben, özgünlüğünü elden bırakmadan. Hem çevresini etkiliyor hem de çevresinden etkileniyor. Maillerini kontrol ediyor, facebook hesabı açıyor, internet üzerinden satış yapan bir şirkette teknolojiye alışıyor. Etrafındaki gençleri gözlemliyor, sorunlarını fark ediyor. Gençler ise kız arkadaşıyla yaşadığı bir sorun olduğunda, evsiz kaldığında, bir şey danışmak istediğinde bu ihtiyar adama geliyor.

Erikson’un kuramına göre benlik bütünlüğüne erişmiş olduğunu görüyoruz. Geçmişinden memnun, şimdide üretken. Karısının ölmesiyle birlikte yalnız kalmakla yüzleşiyor ve var oluşunu sürdürmek için çeşitli aktiviteler yaparken en son stajyerlik işini buluyor. İş yerinde tanıştığı yaşıtı bir kadınla romantik birliktelik kuruyor.

Ben, Justin ile yakın ilişki kurmak için fırsatları değerlendirirken kendini ona tanıtma ve onu tanıma imkanı buluyor. Birbirlerini tanıdıkça aralarında bir bağ oluşuyor. Yaşlı stajyer Justin’in yanında olmayan ebeveyni, onunla hırsızlık maceralarına girecek arkadaşı, evlilik hakkında dertleşebileceği dostu, onun için çabalayan biri oluyor. Ben ise ışık gördüğü bu genç kadının hayatına yardımcı olmaktan, birinin hayatında var olmaktan mutlu oluyor. İş ve ilişkilerinin dengesini oturtmasında destek oluyor.

Nesillerin alışkanlıkları, teknoloji, toplumsal düzen ne kadar değişirse değişsin bazı temel yaşantılar sabit kalıyor. İşte tam da bu noktada hayatının sonlarına yaklaşmış yaşlı bireylerin tecrübelerinin eskimediği gerçeği duruyor. Filmde bilgiye erişim noktasında algılarımızın da değiştiği günümüz gençliğinin, yaşlıların deneyimle sahip olduğu bilgilerden faydalanabileceğini hatırlatıyor. Aynı zamanda yaşlıların da hala üretme potansiyelinde olduğunu ve işe yarar faaliyetlerde bulunmaya ihtiyaçlarının olduğunu gösteriyor. Yaşlı bireylerin sayısının arttığı gerçeğini de göz önüne alırsak, izleyiciye toplumsal fayda ve bireysel sağlık için çalışma hayatında, sosyal hayatta yapılması gereken düzenlemelerin olduğunu düşündürüyor.

Sehile KURT

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir