İNSAN KATLANMIŞ KAİNATTIR BİLENE…

Bir at şarkı söyleyemediği için talihsiz midir? Hayır, ama koşamazsa talihsiz olur. Köpek uçamadığı için talihsiz midir? Hayır, fakat koku alamazsa talihsiz olur.  İnsanlar aslanları boğamadığı ve olağanüstü işler yapamadığı için bedbaht mıdır? Hayır, o bunun için yaratılmış değildir. Ama temizliği, iyiliği, vefayı, adaleti kaybettiği vakit ruhuna ihanet eder ve tüm değerlerini kaybeder.

Epiktetos

Epiktetos’un yüzyıllar önce dile getirdiği cümlede büyük anlamlar gizli. En çarpıcı anlamlardan biri, her varlığı kendi yapabilecekleri doğrultusunda ele alıp ona göre değerlendirmenin doğru olduğu, farklı varlıkların özelliklerine göre değerlendirmemek gerektiğidir. Çünkü aynı gökyüzünde uçmalarına rağmen martının dünyası farklıdır, kartalın dünyası farklıdır. Peki ya düşünme yeteneği ile diğer varlıklardan ayrılan insan? Bu durumda insan insanla mı kıyaslanmalı? Diğer insanların özelliklerine, huylarına ve yapabildiklerine göre mi değerlendirilmeli? Bunun cevabı da hayır olmalı. İnsan insana göre değerlendirilseydi, “Beş parmağın beşi de bir mi” sözü birbirine benzemeyen kardeşlerin durumunu anlatmak için kullanılır mıydı?

Şimdi gelelim kendimize değerli okurlar, çocuklarınızı, öğrencilerinizi, eşinizi ve çevrenizdeki diğer insanları acımasızca eleştirdiğiniz, kıyasladığınız ya da azarladığınız oldu mu? Peki değerlendirme ölçütünüz neydi? Ayşe sınavdan yine yüksek almış sende anca topun peşinde koş. Ahmet Beyler evlerini iyice genişletiyorlarmış bir de bizim eve bak. 12B sınıfı şu halinize bakın bir 12A olamıyorsunuz. Dağlar taşlar matematiği anladı ama bir tek sen anlamadın kızım. Bak şu karşıdaki çocuk nasıl sessiz sakin oturuyor sen ipini koparmış gibi davranıyorsun. Cümleleri kimi zaman kullandığınız kimi zaman çevrenizden duyduğunuz cümleler değil mi?

Peki kıyaslama ve değerlendirme için kullanılan bu cümlelerin arka yüzünü ve cümleyi duyan kişinin nasıl etkilendiğini düşünüyor muyuz?, topun peşinde koşan oğlunuzun aldığı keyfi umursamadan sırf annesinin acımasız eleştirilerinden kurtulmak için çalışan Ayşe’yi kriter tutmanız, size iyi bir imkan sunmak için çalışan eşinizin emeklerini görmeden hakim olan Ahmet Bey ile yarıştırmanız, fen sınıfı olan ve tüm odağını ders çalışmaya çeviren 12A sınıfını, aile ve kişisel problemlerinden kurtulmaya çalışan 12B şubesine örnek göstermeniz, sözel zekası yüksek olan kızınızın zekasını, anlamak için çok uğraştığı ama başarılı olamadığı matematik zekası ile değerlendirmeniz, hiperaktif olan oğlunuzu iletişim sıkıntısı çeken biri ile eşleştirip kıyaslamanız ne derece doğru olur?

Aslında yetişkinler olarak çevremizdeki insanlara ve çocuklara zihnimizde belirli kalıplar çizip misyonlar yüklüyor ve kriterleri belirlerken de karşıdaki kişinin özelliklerini düşünmeden kendimize göre kriterler belirliyoruz. Peki, bunun sonucunda neler olabileceğini düşünüyor muyuz?

Öğrenilmiş çaresizlik, yapabileceklerini yapamayacağına inanıp denemekten bile uzak durmak anlamındadır. Yetersizlik duygusu, kendine ve yeteneklerine inanmamak kendini her zaman daha aşağıda değerlendirmektir. Mükemmeliyetçi tutum, ulaştığı hedeflerden ve başardıklarından doyum almak yerine her zaman daha yüksek bir amaç belirlemektir. Değersizlik duygusu, kendi değerini sadece yapabildiklerinden ibaret düşünüp kişilik olarak kendini sevilebilir bulmamadır. Mutsuzluk, olumsuz duygulara sahip olmaktır. Evet değerli okurlar bilerek ya da bilmeyerek ağzımızdan çıkan değerlendirme cümlelerinden muhatapları nasıl etkileniyor keşke farkında olarak tepki verebilsek..

Yersiz kıyas ve eleştirilerimiz sonrasında, değerli ve yeterli hissetmeyen, mükemmeliyetçiliğinden mutlu olmaya fırsat bulamayan, öğrenilmiş çaresizlikten kendi ayaklarına pranga vuran bireylerle karşılaşmamız an meselesi..

Peki, Epiktetos’un insanın yaradılışını anlamlandırdığını düşündüğü; temizlik, iyilik, vefa, adalet?  Kendimize, çevremizdeki insanlara ve yetişmesinden sorumlu olduğumuz çocuklara değerler konusunda ne kadar rehber oluyoruz, ruhlarına ihanet etmemeleri konusunda onları destekliyoruz? Ve bütün bunları yaparken biz kendimiz neyi ne kadar yapıyor ve nelere dikkat ediyoruz? Bu sorunun cevabı önemlidir çünkü William Shakespeare’ın dediği gibi Başkalarına değer biçmek, kendine değer biçmek demektir.

 

Asiye DURSUN

Uzman Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir