Yükleniyor..
HERKES İÇİN PSİKOLOJİ

ZEKAM KAÇ, ZEKİ MİYİM?

“Parlak zeka, insanı bütün nimetlere kavuşturmaz.”

Jean J. Rousseau

  Zeka kavramının son zamanlarda toplum içerisinde ölçülebilen bir skora sahip olduğunu düşünenler hızla artmakta. Sosyal medya içerisinde yer alan, geçerlik ve güvenirliği hiç olmayan testler görüldüğünde bile “benim zekam kaç acaba?” diye bir iç geçirip hızlıca o testleri çözmeler, sonuç hoşa giderse büyük bir gururla sosyal medya da paylaşmalar, sonuç istenmediği gibi çıkarsa istenen sonuca ulaşmak için testi tekrar çözmeler, istenen sonuca hiç ulaşılmazsa da sessiz bir şekilde sayfayı kapatıp, hiç çözmemiş gibi davranmalar belki de bir çoğumuzun yaptığı şeyler. Özellikle özel yeteneği olduğu düşünülen öğrencilerin ekstra eğitim aldıkları BİLSEM (bilim sanat merkezi)’lerin öğrenci alımları için değerlendirmelerin başladığı bugünlerde, ebeveynlerin çocuğunun zeki olduğunu ispatlama çabalarını da sıkça görmekteyiz. Bu durum öyle bir hal almış vaziyetteki, BİLSEM’i sınav olarak nitelendirenler, BİLSEM de uzmanlar tarafından kullanılan çalışmaların sanki bir sınav sorusu edasıymış gibi örneğini bulmaya çalışanlar, BİLSEM’ e hazırlık adı altında hazırlanan kitaplar ve açılan kurslar, çocukların değerlendirmeye giderken inanılmaz derecede sınav kaygısı yaşamaya başlaması, hatta sınıfında en çok BİLSEM öğrencisi bulunan öğretmene ödül verilmesi projeleri gibi yapılan çalışmalar da maalesef gün geçtikçe artmakta. Peki niçin zekayı bir şekilde ispatlama çabasına giriyoruz? Zekanın ölçülmesi diye bir durum var mıdır?

Zeka halk arasında çoğu zaman sadece IQ skoru ile eş anlamlı olarak biliniyor. IQ testlerinin bir kısmı belleğe bir kısmı da kuralların uygulanmasına odaklanır. Fakat IQ skoru zihinsel yetenekle ilgili önemli bir ipucu olsa da zekayı tamamen ifade etmez. Çünkü zeka sadece IQ skorundan oluşmaz ve bir test ile ölçülemeyecek kadar çok boyutlu ve karmaşık bir yapıdır. Bahsedilen gibi “zeki” olunsa bile uzun vadede başarılı olmak için bu durum zaten yeterli değildir. Empati kurabilme, yaratıcılık, takım çalışması, pratik düşünebilme, problem çözme, farklı fikirler arasında orijinal bağlantılar kurabilme gibi birçok durum bu sürece dahildir.  Görüldüğü gibi zeka ile ilgili net bir tanıma ulaşılmasa da, zekanın akıl yürütme, planlama, soyut düşüme, karmaşık fikirleri ve duyguları anlayabilme, hızlı öğrenme ve deneyimlerden öğrenmeyi de içeren kapsamlı bir yapı olduğu söylenebilir. Bunlardan yola çıkılarak, yapılan değerlendirmeleri başarı yada başarısızlık gibi algılayıp hem kendinize hem de çocuğunuza karşı zeki olup olmadığıyla ilgili hükümlerde bulunmak, keyif için merak edip IQ ölçtürmeye çalışmak ne kadar doğru?

  Profesyonel anlamda uzmanlar tarafından uygulanan IQ testlerinin doğru bir amaç için kullanılırsa fayda sağladığı görülürken, yanlış bir amaçla kullanılırsa da zarar getirdiği görülmektedir. Çocuğunuz okulda ve sınıfta gayet uyumlu, herhangi bir dikkat sıkıntısı yok, arkadaşlık ilişkileri güzel ve öğretmeni de herhangi bir alanda yönlendirmeye ihtiyaç duymuyorsa keyfi olarak bir değerlendirmeye ihtiyaç duymanız çok anlamlı değil. Fakat bazen okul ve ev ortamında çocuğunuz mutsuz ve uyumsuz, dikkati çok sık dağılıyor, yalnızlık hissediyorsa ya da bazı alanlara karşı müzik, resim, genel yetenek gibi farklı bir ilgisi ve yeteneği olduğunu gözlemliyorsanız, öğretmeni de sizinle benzer görüşler içerisinde ise bu tarz değerlendirmeler faydalı bir ipucu verebilir. Yapılan tüm değerlendirmelerdeki amaç, çocuğa üstün, zeki ya da vasat gibi etiket yapıştırmak yerine, çocuğun güçlü ve desteklenmesi uygun alanlarını keşfetmek ve buna uygun eğitimine destek vermek ve katkı sağlamaktır.

Gardner da “ne kadar zekisin?” yerine “hangi alanda zekisin?” sorusunu ele almaktadır. Yani herkeste farklı yetenek alanları ön planda olabilir. Örneğin, ünlü ressam Picasso’nun IQ skorunun düşük olduğu bilinse de Picasso resim alanında bir deha olarak ifade edilmektedir.

Hem kendinizi tanımak hem de çocuğunuzun ilgi ve yetenek alanlarını tanımasına ve gelişimine katkıda bulunmak istiyorsanız yapılacak en güzel etkinlikler neler olabilir?

Öncelikle çocuğunuzun onayladığınız ya da onaylamadığınız sizden farklı fikirleri ya da düşünceleri olabilir, çocuğunuz büyüyor, onun bir birey olduğunu unutmayın. Herhangi bir işle uğraşmadan ona ayırdığınız özel bir zamanda, göz teması da kurarak onu gerçekten dinleyin. Duygularını önemseyin, duygularını ifade etmesine olanak verin, zaman zaman siz de ona duygularınızı açın. Doğada vakit geçirin, birlikte hayaller kurun, oyunlar oynayın…. Yapılabilecek o kadar çok şey var ki, bunları ifade etmenin sonu gelmez. Ama ben sizinle en önemlisini paylaşmak istiyorum. Çok basit iki kelime sevginizi vermeyin“sevginizi gösterin”. Çünkü MichaeI MarshaII’ın da dediği gibi “ÇocukIarımızın karınIarını ve zihinIerini doyurduğumuz kadar, ruhIarını da besIemeIiyiz”

Kendi ruhunuzu ve çocuklarınızın ruhlarını da beslenmeniz umuduyla….

                                     Sevgiyle kalın,

 

                                                                              Psikolojik Danışman

Tuğçe ALTUNBAŞ

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir