Yükleniyor..
HERKES İÇİN PSİKOLOJİ

ÇALIŞMANIN KÖLESİ OLURKEN SEVGİYİ ESİR ETMEYİN…

Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerekir.

BALZAC

Bilgi çağını yaşadığımız bu günlerde bilgi ne kadar değerli.. Dünyaya geldiğimiz ilk günden itibaren öğrenme başlıyor aslında. Yürümeyi, konuşmayı, kaşık tutmayı, kızdığımızda vurmayı.. Yaşamak ve hayatta kalmak için öğrendiklerimizin yanı sıra daha iyi bir hayat yaşamak yaşadıklarımızı anlamlandırmak için de sürekli öğrenmeye ihtiyaç duyar hale geliyoruz. Ama bir zaman sonra bilgi öğrenmeye yüklenen anlam faydacılığına dönüşmeye başlıyor ve işte o anda tehlike de başlıyor.

Çocuklarımızı nitelikli yetişsinler diye çok küçük yaşlardan itibaren çeşitli kurslara, hobi merkezlerine, eğitim ve kamp alanlarına gönderiyoruz. Tabi ki kendilerini tanımaları yetenek ve ilgilerini keşfetmeleri için yapıyoruz hepsini. Ama bir zaman sonra sanki robotlarmış gibi o kurstan bu özel derse koşan hale geliveriyorlar.

Bu sırada çocuklarımızla birlikte geçireceğimiz zaman azalıyor. Sevgiyi gösterme şeklimiz maddi boyutta sınırlı kalabiliyor. Başarıları oranında pekiştiriyoruz. Sevgimizi ve saygımızı göstermemiz başarı ile paralel olmaya başlayabiliyor. Lise, üniversite sınavı için çok önemli oluyor. Üniversite meslek seçimi için çok önemli oluyor. Sonra master geliyor, dil eğitimi, yurt dışı.. derken ömür geliyor ve geçiyor.

Hani bir hikaye vardır ya. Çocuk babası ile vakit geçirmeyi çok ister. Ve her seferinde babasının yoğun işleri gerekçesi ile babası tarafından reddedilir. Her istediğinizi yerine getirilmesine rağmen babasının yanında olamamasına çok üzülür. Günler gelir geçer artık o da başarılı ve çok çalışan bir iş adamıdır. Sürekli iş seyahatlerine çıkar. Babası her görüşmek istediğinde yoğun işleri nedeniyle babasını reddeder. Babası duruma çok üzülür. Bir gün oğluna sitem ederken, oğlu; “Baba bana iş yoğunluğunda sevdiklerine zaman ayırmamayı sen öğrettin.” der. Babası o zaman geçmiş zamanlarda yaptıklarının ya da yapmadıklarının farkına varır.

Biz de hem kendi öğrenme sürecimizi hem de çocuklarımızın öğrenme sürecini önemsemeliyiz elbette. Fakat bunu yaparken akıp geçen zamanı da unutmamalıyız. Çok çalışıp iyi fırsatlar yakalamak ve sunmak yanında sevdiklerimizle birlikte olmayı, onları koşulsuz sevmeyi ve değer vermeyi bazen her şeyi unutup çılgınca vakit geçirmeyi de bir ilke haline getirmeliyiz. Zaten mevcut eğitim ve sınav süreci çocukları yeterince zorlarken bir de bizim seyis misali çocukları kamçılamamıza gerek var mı diye düşünmeliyiz. Aynı şekilde çalışırken iş hayatında yeterince bunalırken aynı stresli süreci çocuklarımızla yaşamak yerine birlikte dinginliği, huzuru ve eğlenceyi yaşamayı tercih etmeliyiz.

 

Sevgili Glasser’in de dediği gibi öğrenme ve eğlenme bir arada olduğunda bir şeye benzer. Yine ünlü bir şarkıcının dediği gibi sevgi büyük ihtiyaç herkes sevmeye sevilmeye muhtaç, ömrümüz geçiyor bak yavaş yavaş. Bir şeyleri kazanacağız diye kaybettiklerimizi fark etmek umuduyla… 

 

Asiye DURSUN

Uzm. Psikolojik Danışman

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir