Yükleniyor..
HERKES İÇİN PSİKOLOJİ

Bir Birey Neden Problem Yaşar ve Yaşatır?

Bu durumun en önemli sebebi kuşkusuz ki 0-2 yaş arasında bebeğin anne ile kurmuş olduğu güvensiz bağlanma stilidir. Bir bebeğin en temel ihtiyacının gıdadan bile önemli ihtiyacının bağlanma ihtiyacı olduğunu bilimsel olarak Bowlby kanıtlamıştır. Bu konu o kadar önemlidir ki günümüzdeki birçok psikoterapi kuramının temel hedefi, güvensiz bağlanmayı güvenli bağlanma stiline çevirmektir.

            Bowlby bağlanmayı “iki insan arasında süreklilik gösteren psikolojik bağlantı” olarak tanımlamaktadır. Erken yaşlarda bebeğin hayatta kalabilmesi (sadece fiziksel olarak değil, ruhen) için bakım veren kişiye yakın olması gerekir ve bu bağlanma ile gerçekleşir. Erken dönemdeki bağlanma türü çocuğun ileri yaşlarını hatta yetişkinlik hayatındaki romantik ilişkilerini de etkilemektedir.

Nasıl ki ağacın köklerini anlamadan ağacın dallarını, yapraklarını ve meyvelerini anlamamız mümkün değilse bireyin bugünkü verdiği tepkileri bugünkü mantıkla açıklamak da aynı şekilde zor olacaktır.

Güvenli bağlanma, anne ve bebek arasındaki sıcak, samimi ve güven verici bir ilişki sayesinde gerçekleşir. Bağlanma stillerindeki en önemli nokta gözlerdir. Göz göze kurulan kontak sayesinde bebeğin ihtiyacı olan ruhsal gıda, annenin gözlerindeki pırıltı ile çocuğa aktarılır. Güvenli bağlanma içerisinde olan bir çocuğun yapması gereken davranış; sevdiği nesneyi kaybettiğinde üzülmesi, sıkıntıya girmesi, huzursuz olması, nesne geri döndüğünde, onu bulduğunda; sakinleşmesi ve hayatın keşif yolculuğuna devam etmesidir.

Güvenli bağlanmış çocuk, ona bakım veren kişi ile olumlu olarak özdeşim yaşar ve güven duygusu geliştirir. Böylece hareket kabiliyeti arttığında etrafı keşfederken bağlandığı kişiyi güven üssü olarak kullanır. Dış dünyayı, bağlandığı kişiyi referans alarak algılamaya, yorumlamaya başlar.

Güvensiz bağlanma stiline sahip olan bir annenin güvensiz bağlanma stili netleştikten sonra, eğer bir terapi görmemişse 18-20 yıl sonra onun çocuğunun güvensiz bağlanma stili ile ilişkiler kuracaktır. Eğer annede güvensiz bağlanma stili varsa, onun yetiştirdiği çocuk 2- 2.5 yaşından itibaren güvensiz bağlanma stiline, borderline 1 özellikli bir kimliğe sahip olacaktır.

Çocuk ergenlik dönemine geldiğinde ise bu patolojik durum bir takım sorunlar olarak patlak verecektir. Bu yüzden anne-baba olarak çocuk üzerinde etkisi olan kişiler kendi patolojilerini çözüme kavuşturamazlarsa, benzer patolojilere sahip bireyler yetiştirmiş olacaklardır.

            Eğer anne çocuğuna gereken ilgiyi göstermez ve onunla bağlantı kuramazsa ileride antisosyal kişilikte, çevresine karşı isyankar, kural karşıtı, suça eğilimli, vicdan duygusu olmayan bir çocuk yetiştirmiş olacaktır.

Eğer anne mekanik bir şekilde çocuğunun ihtiyaçlarını karşılar fakat duygusal bir bağ kuramazsa, yani çocuğunu duygusal olarak anne şefkatiyle görmemişse muhtemelen şizoid 2 bir çocuk ortaya çıkacaktır. Çocuğun yemesi, içmesi, giyimi, temizliği, yatırılması, uyuması tamdır fakat duyguları yok sayılmıştır. Hissedemeyen anne, kendisi gibi hissedemeyen bir çocuk yetiştirmiş olacaktır.

Eğer anne coşkulu duygular içerisinde, çocuğa karşı ilgili olup aynı zamanda kendini kötü hissettiğinde çocuğa karşı olumsuz tepkiler vermekteyse çocuk annenin bu tutarsızlığı karşısında nasıl davranacağını bilemez ve karmaşa içinde kalır. Çocuk anneden ayrılıp da kendi başına halaya, teyzeye, amcaya gitmeye kalkarsa, kendi başına ben yiyeceğim, ben konuşacağım gibi anneye ihtiyaç duyamayacak pozisyonda ayrılmaya giderse anne burada içsel bir huzursuzluk, terk edilme korkusu yaşar. Anne o anda çocuktan sevgisini çeker, çocuk da bu sevgiyi kaybetmemek için kendi isteklerinden vazgeçerek, anne ile bağlantıya devam eder. Böylelikle çocukta borderline kişiliğin temelleri atılmış olur.

Eğer anne mükemmeliyetçi tarzda çocuğunun her istediğini zamanında karşılar, hiçbir eksiklik bırakmadan tüm dünyayı karartarak yalnızca bebekle ilgilenirse narsist bir bireyin altyapısını oluşturmuş olur. Bu çocuklar aslında annenin proje çocuklarıdır. Yoğun ilgi görmelerinin sebebi annelerinin projelerini gerçekleştirecek olmalarıdır.

Bebek için oksijen, su, mama kadar önemli olan bağlanma ihtiyacı hiçbir şekilde göz ardı edilemez bir konu başlığıdır.

“Ömrünün başlangıcıyla sonu arasında anlaşma olan kişi mutludur” demiş Goethe. “Başlangıç” anne ile mutlu ilişkidir.

Melanie Klein

   Fatih Pulat         

Psikolojik Danışman


1 Borderline kişilik bozukluğu (BKB) erken erişkinlik döneminde başlayan, kişilerarası ilişkilerde bozulmayla belirginlik gösteren, duygulanımda dengesizlik, belirgin dürtüselliğin eşlik ettiği ve kendilik imajının bütünselleştirilemediği bir tabloyla karşımıza çıkar.

2 Şizoid kişilik bozukluğu veya şizoid kişilik, sosyal ilişkilere ilgi azlığı, duygusal soğukluk, içe dönüklük ile karakterize bir kişilik bozukluğu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir