Gelecek Yeni Fikirlerle Gelecek

11-12 Kasım’da MEF Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen ve Boğaziçi, ODTÜ işbirliği ile düzenlenen Eğitimde Gelecek Konferansı’na (EGK) katılma fırsatım oldu. Meslekte ikinci yılına başlayan bir okul psikolojik danışmanı olarak ilk yılımda kendimi tamamen okul çalışmalarına verdiğimden dolayı bu etkinlik benim mezun olduktan sonra ilk kapsamlı etkinliğimdi. Şimdi sizlerle birlikte organizasyondan mekâna, çalıştaylardan panellere uzanan bu iki günü ele almak istiyorum.

Çalışan biri olarak bir hafta sonu İstanbul’a gitmek ne de zormuş! Cumartesi sabah İstanbul’a iniş yaptım. Ulaşım konusunda ekip her türlü desteği sağladı. Birkaç gün öncesinden gelen mailde tüm iletişim bilgilerini, ulaşım bilgilerini paylaşmışlardı. Belli bir noktaya metro ile gittikten sonra okulun servisi ile Uniq Hall’e götürdüler. Yönlendirme tabelaları, yeterli sayıda olduğunu düşündüğüm görevli ekibi ve tüm enerjileri ile bizi karşıladılar. Kayıt masalarının özenli dizilimi ve girişteki karşılamadan insanın içine heyecan dolmaması mümkün değildi. Daha önce birçok PDR organizasyona katılmış olmama rağmen bu benim bir meslek elemanı olarak farklı branşlardan insanlarla bir arada olduğum ilk etkinlikti. PDR’den çok yakın tanıdığım insanlar da bana o gün Bursa ve Sivas’tan eşlik ettiler. Karşılama ekibinin verdiği konferans torbasının içinde program dâhil olmak üzere iki gün boyunca ihtiyacımız olacak haritalar, her şey vardı. Daha önce karşılaşmadığım bir şeyi de kayıt esnasında elime verdiler: “Ticket!”. İki gün boyunca Uniq Hall içinde belli yerler hariç yemek ihtiyacımızı karşılamak için uyguladıkları bir sistem. Tek kelime ile hayran kaldım çünkü seçeneğimiz hiç bu kadar fazla olmamıştı. Yemek konusunda sıkıntı çekmediğim tek etkinlikti diyebilirim. İki gün boyunca toplam 70 TL ticket ile kendi işlerini de kolaylaştırmışlardı.

Açılış konuşmalarının hemen ardından “Gelecek Özel” programı ile CNN Türk’ten tanıdığımız Deniz Bayramoğlu moderatörlüğünde Ziya Selçuk, Ufuk Tarhan, Ongun Tan ve Bager Akbay eğitim sistemi, gelecekte eğitim, eğitim ve teknoloji konuları başta olmak üzere birçok konuya değinerek yaklaşık 1500 kişinin ufkunun genişlemesine katkı sağladı. Hepsi ayrı ayrı değerli olan bu insanların yaptığı çalışmaları takip etmeniz tavsiyemdir. Ziya Selçuk’un beni çok düşündüren bir sorusunu buradan sizlerle paylaşmak istiyorum: “Bilinç Nedir?” Hiç düşündünüz mü? Ben hiç detaylı düşünmemiştim günlük hayatta bu kadar çok sık kullandığım kelimenin anlamını. Bilinçli farkında olmalı ve yeni fikirlerle dolmalıyız. Zaten sloganımızda bu değil mi? “Gelecek Yeni Fikirlerle Gelecek!”

İkinci panelimiz ise Nuran Çakmakçı moderatörlüğünde konuşulan “Yeni Sınav Sistemi” idi. Gündemin bu sıcak konusu alanında uzman kişiler tarafından ele alındı. Farklı düşüncelerin olduğu bu konu ile ilgili ortadaki tablo açıkken çok da bir şey demeye gerek yok sanırım. J

Panellerinden sonra başlatılan çalıştay ve oturumlar içinden seçim yapmak o kadar zordu ki! Aynı saatte yaklaşık 25 farklı oturumun olduğu bir programa dâhil olmak benim için ne büyük şanstı! Gelecekte Mutlu ve Başarılı Olmanın Sırlarını Özgür Bolat ile karşılıklı sohbet havasında konuşma fırsatımın olmasına ne demeli? Facebook’ta herkesin karşısına mutlaka çıkmış o başarı hikâyesinden ötesi olduğunu tanıyınca anlıyorsunuz. Başarı ve başarısızlık korkusu üzerinden giriş yaparak birey olmak için gereken asıl noktalar üzerine bir konuşma yaptı. Değersizlik duygumuzu bastırmak için kullandığımız mekanizmalar hakkında konuşurken “Boşluğu doldurabilirsiniz ama sürdüremezsiniz” dedi. Ardından da “Başarı ile mutlu olursunuz ama sürekli başarmak zorundasınız!” deyince aslında taşlar yerine oturdu. Hayatımızda o kadar çok insan yok mu bu boşluğu doldurmak adına sürekli kaynak arayan? Bilinçli farkındalık üzerine çok etkili bir oturumdu. Farkındalık olmadan gelişimin olmayacağı düşüncesi ile yola çıkıp o sabah MEF’te değil miydim zaten?

İstanbul’a gitmek benim için çoğu zaman konaklama sorununu da yanında getiriyor. Fakat bu defa öyle olmadı. Sarıyer Belediyesi desteğini bu etkinlik üzerinde çok net hissettirdi ve Kilyos’taki dinlenme tesisini bizim gibi şehir dışından gelmiş katılımcılarına ücretsiz olarak açtı. Servis ile bizi tesise kadar bıraktılar. Sahil kenarında eşsiz sohbetimize eşlik eden çay ile birlikte bir günü sonlandırmıştık. Herkes çok mutlu ve umutlu olduğunda dünya değişebilir düşüncesi ile dolmamak mümkün mü?

MEF’e ulaşımımız yine belediyenin servisleri ile sağlandı. Ulaşım ve konaklama anlamında hiçbir sıkıntı yaşamadık. Valizlerimiz için özel bir sınıf ayrılması da gün içinde işimizi çok kolaylaştırdı. “Yaratıcıyım Öyleyse Varım! Hem de Dijital Dünyada!” demekle kalmayıp birebir uygulama alanlarını anlatıp bize de deneyimleme fırsatı veren Berna Aslan ile güne başladık. Ders içi uygulamalarından, oyunlarından bahsetti ve bizi de oyunlarla aktif sürece dâhil etti. Oturum sonunda bizi bir sürpriz bekliyordu. İlkokulda çalışmanın hakkını verdiğine bir kez daha inandım ve gün sonunda bize bıraktığı hatıraları herkes ile paylaşma ihtiyacı ile doldum. Ders sonlarında kullandığı çıkış kartı uygulaması aslında öğrenmeyi kalıcı kılmak adına yaptığı bir uygulama fakat okullarda bizim de uyarlama yaparak kullanabileceğimiz bir sistem olabilir. Ders, konferans ya da bir görüşme sonunda özetlemesini ve kalıcı hale getirmesini sağlayıcı çıkışlarla bitirmenin etkisi tartışılmaz değil mi? J Bir oyun hamuru, bir çift göz ve bir puzzle parçası ile de bizim için çıkış hatırası hazırlamıştı. Her bir katılımcı için bir poşete koyarak hediye etti. Her çocuk bir hamurdur, iyi gözlemlemeli ve onun hayatında parçalarını birleştirmesine rehber olmalı!  

Her psikolojik danışmanın ve adayının yakından tanıdığı bir ismi ikinci kez dinleme fırsatım oldu: Zümra Atalay. Bilinçli Farkındalık ve Şefkatin İyileştirici Gücü üzerine onu defalarca daha dinleyebilirim. Bir gün öncesinden “Bilinç Nedir?” sorusu ile başlayan sorgulama sürecim “Bilinçli Farkındalık” ile devam etti. Anda olmak üzerine yaptığımız çalışmalardan sonra sizin de eğer takip etmiyorsanız kendisini takip etmeniz önerimdir.

EGK programı açıklandığından beri sabırsızca beklediğim saate gelmişti sonunda. Üniversite hayatımızda hepimize yol gösteren, ufkumuzu genişleten ve farklı bakış açıları kazanmamızı sağlayan hocalarımız olmuştur. Benim de oldu. Fakat üniversite okurken ben bu işi severek yaparım kararımı onun sayesinde aldım diyebilirim. Hayatıma dokunması için tanışmamız gerekmiyordu, uzaktan da benim bakış açıma katkı sağlayabiliyordu.

Kimden mi bahsediyorum? Tabi ki Eğitimpedia kurucusu Ali Koç’tan. “Dünyayı Değiştirecek Çocuk Sınıfınızda Oturuyor Olabilir” başlıklı konuşmasında duygulardan, enerjiden, eğitimden, eğitim yatırımlarından bahsetti. Eğitimpedia üzerinden takip edebilir, sizin de eğitime bakışınıza destek olabilecek videolarına ulaşabilirsiniz.

Hemen ardından Yenilikçi Öğrenme Merkezi kurucusu Kayhan Karlı’dan “Gereksiz Bir İş: Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi!” oturumuna katıldım. Nasıl yani mesleki gelişim gereksiz mi sorusunu sorduğunuzu duyar gibiyim. İlgimi çekmişti, kendisini de önceden takip ettiğim için ilginç bir başlık olduğunun farkındaydım. Okul ekosistemleri üzerinde durarak içsel motivasyonlarımız üzerine konuştu. Mesleki gelişim olmalı ama uygulamaya yansımalı teması üzerinden bahsettiği içsel motivasyon ve okul ekosistemi bunu desteklemedikçe ne kadar zor olduğunu örneklerle ortaya koydu. Bireyin çalıştığı kurumun ve yöneticilerinin önemini bir kez daha anladım. Bu açıdan şanslı olduğumun farkındayım ama meslek elemanları olarak bizlerin değerinin ve meslek tanımının, görev tanımının ne düzeyde olduğunu da hepimiz görmekteyiz. Birlikte olmak, bir olmak, yapıcı olmak ve var olmak ve kadar değerli bir kez daha fark ettim.İran, Küba ve Hindistan gibi birçok ülkeye giderek iki tutkusunu(eğitim ve seyahat) birleştiren Seyyah Öğretmen Şahin Çevik’in deneyimlerini bize aktardığı son oturumdan sonra birçok insanla tanıştığım, bir daha mutlaka görüşmeliyiz dediğim, misafirperverliğine hayran olduğum ekibe teşekkür ederek oradan ayrıldım. Seyyah Öğretmeni mutlaka takip etmelisiniz.

Hem akademik, hem sosyal, hem de organizasyon anlamında dolu dolu geçen iki günün sonunda Denizli’ye dönerken “Seneye ben de bir şeyler yapmalıyım!” düşüncesi sürekli zihnimde döndü. O zaman bir sonraki EGK’da görüşürüz belki. Neden olmasın?


 

Emel Şerife ÇOMAK

Okul Psikolojik Danışmanı

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir