Geçmişin Esiri Geleceğin Kölesi

 

“Şayet çiçek güzel kokuları kendine saklarsa, çiçek çok gergin olacak ve derin bir acı duyacaktır. Yaşamdaki en büyük ıstırap, ifade edemediğin zaman, iletişim kuramadığın zaman ve paylaşamadığın zamankidir.”

Osho

 

Hızını yakalayamadığımız zaman mevhumu geleceği şimdiki zaman, şimdiki zamanı ise geçmiş yapıveriyor. MoMo’daki duman adamlar gerçek mi acaba zamanı bizden çalıyorlar mı diye düşünmeden edemiyor insan. Peki gerçekten içinde bulunduğumuz zamanın farkında olarak yaşayabiliyor muyuz?  Mesela bu yazıyı okurken ya da en son akşam yemeğini yerken sadece ana odaklanmayı başarabildik mi? Yemeği çiğnerken akılımızdan geçen bir dolu yapmamız gereken iş yığını mı vardı aklımızda, yoksa arkadaşımıza, sevgilimize, partnerimize, çocuğumuza ifade edemediğimiz, keşke dediğimiz beynimizde durmadan geviş getiren düşünceler, kızgınlıklar mı?

 

Bir arkadaşınızla kahve içerken ya da eşinizle çocuklarınızla muhabbet ederken ertesi gün yapacağınız işten dolayı odaklanamadığınız ve ”Beni dinlemiyor musun sen?” diye ikaz edildiğiniz oldu mu? Ya da ‘’Hiçbir şey düşünmeden yemek yiyip yediğimden de bir şey anlamadım. ‘’ cümlesini kullandığınız? Çok güzel bir gezide kelebekler vadisini gezerken fotoğraf çekip paylaşacağınızı ve kaç beğeni alacağınızı düşünmekten doğanın güzelliğini ıskaladığınız oldu mu? Ya da kim olduğunuzu, nasıl mutlu olacağınızı düşünmeden rutine bağlayıp şimdiyi umursamadan durmadan çalışmak…

 

Peki sevgili düşünme gücüne sahip olan insanoğlu..Geçmişi geleceğe bağlayan bir köprü olan şimdi hayatınızın neresinde? O durmadan aklınıza gelen pişmanlıklar, keşkeler bir zamanın şimdisi değil miydi? O zaman şimdinin farkına varıp şekillendirilmiş olsaydı belki şimdi zihninizi meşgul eden bir çok düşünce olmazdı kim bilir… aynı şekilde belirsiz olan ve bizi kendine şimdiden prangalayan gelecek zaman bir gün şimdiki zaman olmayacak mı? Biz geleceğin bir gün geleceğinin farkında olup onun için sürekli kaygılanmak ve geleceği planlamak yerine şimdi de bir şeyler yapsak zaten gelecek kendiliğinden şekillenmez mi?

An’a odaklanmak ne kadar zor başarabildikten sonra da bir o kadar keyifli. Hani baharın geldiği şu günlerde açık havaya çıkıp gözlerinizi kapatıp sadece o ana odaklandığımızı düşünelim. Öten kuşların, cırlayan böceklerin sesi, tomurcuklanmış ağaçların taze bahar kokusu, tenimizi nazikçe okşayan ılık rüzgar. Aslında ne çok güzelliği ıskalıyoruz hayatta. Yolda yürürken, çocuğunuzla oynarken, alışveriş yaparken, ders anlatırken sadece fiziksel olarak değil bilinç olarak da orada bulunsak işte o zaman akış süreçten tam manasıyla keyif alabilir bu zaman nasıl bu kadar hızlı geçiyor diyebiliriz. Bir şeyleri görev olduğu için değil yeni deneyimler kazanmak ve süreci fırsata çevirmek için harekete geçebilsek neler farklı olurdu hayatımızda? Belki o zaman Osho’nun dediği gibi yaşamdaki en büyük ıstırap olan, kendimizi ifade edemediğimiz, iletişim kuramadığımız ve paylaşamadığımız zamanlar yerini anlam dolu deneyimlere bırakır.

“İnsanın aldatabildiği en iyi budala kendisidir.” der ya Peyami Safa. Budala olmayı seçmek yerine kendimizin ve çevremizin farkında olup bu farkındalığa göre yaşamak umuduyla…

Asiye Dursun

Uzman Psikolojik Danışman  

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir