Yükleniyor..
Kitap İncelemeleri

Kitaplarla Ve Filmlerle Aile Eğitimi

Kitabın Yazarı: Fatih PULAT
Sayfa Sayısı: 131
Yayınevi: Efil Yayınevi

“ Artı.Eksi=Eksi. Artının ya da eskinin ne kadar büyük olduğu farketmez. Sonuç hep eksidir; anne ya da babadan biri eksi olursa diğeri ne kadar onun açığını kapatmak isterse istesin hep bir şeyler eksik olacaktır.”
Fatih PULAT

Kitaplarla ve Filmlerle Aile Eğitimi’ nin yazarı Fatih Pulat, Uludağ Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden 2011’ de mezun olmuştur. İstanbul Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisansına hala devam etmektedir.
Psikolojik danışman olan yazar “Aile Rehberliği Uygulayıcı Eğitimi, Terapötik Becerileri Geliştirme Eğitimi, Cattel Zeka Testi, WISC-R Zekâ Testi gibi birçok eğitim almıştır.
Yazarın ilk kitabı olan Kitaplarla ve Filmlerle Aile Eğitimi’ nden başka Buraya İlk Kişisel Gelişim adlı ikinci bir kitabı da bulunmaktadır.
Fatih Pulat, 2011 Eylül ayından bu yana Balıkesir’de psikolojik danışman olarak çalışmaktadır.

Kitap, çocuk yetiştiren ebeveynlerin ve tüm iyi anne baba olmak isteyen adayların birçok filmden ve kitaptan kesitle yoluna ışık tutuyor. Psikolojik danışman Fatih Pulat tarafından oluşturulan kitap, içerisinde çocuk eğitimi, insan psikolojisi gibi birçok alana dair yol gösterici bilgileri bulunduruyor. Bu bilgiler anlaşılır ve günlük yaşama uygulanabilir bir şekilde aktarılıyor. Bu anlamda kitap salt teorik bilgilerden oluşmuyor ve anlaşılması için üst düzey bir eğitim gerektirmiyor.
Kitap, çocuk yetiştirmede önemli olan, dikkat edilmesi gereken konu başlıklarını bulunduruyor ve toplam 14 bölümden oluşuyor: Aile İçi İlişkiler, Sevgi, Sorumluluk, Saygı, Motivasyon, Arkadaşlık İlişkileri, Şiddet, Empati, Teknoloji ve Madde Bağımlılığı, Özgüven, Öfke Kontrolü, Duygular, Mutluluk, Başarı. Kitap bu bölümlere ek olarak bir de sonsözden oluşuyor.

 

Kitapta ilgimi çeken birkaç noktasından bahsedecek olursam şunları söyleyebilirim:
*Yazar, öğrenci görüşmelerinde metaforlara yer veriyor. Bu sayede danışanlarının sorunlarını kolaylıkla anlatmasını sağlıyor.
*Yazar, aile ilişkilerini anlattığı 1. Bölümde çalıştığı yöreye özgü çocuklarla etkin ilgilenememek anlamındaki sorunları dile getiriyor. Yaptığı toplantıda bu konuyu mükemmel bir sloganla sonuca bağlıyor: “Tarla işlerine, hayvanlarınıza verdiğiniz değeri, önemi ve emeği çocuklarınıza da verirseniz; tarlaya ektiğiniz tohumdan daha çok yarar getirecek bir tohumu çocuklarınızın kalbine serpmiş olursunuz!”
* 2. Bölümde, Güneşi Uyandıralım adlı kitaptaki Zeze’nin bir ifadesine yer veriliyor: “…Bir tek matematikten zayıfım. Ama çalışmadığımdan değil bu, çünkü matematiği sevmiyorum.” Yazar bu ifadeyi “ çocuğunuzun derslerinde ve hayatında başarılı olmasını istiyorsak ona sevmeyi öğretmeliyiz.” Sözüyle bağlıyor.
*5. Bölüm olan Motivasyon’ da ise ailelerin çocuklarından asla vazgeçmemeleri ve belli dönemlerdeki başarısızlığı tek ölçüt olarak almamaları gerektiği üzerinde durulmaktadır.
*7. Bölüm olan Şiddet’ te ise yazar çizgi filmlerin sevimli ve masum görünüşleri altında, fark ettirilmeden şiddetle ve kötü davranışlara yönlendirebildiğinden bahsetmektedir. Bu nedenle doğruyu yanlışı henüz birbirinden ayıramayan çocukların izlediği çizgi filmlere dikkat edilmesi gerekmektedir.
*8. Bölüm Empati’ de ise özellikle çocukların davranışlarını, hislerini anlamakta çektiğimiz güçlükten bahsedilmektedir. Bu konuyu daha iyi anlamamız için Şeker Portakalı adlı kitaptan şu diyalog aktarılmaktadır:
-Nen var Zeze?
-Hiç şarkı söylüyordum.
-Şarkı mı söylüyordun?
-Evet
-Öyleyse ben sağır olmalıyım.
– İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona ben öğretmeyecektim.
*10. Bölüm olan Özgüven’ de Emrah Serbes’ un “Deliduman” adlı romanından aktarılan bir diyalog dikkatimi çekti. Özgüveni düşük şişman bir küçük kız abisine şöyle ifade esiyordu duygularını: “ Galiba senden başka kimse beni sevmiyor, dedi. Dişleri telli diye Efekan’ı sevdim. O bile beni sevmedi.” Bu diyalogdan çıkaracağımız iki önemli nokta olduğunu düşünüyorum: Kendine güvenen çocuklar yetiştirmek kadar merhametli, farklı özellikleri olan bireylerle alay etmeyen çocuklar yetiştirmeyebde özen göstermeliyiz.
*11. Bölüm olan Öfke Kontrolü’ nde Tarık Tufan’ın “ Ve Sen Kuş Olur Gidersin” adlı kitabından bir ifade yer alıyor:
“Aşkı ve öfkeyi söylemediğinde insanın konuşmaya dair hevesleri de bir bir yok oluyor. Susuyorsun.”
Bu bölümde öfkenin aslında yaşanması kötü bir duygu olmadığı ve doğru ifade edildiğinde bu duyguyu yönetebileceğimiz gösteriliyor. Bunun için kitapta bazı tekniklerden de bahsediliyor.

Yine bu bölümde Kemal Sayar’ ın “ Beni Sessiz de Seçebilir Misin?” kitabından çok güzel bir paragraf aktarılıyor: “Yararlanmayı kabulleniyorum ama bu yaradan doğabilecek öfkenin ruhumu bütünüyle ele geçirmesine, beni ve sevdiğim her şeyi yok etmesine izin vermiyorum…” Bu kesitin aslında öfkenin yerinde ve doğru şekilde yaşanması ve aktarılması gerektiğini anlatan çok yerinde ve ikna edici bir paragraf olduğunu düşünüyorum.
Kitapta verilen birçok örnek olayda kendi hayatımdan kesitler buldum, samimiyeti hissederek okudum. Bu anlamda ebeveynlerin de, tüm aday anne babaların da ilgisini çekecek, meraklarını ve bilgi eksiklerini giderecek bor kitap olduğunu düşünüyorum. Yazar, fi ve kitaplardan çıkarımlarını samimi ve merak uyandıracak nitelikte aktarıyor. Böylelikle siz bu kitabı bitirdiğinizde aslında birçok kitabı okumuş, birçok filmi izlemiş gibi hissediyorsunuz. Bu sebeple yazarın hem ebeveynlere hem de yeni psikolojik danışman olacak birçok kişiye deneyimleriyle yol gösterdiğini düşünüyorum.
Tüm anne babalara ve anne baba adaylarına, psikolojik danışmanlık alanında okuyan ya da bu alana ilgisi olan herkese yollarını aydınlatacak okumalar diliyorum.

Kübranur ÜÇÜNCÜ

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir