Yükleniyor..
Film İncelemeleri

The Last King of Scotland/İskoçya’nın Son Kralı

Bir sadizm örneği…

2006 | ABD, İngiltere | 123’ | Biyografi, Dram, Tarih | IMDB: 8,1

Yönetmen: Kevin McDonald

Oyuncular: James McAvoy, Forest Whitaker, Kerry Washington, Gillian Anderson, Simon McBurney

 

      2006 yapımı “The Last King Of Scotland” yakın tarihin dikkat çekici diktatörü, Uganda başkanı İdi Amin’in hayatını anlatan bir film. Filmde, 1970’lerde macera yaşamak ve gönül eğlendirmek için rastgele seçtiği Uganda’ya gönüllü olarak giden genç bir İskoç doktorun, o dönemde Batı destekli bir askeri darbe ile ülkenin yönetimini ele geçiren İdi Amin ile tesadüfen başlayan dostluğu anlatılıyor. Dr. Nicholas Garrigan (James McAvoy) idealist bir doktor olarak Afrika yollarına düştüğünde kendisini İdi Amin’ in (Forest Whitaker) kişisel doktoru olarak buluyor. Çok geçmeden, Doktor Nicholas verdiği hatalı kararın farkına varacak ve hayatta kalabilmek için gerilim dolu bir mücadele başlayacaktır.

 

Filmin Psikolojik Açıdan İncelemesi:

“Uganda beni seviyor, çünkü ben sadığım ve ben adilim. Ben sizin başkanınızım.”

Başlangıçta da belirttiğimiz gibi “The Last King Of Scotland” yakın tarihin dikkat çekici diktatörü, Uganda başkanı İdi Amin’in hayatını anlatan bir film. Film Uganda’ da geçmesine rağmen neden bu ismi aldığını merak edebilirsiniz. Yaptığım araştırmalarda,  filmin adının “The Last King of Scotland” olmasının sebebi, İdi Amin’in Afrika’da İngiliz ordusunda savaşırken bir İskoç birliğinde yer almasından dolayı İskoçlara sempati duymasından dolayıymış. Daha sonradan da İngilizlerle arası açılan İdi Amin, sırf İngiliz Hükümetini kızdırmak için kendini son İskoç kralı ilan etmiş. Biyografik özellikler taşıyan filmde, dönemin sosyal, kültürel ve siyasal yönden özelliklerini görebiliyoruz. Bu açıdan filmin önemli olduğu söylenebilir ancak daha önemli olan bir diktatörün psikolojisini görüyor olmamızdır. İdi Amin karakterine hayat veren Forest Whitaker’ın bu durumu beyazperdeye çok iyi yansıttığını söyleyebiliriz. Zaten bu performansıyla o dönem En İyi Erkek Oyuncu Oscar ödülüne layık görülmüştü.

      Filmin ilk yarısında sevilen bir lideri izliyoruz. Hatta film bu dakikalarda eğlence ve komedi filmi havasında diyebiliriz. Ancak daha sonra, sempatik görünen bir devlet başkanının aslında ne kadar sadist olduğunu görüyoruz. İdi Amin karakterinde, başkasına egemen olmaya ya da acı çektirmeye yönelik tutum ve davranış örüntüleri görebiliyoruz. (Örn. eşini cezalandırma şekli). Bu açıdan sadik bir kişilik yapısına sahip olduğu söylenebilir. Sadik kişilikler istikrarlı demokrasilerde kendilerini “frenleme” ihtiyacında kalırlar ancak savaş, devrimler, darbeler bu kişilerin kendilerini göstermeleri için fırsatlar yaratır. Ne yazık ki Uganda’nın da başına gelen de böyle bir durum. Ayrıca İdi Amin karakterinde başka kişilik bozukluklarından da bahsedilebilir. Örneğin paranoyak düşünceler, sürekli öldürüleceğini düşünme, aldatılma ve kandırılma düşüncelerini İdi Amin’de çok görüyoruz. Bu nedenle paranoid kişilik örüntüleri geliştirdiği söylenebilir. Ruhsal açıdan bazı dengesizlikler görüyoruz. İdi Amin’in zaman zaman çocuk ruhlu, espritüel zaman zaman asabi, şiddet sever ruh halini ve bunun giderek ülkeye yansımaya başlamasını ve ülke ile birlikte başkanın çevresine de bu dengesizliğin ve şüphelerin yerleşmesini izliyoruz.  Buna ek olarak, narsist kişilik özelliklerinden de bahsedebiliriz. Çünkü İdi Amin kendini çok değerli görüyor. Bu ülkeyi yönetebilecek tek kişi olduğuna inanıyor. Bu sebeple her şeye hakkı olduğunu düşünüyor. Bu durum da ülkedeki baskı rejiminin giderek artmasına neden oluyor. Yukarıda bahsetmeye çalıştığım özellikleri, herhalde diktatörlerin ortak özellikleri diye sıralayabiliriz.

Bir parantezde Dr. Nicholas Garrigan ve Uganda halkı için açalım. Doktor Nicholas babasından ve ailesinden uzaklaşmak için Uganda’ya geliyor ve burada İdi Amin’i bir baba figürü olarak görüyor ve onun yanında kalıyor. Filmde belki de en önemli replik Doktor Nicholas’ ın başkan olan İdi Amin’ in halk tarafından coşkuyla karşılanması üzerine oradaki bir adamla gerçekleştirdiği diyalog. Galiba şu şekildeydi.

Neden bu kadar seviniyorlar?

– İdi Amin başkan oldu.

–Çok seviliyor sanırım.

-Halk herkese aynı sevinci gösteriyor, önceki başkana da böyle davranmışlardı!

Bu replikten despotizmin doğasına dair oldukça önemli çıkarımlar yapabiliriz. Her ne kadar İdi Amin, Hitler gibi demokratik yollarla başa gelmemiş olsa da şöyle bir örnek vermekte fayda var. Wilhelm Reich, Faşizmin Kitle Psikolojisi kitabında şöyler der: “Almanya’da kitleler faşizmi arzuladığı için Hitler iktidara geldi ve iktidarı devam etti.”

Buradan hareketle, Doktor Nicholas güçlü bir baba imgesi aradığı kadar, toplum da bir despotu/babayı arıyor. Yani bireysel ve toplumsal açıdan despotizme izin veren biraz bu durumdur. Otoriter, karizmatik bir önderin peşinden sürüklenme ya da bir yoksunluğu giderme ihtiyacı… Sonuçta despotizmi inşa eden ve onun sürmesine izin veren yine insanlar. Despotizmin doğasını göstermesi açısından filmin oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Ben izlerken çok büyük keyif aldım. Umarım siz de beğenirsiniz. Sinemayla kalın.

“Burası Afrika. Şiddete şiddetle cevap verilir. Yoksa ölürsün.”

 

Ahmet YAŞAR

İnönü Üniversitesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir