Yükleniyor..
Film - Kitap İncelemeleriFilm İncelemeleri

Stranger Than Fiction / Lütfen Beni Öldürme

Filmin Adı: Stranger Than Fiction( Lütfen Beni Öldürme)

Yönetmen: Marc Forster

Oyuncular: Will Ferrell, Emma Thompson, Dustin Hoffman

 Tarih: 2006

Yapım: ABD

Filmin Konusu

Harold Crick hayatını yalnız geçiren, obsesif kompülsif bozukluğu olan bir mali müşavirdir. Sistemin duyarsızlaştırdığı kişilerden biriside odur. Mesleği nedeniyle her şeyi hesaplar, düzenine göre aynı şekilde devam ettirir. Her şeyin olağan gittiği bir gün bir kadın sesi duymasıyla tüm düzeni değişir. Bu kadın sesi bir anlatıcıya aittir ve Harold aslında bu yazarın son kitabının ana karakteridir. Yardım aldığı edebiyat profesörünün yol göstermesiyle olan biteni anlayan Harold, bu ses sayesinde kendi isteklerine kulak verir ve obsesif kişiliğinden sıyrılmaya başlar. Hayatının en iyi dönemindeyken yazarın söyledikleri yüzünden onun peşine düşer ve Harold’ın hikayesi bu şekilde devam eder.

Psikolojik açıdan değerlendirilmesi

            Harold Crick: 32 dişini kaç kez fırçaladığını sayan, kravatını bağlarken kaç saniye kazandığını hesaplayan obsesif bir kişiliğe sahiptir. Hayatı da kişiliği gibi tekdüzedir ve mali müşavirlik yapmaktadır. Her gün aynı saatte kalkar, kahvaltısını yapar, dişini fırçalar, otobüse ucu ucuna yetişecek şekilde evden çıkar ve aynı saatte yatar. Hayatı olağan seyrinde giderken bir sabah bir kadın sesi duyar. Bu ses Harold’ın yaptıklarını anlatan bir sestir. Anlatıcı Harold’ın öleceğinden bahseder. Harold bu noktada değişmeye başlar. Rutinini bozar, artık neyi ne zaman kaç dakikada yaptığı önemini yitirmiştir çünkü ölecektir. Yaşama içgüdüsü ve ölüm korkusunun karmaşıklığı içinde devam eder hayatına. Öleceğini bildiği için arzularını gerçekleştirir, sevdiği şeyleri yapar, hislerini saklamaz fakat aynı zamanda ölümü durdurmanın yollarını arar. Durumu çözmesi için profesörden yardım alır, yazarı aramaya koyulur. Harold sonunda neyin önemli olduğuna karar verir. Önemli olan kalan vaktini nasıl değerlendireceğidir. Takıntıları olmadan hayatına devam etmesi, gitar çalmaya başlaması, sevdiği kadınla vakit geçirmesi onun için daha önemli hale gelmiştir. Hayatın zıtlıklardan oluştuğunun bir göstergesidir bu. Ölüm, yaşamı daha zevkli hale getirmemizi sağlar.

Truman Show’u andıran kurgusuyla film, bizi kaderimizi belirleyip belirleyemeyeceğimiz konusunda düşünmeye sevk ediyor. Harold’ın, ölümünün kaçınılmaz olduğunu anladığı sahnede Jules(profesör) ona herkesin eninde sonunda öleceğini hatırlatmıştır. O, bir filmin başkahramanıdır ve ölümü anlamlı olacaktır. Aslında hepimiz kendi hayatlarımızın başrolündeyiz ancak ölümümüzü anlamlı kılmak için ne yapıyoruz? Asıl sorulması gereken soru bu…

 

 Ayşe Çokyavaş

 Yeditepe Üniversitesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir