Yükleniyor..
Film İncelemeleri

Le Huitième Jour / 8. Gün

Filmin Adı: 8. Gün
Yönetmen: Jaco Van Dormael
Oyuncular: Daniel Auteuil, Pascal Duquenne
Tarih: 1995
Yapım: Belçika, Fransa, İngiltere

‘Tanrı 8. gün George’u yaratmış. Bence onu yaratarak en doğrusunu yapmış.’
İş yaşamındaki başarıyı özel hayatına yansıtamayan Harry ve down sendromlu George’un yollarının kesişmesiyle hayatları değişir. İki insanın birbirine iyi gelmesi, dış görünüşün kişilerin özünün önüne geçişi ve ön yargılar…Farklılıkların bizi biz yaptığını gösteren güzel bir film.

Filmin Psikolojik Açıdan İncelenmesi
George ( Pascal Duquenne): Kendisi 47 kromozoma sahip bir bireydir. Annesi vefat ettiğinden dolayı kendisi gibi down sendromluların olduğu bir tedavi merkezinde kalmaktadır. George gördüğünüz en tatlı insanlardan biri olacaktır buna eminim. Çoğu down sendromlu birey gibi onunda müzik ve taklit yeteneği oldukça gelişmiştir. Film boyunca çalan en sevdiği şarkı ve şarkıcı ona eşlik eder. Yaptığı hayvan taklitleri ise sevimliliğine sevimlilik katmaktadır. Anadili olan Fransızca dışında İngilizce konuşabilmekte ve örgü örebilmektedir. Down sendromunun oluşturduğu öğrenme engeli bazı beceriler için ona engel olamamıştır. Sevecen, sıcakkanlı, güler yüzlü biridir. Yolda gördüğü insanlarla konuşur, onlara iltifat eder ancak insanlar aynı şekilde sevecenlikle yaklaşmaz. Bu durum George’ta kısa öfke nöbetlerine sebep olur. Kafasına eseni yapması onun başını değilse de Harry’ninkini bazen belaya sokmuştur. Annesi tarafından sevgiyle büyütüldüğü için George’un sosyal gelişimi ileri düzeydedir. Arkadaşlık kurduğu Harry(Daniel Auteuil)’nin bir ailesi olması onunla ilgilenmesine engel olabileceği için bunun konuşulması gereken bir konu olduğunu bilir. Kısacası George, toplumun dışladığı biridir. Film, aslında buna gerek olmadığını çünkü George’un –ve onun gibi özel insanların- çok büyük ve sevgi dolu bir kalbi olduğunu göstermektedir.
Harry( Daniel Auteuil): İş hayatında çok başarılır. Motive edici konuşmalar yapıp birçok insanı işine bağlayan Harry, özel hayatında kendi tavsiyelerine uyamamaktadır. Karısı ve çocuklarından ayrı yaşayan Harry yaptığı her harekette onları daha çok kendinden uzaklaştırır. Bu durum tesadüf eseri George ile karşılaşması ile değişir. George ile geçirdiği günler farklı bir bakış açısı katmıştır ona. Daha önce yoğun iş hayatının zincirlerinden kopamadığı için ailesinden uzaklaşan Harry, karşımıza asıl önemli olanı anlayan biri olarak çıkar. Aklı yerine kalbiyle hareket etmeyi öğrenmiştir. Herkesin korktuğu, konuşmadığı, dışladığı George, onu dinleyen bu kişiye hayatının en büyük dersini vermiştir.

Ayşe Çokyavaş
Yeditepe Üniversitesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir