Yükleniyor..
Film İncelemeleri

Hırsız Kız-Marnie

Dram, gizem türündeki 1964 ABD yapımlı filmin yönetmeni Alfred Hitchcock’tur. Başrollerini Tippi Hedren ve Sean Connery paylaşmaktadır.
Marnie başarılı bir hırsızdır. Aynı zamanda erkek düşmanıdır çünkü o büyürken babası yanında değildir ve annesinden yeterli sevgiyi görememiştir. Gök gürültüsü ve kırmızıdan aşırı derecede korkar. Farklı isimlerle şirketlere girip büyük miktarda para çalar. Son girdiği şirketin sahibi Marnie’yi birlikte çalıştığı ve Marnie’nin dolandırdığı şirketten tanır. Zamanla birbirlerinden hoşlanırlar ve Marnie incinmemek için Mark’ın şirketini soymuştur böylece ondan uzaklaşmak zorunda kalacaktır. Ancak Mark durumu bildiği için Marnie’den doğruları söylemesini ister ve durumu aleyhine kullanmayacak, ona yardım edecek tek kişinin kendisi olduğunu düşünür. Gizlice evlenirler. Mark, Marnie’deki psikolojik problemleri balayı sırasında keşfetmeye başlar. Marnie’nin erkeklerin kendisine dokunmasına tahammülü yoktur. Bu nedenle intihar girişiminde bile bulunmuştur. Mark, Marnie’yi çözmeye kararlıdır. Onun çok sevdiği atını getirir ve Marnie’ye bir adım daha yaklaşmış olur. Mark, onun bütün problemlerinin kötü geçen çocukluğundan kaynaklandığını düşünür ve araştırmalar yapar. Burada psikanalitik yaklaşımı görürüz. Marnie aynı rüyayı sıklıkla görmektedir. Rüyada 3 kere tıklatma sesi, gök gürültüsü ve kırmızı renk vardır ve ‘anneme zarar verme’ diyerek sayıklar. Mark bu kabus sırasında Marnie’yi uyandırır ve rüyayı yorumlamak için uğraşır. Marnie onu ciddiye almaz ve dalga geçerek Freud’un serbest çağrışım tekniğini kullanmayı önerir. Ancak ciddiye almadığı bu teknik Mark için gerekli bazı ipuçlarını göstermiştir. Bir dedektif tutmuş ve Marnie’nin aile geçmişi hakkında bilgi toplamıştır. Bu ipuçları ve yaptığı araştırmalar sayesinde Mark tüm olayı çözmüştür ve Marnie’yi annesi ile yüzleştirmeye götürür. O sırada hava yağmurludur ve gök gürültüsü vardır. Bu durum Marnie için daha da çekilmez bir hal almıştır. Eve girerler Mark kendini tanıtır ve annesinden her şeyi anlatmasını ister. Annesi Marnie’nin yaşadığı hafıza kaybını –aslında travmanın bilinçaltında bastırılmasıdır- bir lütuf olarak gördüğü için açıklamayı reddeder. Bu sırada tartışma yaşarlar ve Marnie aniden çocuk sesiyle rüyalarında sayıkladığı gibi ‘anneme zarar verme’ demiştir. Mark, Marnie’nin o anı tekrar yaşadığını anlar ve onu bilinçaltıyla yüzleştirir. Marnie’nin annesinin birlikte olduğu adamlardan biri gök gürültülü bir havada Marnie’yi öpmeye başlamıştır. Bundan hoşlanmayan Marnie ağlamaya başlar ve o sırada annesi gelir. Adam ve
annesi arasında tartışma çıkar. Annesini kurtarmak için eline aldığı demirle adama vuran küçük Marnie onu öldürmüştür ve adamın üstü kırmızı kana bulanmıştır. Tekrar yaşama anı ne kadar sancılı olsa da Marnie yüzleştiği bilinçaltı sayesinde hayatına yeni bir yol çizebilecektir.

Filmde psikanaliz öğeleri baskındır. Freud ve Jane benzetmeleri, rüyanın yorumlanması, serbest çağrışım, annesinden gerektiği kadar sevgi görmemesi ve çocukluğa dayanan problemler bunu göstermektedir. Marnie’nin bütün problemleri küçüklüğünde yaşadığı travmanın ve annesinden yeteri kadar sevgi görmemesinin sonucudur. Marnie o geceyi hafızasından silmiş olsa bile bazı çağrışım öğeleri ona geçmişten kesitler sunmuştur. Mark’ın uzman olmadan bu kadar ağır bir travmaya müdahale etmesi tabii ki doğru değildir. Gerçek hayatta böyle vakalara uzman olmayan kişiler tarafından müdahale edilmesi durumu daha da kötü hale getirir.

Ayşe Çokyavaş
Yeditepe Üniversitesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir